Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Tamam Yeni Yıl geldi de EeEee...

Bizim ülkemizde yılbaşı her yıl Aralık ayının 31. günü öğleden sonra başlayan ve 1 Ocak günü akşamı sona eren resmi tatil günüdür.Bu tatilin ve kutlamasının Hıristiyan dünyasının bayram olarak kabul ettiği Noel’le alâkası yoktur. Hıristiyanlar arasında Noel kutlamaları Hz. İsa’nın doğum tarihi olarak kabul edilen 25 Aralıkta başlar ve bir hafta devam eder. Dinî bir özellik taşır. Bizim için ise yılbaşı sadece bir takvim olayıdır, hiçbir dinî özelliği yoktur..Ama herşeyi olduğu gibi bunu da abartarak yaşıyoruz , sanki hiç tatil görmüyor sanki hiç bayram yaşamıyormuşuz gibi..Neredeyse onların özel günlerinden çok biz hissediyoruz bu özel zamanı..Biraz düşünsek ,baksak ve araştırsak göreceğiz aslında biz çok şanslı bir milletiz.Bizim kadar resmi ve dini Bayramı , özel günleri, şenlikleri ve daha bir sürü etkinlikleri olan başka bir ülke daha yok..biz daha bunların hakkını tam olarak veremezken kalkıyoruz yeni yıla 1 ay kalarak süslemelere, planlar yapmaya,o geceyi en özel nasıl ge…

Bir gün bir rüya gördüm...

Bir gün bir rüya gördüm
o kavuniçi balık benmişim
büyümem beklenmeden
afiyetle yenmişim...

istasyon insanları burdalar, tesadüfen
aynı rüyayı görüp ayrı yerlere giden...

     Beklenti içine girmeyeceksin bu hayatta hele hayal kurmayı çıkaracaksın aklından...Anı yaşayacaksın anına katılmak isteyenlerle . Sen sadece önüne bakacaksın yanında yürümek isteyenleri dinler gibi yapıp aslında kendi istediğin şeyleri yapacaksın..Hiç kimseyi planlarına ortak etmeyeceksin..Sen yanlız geldin bu dünyaya ve yanlız yürümeyi öğreneceksin, birilerine ölesiye bağlı asla kalmayacaksın , hele ortak hayaller hiç kurmayacaksın..Yol arkadaşlarına belli ölçüde değer vereceksin tabi diyorsan ki ben kırılsam da, üzülsem de, hayattan soğusamda sevdiğime sevgimi tam vermek isterim... o zaman şimdiden hazırla kendini..beklentilerinin hayal kırıklığına dönüşeceği günler göz açıp kapayana kadar gelir kapına.. asıl o zaman dank edecek ..Ben Tekim, Ben Yanlızım Bu Dünya dedikleri misafirhanede...Ben  bunu yeni öğren…

Ortaköyde balık sefası

Yazlara döndü kışımız...biz de bu güzel havaları değerlendirelim dedik ve arkadaşımla Ortaköy kaçamağı  yaptık :)

 biz de çoğu insan gibi İstanbul'un gece daha başka olduğunu düşünenlerdeniz.. ortaköye gidilir de kumpir veya waffle yenilir kuralını bozarak ara sokakta çok hoş bir balıkçı bulduk :) Alt katta balıkları satıp üst katta da sizin seçtiğiniz balıkları pişirip güzel bir ortamda sunuyorlar.. Levrek aldık ağzımızın tadını da biliriz :) eee balık memleketinden geldim olsun o kadar.... yanlız balığın yanında gelen salata sosları harika ötesiydi.. nar ekşisi ve zeytin yağı teee  Hataylardan organik olarak geliyormuş =) ben de diyorum eğer bu salataysa başka zaman yediğimiz şey acaba neydi  :D
burası da klasik ortaköy boğaz manzarasını seyrettiğimiz açık kafelerden biri..denizin kokusu, boğazın ışıkları ve karşımızda yükselen ay eşliğinde çay içtik pasta yedik :) hiç yapmadığımız birşey yaptık ve canı sıkkın olan arkadaşımın neşesini yerine getirmek için kızgın olduğu bir arkad…

4. Geleneksel Blog Toplantısı

İlk blog toplantım beklediğimden de güzel, bol hediyeli, bol çekilişli , bol katılımlı ve de bol yemekli geçti =)


bugün tek olumsuz şey yağan yağmur ve soğuk hava oldu . Kalamışta Moss Marine Cafe en keyifli günlerinden birini geçirdi bence :) zengin kahvaltı, açık büfe ile beraber sunuldu ..

veee hemen ardından gelen ardı arkası kesilmeyen sponsor katılımlarıyla gerçekleşen çekilişler.. girişte yakamıza tutturulan kartlarımızda numaralar vardı ve direk çekilişe dahil edilmiş olduk..çekiliş hediyeleri arasında İGLO dan hediye paketleri, ARMANİ marka saat (10 kişiye) , 1 yıllık ücretsiz HOST,DOMAİN (10 kişiye), DAGİ den hediye kutuları (10 kişiye), yemek kursu (10 kişiye), YONCA markasından 5 kişiye dolu dolu hediye paketleri, herkese çekilişsiz ALGİDA dondurması,kupa pardak,tşört,anahtarlık ve bere dolu bir çanta...vee bana da içlerinden yemek kursu çıktı :) en istediğim oldu ve ablamla o kursa katılacağız inşallah.. Ayrıca önceden Oktay Usta'nın programından tanıdığım ve beğ…

İlk kez blog toplantısına katılacağım :)

Ablacım sayesinde bu seferki blog toplantısına ben de katılacağım. Bu pazar ki planımız fenerbahçede köy kahvaltısı eşliğinde yapılacak olan blog buluşması ile başlıyacak...Sonrasın havayı bahane ederek ablamı bir alışveriş merkezine sokup oradan da epeydir gitmek isteiğimde bir türlü zaman bulamadığım  "AV MEVSİMİ " ni izlemeye ikna etmeye çalışacağım :) toplantıda çekeceğim karelerden buraya da yükleyeceğim , bu aralar fazla çocuk gibi takılıyorum ama olsun soğuk havalarda bu mod iyi geliyor :)

Aşure_m

Ben yaptım olmaz mııı =) zor diyordu aşure pişirmek için herkes, acemi şansımıdır bilmem ama çok güzel oldu.. arkadaşlarım, hocam ..yiyen herkes beğendi. her sene yapıcam artıkın :)

Aşure Günü

Böyle özel günlerimizi yakından takip ederdim 1 yıl öncesine kadar, evden , aileden uzakta yaşayınca gerçekten bazı şeyler biraz kopuk oluyor. Annecim hatırlattı sağolsun yine oralardan :) Heveslendirdi beni ve telefonu kapatınca aşure yapmaya karar verdim, internet sağolsun hemen netten malzemelerine baktım ve aldım.Geçen seneye kadar ağzıma koymadığım bu özel yemeği şimdi ise ilk kez deneyecek olmamın heyecanı ile yapacağım..eğer tutturabilirsem tarifi fotoğrafını da çekip buraya  koyarım :) Sizin de Aşure gününüzün bol sevaplı ve güzel geçmesini dilerim..

insan durup bir düşünüyor yani :)

‎( İnsan ) = ( yemek ) + ( uyumak ) + ( para
kazanmak için çalışmak ) + ( Eğlenmek )

( Eşek ) = ( yemek ) + ( uyumak ) olduğuna
...göre ilk denklemde

( yemek + uyumak ) yerine ( Eşek ) koyabiliriz.
..
( İnsan ) = ( Eşek ) + ( para kazanmak için
çalışmak ) + ( Eğlenmek )

bu yeni denklemde her iki taraftan ( Eğlenmek )
çıkartılırsa:

( İnsan ) - ( Eğlenmek ) = ( Eşek ) + ( para
kazanmak için çalışmak )

SONUÇ:

Eğlenmesini bilmeyen insan, sadece para kazanmak için çalışan eşekten başka birşey değildir.

Çinli Filozof Chang Ying Yue'dan;
Her kim gün boyunca arı kadar aktif, bir boğa
kadar güçlü,
bir at kadar çalışkan olduğu halde,
akşam olunca bir köpek kadar bitkin eve dönüyorsa;
bir veterinere görünmelidir.
Çünkü eşek olması, kuvvetle muhtemeldir...

Beyazı Gördüm..

Sonunda beyazı gördük :D Pıtır Pıtır kar yağıyor, genelde hava durumlarına pek inanmam ama dedikleri günde yağdırdılar karı vala :) hele de İstanbul'un kışı pek bi sertmiş , geçen sene yakinen şahit oldum..artık 4-5 ay evlere hapisiz sevinsek mi üzülsek mi =)

Wat Maceram Başlıyor..!

Sevinsem mi, üzülsem mi bilemedim :) uzun zamandır kararsız kararsız şirket araştırmaktan bıkmıştım..hele de grupla iş yapmaya kaltıysanız , işler hiç de hızlı ilerlemiyor bunu net olarak anladım bu süreçte..neyse ki daha dayanamadım ve bugün gidip kaydımı yaptırdım..diğerleri de beni takip edicekler bu hafta içinde...ilk defa sözleşme okudum ve ilk defa ciddi bişeye imza attığımı hissettim ... heyecandan imzayı da kaydırdım zaten sinir oldum :D şimdilik hayırlısı olsun diyorum benim ve de böyle bir işe başvuran herkes için..haftaya da amerikada çalışacağımız iş listesi gelecekmiş , içlerinden işimizi seçip CV mizi işverenlere göndereceğiz bakalım nasibimize hangi iş düşecek...

Öyle Bir Geçer Zaman ki - Gönül Turgut - Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak (2010)

uzun zamandır dizi izleyemiyordum, farklı bişeyler yoktu hep aynı senaryolar döndürülüp temcit plavı gibi önümüze sunuluyordu.. özlemim geçti diyebilirim, zevkle , merakla, heyecanla izliyorum "Öyle Bir Geçer Zaman Ki" yi...çevremdeki büyük küçük herkesin de ilgisini çekti diyebilirim..bu akşamda heyecanla izlemeye gidiyorum siz de kaçırmayın bence:)

flört - cemiyette pişiyoruz

hamdık pişicez inşallah..! inşallah diyorum bu şarkıyı her dinleyişimde..flört grubunun ismini yaptıkları müzikle pek uyuşturmasamda , tasavvuf tarzı söz müziklerini seviyorum.. "leyla'yı ararken Mevlayı bulucaz .." mantığıyla dinliyorum hep :)

Uçmak istediğini kimseye söyleme yoksa düşürmeye çalışırlar..

Türkiyede yaşıyorsanız ve bir şeyler yapmaya çalışıyorsanız bu cümleyi hiç unutmayın olur mu...
 annelerimiz vardır en korumacı, en kollayıcı,en sevici...ve bir sürü en_ci...fakat bizdeki normalin üstündedir çünkü o bir Türk Annesidir..50 yaşındaki çocuğuna bile " aman seni göreyim dikkatli ol, yemeğini ye.." gibi cümleler kuran anneler bizimkiler...ve sen yeni bişeyler yapmaya kalktığında ilk duvardır aşman gereken |annelerimiz|...

çok sevdiğimiz, hep sevdiğimiz, sevildiğimizi bildiğimiz arkadaşlarımız bazen arkadaştan da ötelerimiz vardır..  ama bazen onlardan da duyarız biz  " amaannn , napıcan uçmayı,  işin mi yok..." sen vazgeçmezsin belki ama duymak da istemezsin bu sözleri çoğu zaman, çünkü sen bunu yapmak , yaşamak istiyorsundur bir kerecik de olsa...

 bir de bizleri çok seven , dillerinden düşürmeyen güyaa hep bizim iyiliğimize konuşan ÇEVREmiz vardır taşan akıllarını boşa gitmesin diye bize veren...

ama ben kalemimi, silgimi kuşandım herkese herşeye karşı :) u…

Work and travel usa

work and the travel maceramın ilk adımını atmak üzereyim :) çok heyecanlıyım bu günlerde , benim için unutulmayacak bir deneyim olacak, inşallah herşey yolunda gider ve ben amerikadan memnun ayrılırım...


Cat Stevens-Wild World

şimdilerde de bu şarkıya takıldım kaldım.. tabi bunda ingilizce öğrenme isteğimin de etkisi var :( biliyorsunuzdur herkes aynı şeyleri söylüyor: alt yazılı fimler izle, ing. müzikler dinle,hikaye kitapları oku..elimden geldiğince uygulamaya çalışıyorum ben de :)

Paperweight-by Joshua Radin (Dear John)

İngilizce öğrenme çabalarım devam ederken bu hafta takılıp kaldığım şarkı bu oldu :)
Been up all night staring at you 
wondering what's on your mind 
i've been this way with so many before 
but this feels like the first time 
you want the sunrise to go back to bed 
i want to make you laugh 
mess up my bed with me 
kick off the covers i'm waiting 
every word you say i think 
i should write down 
don't want to forget come daylight 
happy to lay here 
just happy to lbe here 
i'm happy to know you 
play me a song 
your newest one 
please leave your taste on my tongue 
paperweight on my back 
cover me like a blanket 
mess up my bed with me 
kick off the covers i'm waiting 
every word you say i think 
i should write down 
don't want to forget come daylight 
and no need to worry 
that's wastin time 
and no need to wonder 
what's been on my mind 
it's you 
it's you 
it's you 
every word you say i think 
i should wr…

Sevgili John - Dear John fragmanı

bu yaz tatilinde bir hafta 6 film almıştım ve günde 2 film izleyerek kafa dağıtıyordum. filmlerinden birisi de Sevgili John olmuştu.zaten asker filmlerine bayılırım bir de içine çok hoş bir aşk hikayesi yerleştirilince keyifle izledim filmi :( az önce 25 Kasım'da 20:00 de TRT' de yayınlanacağını görünce çoook sevindim ve paylaşmak istedim...zamanınız olursa izlemenizi tavsiye ederim :)
filmi kısaca açıklamak da isterim : Konusu
" 'Sevgili John', diye başlar mektup. Ve bu iki kelimeyle bir kalp paramparça olur, iki hayat da sonsuza dek değişir.

Gerçek aşkı bulmak öyle zor ki. Ve bulunca da kolay vazgeçemiyor insan. Vazgeçmemek de gerekiyor zaten. Hayat bambaşka gerçekleri, gerekçeleriyle beraber kapımıza getirip dayatsa da aşkı unutmamalı. John'un yaptığı gibi. İçimizden biri o. Sıradan biri. Ama işte hepimizin ki gibi onun aşkının hikâyesi de biricik ve benzersiz. "

Gençliğinin en kızgın ve öfkeli dönemini geçiren 23 yaşındaki Jo…

Siz de bu aralar dünyaya neden geldiğiniz ve yaşamdaki amacınızın ne olduğu konusunda düşünmeye başladıysanız okumanız gereken kitap..

Ferrari’sini Satan Bilge, çok başarılı ve zengin bir avukatın hayatının değişmesini anlatıyor. Julian Mantle çok başarılı, her davaya büyük hırsla tutunan, çok ünlü ve zengin bir avukattır. Kitabın adı ise bu başarılı avukatın kırmızı bir Ferrasi’nin olmasından geliyor. Ancak Julian Mantle işini yapması için artık yaşlanmaya başladığı sıralarda mahkeme salonunun ortasında kalp krizi geçirir ve artık çok sevdiği işine veda etme zamanının geldiğini anlar. Böylece ortadan kaybolur. Ferrari’sini bile satar. 3 sene sonra birden çıkagelir ve onu görenler çok şaşırır. Çünkü yorgunluktan çökmüş ve sağlığı kötüye giden bu adam neredeyse 30 yaşındaki birisi kadar sağlıklı ve gençleşmiş olarak geri döner. Kitap Julian Mantle’ın nasıl bu hale geldiğini anlatıyor. Robin Sharma, Ferrari’sini Satan Bilge’yi konuşma havasında yazmış. Bu da kitabın sizi sıkmamasını sağlıyor. John karakterinin gözünden anlatılan kitapta, siz John oluyorsunuz. Yani bilgilendirilmeye, öğrenmeye aç ve bir o kadar hevesli k…

Ah İstanbul benimsin!

“Ah İstanbul benimsin!”
Bu şehir erkeğine sadece onun olduğunu hissettiren ve fakat başka erkeklere de aynı aşkı tattıran bir kadına benziyor.
İstanbul gerçekte benim!
Bu şehir kimin?
Acaba herkesin bir İstanbul’u mu var?
...İçiçe geçmiş bir şehri mi yaşıyoruz?
Herkesin bir şehri, herkesin bir ACZ’i var bu alemde..  Tarık Tufan

ve kapanmayan avuç içimsin...

Bir gün Mevlana eve girer ve hanımı ona sorar :
 Bu kadar aşıksin Mevlaya şükürler olsun , bu aşkı yaşayıp yaşatana peki bana ne kadar aşıksin der ;
Mevlana hanımına şöyle der ; sen benim Yaradandan ötürü , yaradılani sevişim , bir adım gelene on adım gidişimsin ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin . Sen benim bu günüme şükür ve yarınima dua edişim , azla yetinişim , çoğa göz dikmeyisimsin . Ve kapanmayan avuç içimsin ...



Destina

Dün gece sen uyurken
İsmini fısıldadım
Ve hayvanların korkunç
Öykülerini anlattım

Dün gece sen uyurken
Çiçeklere su verdim
Ve insanların korkunç
Öykülerini anlattım onlara

Dün gece sen uyurken
Yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana
İşte bu yüzden, sırf bu yüzden
Yeni bir isim verdim sana
Destina

Sen öyle umarsız uyusan da bir köşede
İşte bu yüzden, sırf bu yüzden işte
Yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için
Seni bu denli yıktıkları için
Yaşamımın gizini vereceğim sana
Leyla Müldür

The Secret (Sır)

"Bu sırrın ne olduğunu söyleyemem.Tek söyleyebildiğim
 varolduğu." 

(Alexander Graham Bell-Telefonun Mucidi) 

San ki…Kalabalık evim. San ki...Kalabalık yüreğim.San ki...MutluyumSan ki herşey yolunda.San ki... Param çok.San ki... Sağlıklıyım.San ki...Seviliyorum. San ki... Seviyorum.Sanki...Elimdeki şans taşım ısınmaya başladı. Gülümsüyorum...Biliyorum ki iyi şeyler olacak ve bekliyorum. aslında en büyük sır senin nasıl gördüğün ve nasıl görünmesini İSTEDİĞİNDİR...

DARIO MORENO - DENIZ VE MEHTAP

İstanbul'da dinlemesi ayrı bir keyif olan bir şarkı Deniz ve Mehtap...Eski kırkbeşlik şarkılar , bir de İstanbul hayranı olarak bu şarkıyı ayrı bir hazla dinliyorum ..:)

bayram ziyafetine buyrun...

biz de bayram 2. gün başladı :) bayram ziyaretçilerimize güzel bir masa donattık. iyi ki gelmişler çok güzel bir akşam geçirdik...

sevdiğin kadar sevilirsin..

Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif  Kalbinin attığı kadar canlısın  Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç  Sevdiklerin kadar iyisin  Nefret ettiklerin kadar kötü  Ne renk olursa olsun kaşın gözün  Karşındakinin gördüğüdür rengin  Yaşadıklarını Kar sayma:  Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;  Ne kadar yaşarsan yaşa,  Sevdiğin kadardır ömrün  Gülebildiğin kadar mutlusun  üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin  Sakın bitti sanma her şeyi,  Sevdiğin kadar sevileceksin.  Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer  Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın  Bir Gün yalan söyleyeceksen eğer Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.  Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret  Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın  Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın  Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.  Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın  Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.  Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin işte budur hayat!  işte budur yaşam…

kutlu değil mübarek olsun bayramımız ...

Herkesin Bayramının mübarek olmasını dilerim.. Allah hepimizin dua ve dileklerini kabul etsinn daha sevdiklerimizle beraber geçireceğimiz nice bayramlar görmeyi nasip etsin... Insanoğlunun korumakla mükellef olduğu o ilk dairede, ailesinde “en iyi eş” olan, en iyi anne ve baba olup evlatlarını en iyi şekilde yetiştirenlerden olmamızı nasip etsin. Hayırlı evlatlar olduğu gibi anne ve babalarımızın da hayırlı anne ve babalar olmasını nasip etsin ve deee “Sınırlarını korurken ölenler şehittir” hadisi ışığında yaşayıp ailemizin sınırlarını korurken ölsek, şehit olacağımızın bilincinde babalar ve anneler olmamızı nasib etsin Allah’ım :)

Leylasının Haberi Yoktu :(

Avare dolaşan bir mecnun görmüştüm
Yagmurla yikanan Istanbul sokaklarinda
Hava soguktu, ellerim üşüyordu
Gözleri yüklü bulutlar gibi dosttu
Garibim Leyla'sini ariyordu

Sordum, soruşturdum kimmiş
Dediler bir sevdicegi varmiş
Diyar diyar, bir ömür onu ararmiş

Günler birbiri ardina geçiverdi
Mecnun artik bizden biriydi

Dayanamadi yüregim, açtim kapimi bir gün
"Gir içeri" dedim "dişarisi kiş, kiyamet
Hadi dostum, donacaksin"
Mevsimlerden kişti Istanbul'da
Güldü, devam etti dolanmaya

Bir sabah kapimda uyur halde buldum onu
"Uyan dostum gün dogdu
Kapilma" hemen "umutsuzluga"
Yeni günde yapacagin çok iş var.

Anladim ki uyanilmaz uykudaymiş
Gözlerimden yaşlar döküyordum mecnuna

Haber vereyim dedim
Nerede, ne yapardi bilmem ama
Sanirim garibimin aşkindan, hayallerinden
Leyla'nin haberi bile yoktu....

iki insan girdi şehrime koşarak :)

İstanbul'u anlamak zor .. baya zaman oldu ve havalar çok güzel gidiyor.o zorlu kara kış günlerine girmeden önce bence İstanbul bize bir kıyak geçiyor :) vize döneminden beri hava hiç bozmadı ve bayramda iki kat daha güzel geçecek gibi duruyor yani hava durumları bizi hayal kırıklığına uğratmazsa :) bu gün annemle kardeşim memleketten yanıma geliyorlar ve ben bu bayram çifte mutluluk yaşayacağım... kısa bir süre kalacaklar ama olsun istanbul-güneşli hava-anne üçgeni içinde geçireceğim bu bir hafta unutulmayak bir anı olarak kalacak hayatımda <tabiki çok anormal bir durum değil ama 20 senedir evinden ayrılmayan bir kadını bu kadar yola gelmesi için ikna etmiş olmam bence takdire şayan bir olay :) >

küçük hanımın küçük mutluluğu :)

canumm arkadaşım Aida , sayesinde ilk kez yediğim Olivyeyi ( kendisi rus salatası oluyor ) yaptı , bense onun ilk kez yediği elmalı pastayı yaptım:) keyifle kurduğumuz masamızda ilklerimizi yaşadık :D bir nevi vize sonrası kutlama, bayram öncesi küçük bir ziyafet oldu bu küçük hanımın küçük misafiri ve küçük masası :)

Belki benim kağıt param,bir şekilde, döne dolaşa senin cebine girmiştir...

hiçbir neden yokken ya da biz bilmezken tepemiz
atmış ve konuşmuşuzdur
onca neden varken ve
tam sırası gelmişken hiçbirşey yapmamış ve
susmuşuzdur
aynı anda aynı sessiz geceye doğru
içim sıkılıyor demişizdir.
aynı sabaha uyanırken
kimbilir aynı düşü görmüşüzdür
olamaz mı? olabilir
onca yıl sen burada
onca yıl ben burada
yollarımız hiç kesişmemiş
şu eylül akşamı dışında
belki benim kağıt param, bir şekilde, döne dolaşa senin cebine girmiştir belki aynı posta kutusuna değişik zamanlarda da olsa birkaç mektup atmışızdır
ayın karpuz dilimi gibi batışını izlemişizdir deniz kıyısında
aynı köşeye oturmuşuzdur köhnede belki de birkaç günarayla
olamaz mı? olabilir
onca yıl sen burada
onca yıl ben burada
yollarımız hiç kesişmemiş
şu eylül akşamı dışında
bostancı dolmuş kuyruğunda sen başta ben en sonda öylece beklemişizdir
sabah 7:30 vapuruna sen koşa koşa yetişirken, ben yürüdüğümden kaçırmışımdır
aynı anda başka insanlara, seni seviyorum demişizdir
mutlak güven duygusu…

bir damla gözlerimde

Öyle çok şey var ki içimde
hep sustuk konuşmak yerine
Konuşmadığımız her ne varsa
Seninle sakladım gözlerimde

Ne olur sende fazla üzülme
Hep kendi kendine yenilme
Konuşmadığımız her ne varsa seninle
Bir damla gözlerimde Belki yanlış yoldayız
Kaybolduk kaybolduk gizleyince kendimizde yorulduk
Her hatada telafi gerekli değilmi
Bizi durduran gurur mu kibir mi?
bir yarışma bu kadar mı değiştirir bir sanatçıyı ..! diyorum sertap ereneri her gördüğümde ve dinlediğimde.. ses zaten vardı bir de yanına görüntü eklenince :)

hadi küçük bir test yapalım :) rengini seç..

soru1:) Aşağıdaki renklerden birini seç?
*sarı
*mavi
*kırmızı
soru2:) Aşağıdaki renklerden birini seç?
*yeşil
*mor
*turuncu

Sarı ve Yeşil: Bakıcılar Gerçekçi bakış açınız kendiniz ve çevrenizdekiler için güvenli ve rahat bir ortam yaratıyor. Karşınızdakini dinliyor ve ne söylemek istediğini anlıyorsunuz. İnsanların sözlerini olduğu gibi kabul etmek yerine sorular sorarak gerçekten neye ihtiyaçları olduğunu bulmaya çalışıyor ve bu arada onların kendilerini daha iyi tanımalarına yardımcı oluyorsunuz.

İnsanlara bakmak ve yardım etmek sizin doğal bir yeteneğiniz. Fakat aşırıya kaçtığınız zamanlarda ne yazık ki kimseye yardımcı olmuyorsunuz. Bazen başkalarının kendi ihtiyaçlarını keşfetme yetisine saygı göstermeniz gerekir. Sürekli insanları kurtardığınız ve yardım ettiğiniz zaman onların kendi problemleri ve sorumlulukları ile yüzleşmelerine engel olursunuz. Dolayısıyla geri adım atın ve insanların sizin desteğiniz olmadan kendi ayakları üzerinde durmalarına izin verin. Eğer başarısız olurlarsa…

noktalama işaretlerinin dili

Bir gün insan "virgül"ü kaybetti, o zaman zor ve uzun cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince, düşünceleri de basitleşti.

Bir başka gün ise "ünlem" işaretini kaybetti. Alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Artık ne bir şeye kızıyor, ne de bir şeye seviniyordu. Hiçbir şey onda en ufak bir heyecan uyandırmıyordu.

Bir süre sonra da "soru işaretini" kaybetti ve artık soru sormaz oldu. Hiçbir şey ama hiçbir şey onu ilgilendirmiyordu. Ne kâinat, ne dünya ne kendisi umurundaydı.

Birkaç sene sonra "iki nokta üst üste" işaretini kaybetti ve davranış nedenlerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti.

Ömrünün sonuna doğru elinde yalnız “tırnak işaretleri" kalmıştı. Kendine has tek düşüncesi yoktu. Yalnız başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu.

Sıra “nokta”ya geldiğinde düşünmeyi ve okumayı unutmuş vaziyetteydi...

dört hafli kelime : AİLE

Mutluluk elimizde olmayanı elde etmekle değil, elimizde olanı anlayıp kanaat etmekle olur...herkesin çocukluluğundan veya hayatının bir döneminden kalan böyle bir karesi vardır bu kısa dönem yolculuğunda...yaşayanlar bilir o anda isterseniz dünyanın en mutsuz,parasız,huzursuz,hatta hasta insanı olun, bu karenin içine girdiğinizde hepsini unutursunuz.Anın verdiği o huzur ve mutlulukla belki de ilk kez sevinçten dökülür gözlerinizdeki yaşlar...zamanı geçmeden elimizdekilerin kıymetini bilelim,en başta da ailemizin,ne olursa olsun hep baş ucumuzda olan ailemizin...

New York'ta Beş Minare

Mahsun Kırmızıgül'den 3'de 3 dedirtecek harika bir yapım daha BEŞ MİNARE...Tamam M.Kırmızıgül'ü sevmiyor olabilirsiniz ama bu filmden sonra "helal olsun , bu izlediğim bir Türk yapımı ve ben bu kadar keyifle, soluksuz , her sahnesinde acaba şimdi ne olacak..." diye düşünerek izliyorsunuz.
Oyuncuların seçiminden,filmin konusundan,mekanlarından herbişeyinden ayrı memnum kaldım:) Aşk hikayesi olmadan da bir film çekilebiliyormuş bunu da gördüm. Kadın başrol oyuncusuna<gina gershon> bir bayan olarak hayran oldum :)çok güzel ve de etkileyici bir kadın..
Filmin konusunu kısaca şöyle açıklıyım :Kırmızı bültenle aranan ve ismi fenomene dönüşen radikal dinci bir örgütün lideri Deccal kod adlı suçlunun Amerika’da yakalandığı bilgisi gelir. Teşkilatın en başarılı iki polisi Amerika’ya suçluyu teslim almaya giderler. Bundan sonrası kolay gibi görünür ama hiçbir şey göründüğü gibi değildir. İstanbul, New York, Bitlis üçgeninde geçen hikaye, yakın dönemin Türkiye’sini sorg…

Dünya kaçtı gözüme...

Yakın Bir ışık düşerse üstüne basma. Daha yakınlaşır, korkarsın. Bir leke, silmeye - gör, Leke kalır, sen çıkarsın. Bir gölge, nereye gider. Gözlerince gider, bakarsın. Bakarsın girer gözlerinden. Leke onun peşinden, bakarsın. Bir ışık düşerse üstüne basma, Gözlerine basarsın.     Özdemir Asaf

Birazdan Yıldırımlar Düşecek Kentin Sokaklarına

Afrika’nın bir bölümünde yaşayan kaplanlar arasında ilginç bir dayanışma örneği sergilenir. Güçlü yağmurlar beraberinde korkunç yıldırımlar taşırlar buralara. Adeta gökyüzünü yırtan yıldırımlar, yeryüzüne büyük bir gürültü ile inerler. Tarihin içinde tanrıların kavgası ya da öfkesiyle anılır Yıldırımlar. Sahici bir öfkenin yansımasına benzer gerçektende.
İlginç olan bu şiddetli yağmurlar yağarken kaplanların birlikte gerçekleştirdikleri bir olaydır. Yoğun yağmurlar sırasında kaplanlar açık alanlara çıkarlar. Kısmen yıldırımlara karşı korunaklı açık alanlar. Çünkü ağaçların üzerine yıldırım düşmesi olasılığı fazladır. Büyük orman yangınlarına da neden olabilir bu yıldırım düşmeleri.
Açık alana toplanan kaplanlar yere uzanırlar.
Gurup halinde yere uzanan kaplanlar kafalarını birbirlerinin kafalarına yaslarlar.
Tek bir şey yüzünden!
Eğer birinin üzerine yıldırım düşerse, diğerleri de onunla birlikte ölür. Yan yana, göğüs göğse, kafa kafaya duran kaplanlar böylece ölüme birlikte gitme yemini e…
Sevgili olmadıkça can ne işe yarar ki? Ersen sevgiliye kavuşmayan canın üstüne düşme! Bu yolda erlik gerek, bu yolda can vermek gerek.Ercesine candan el yummak gerek ki sana iş eri desinler. Eğer sevgiliye bir can verirsen,yüz binlerce can ihsan ederler.Sevgili olmadıktan sonra can, bir kara akçe bile etmez, erler gibi aziz canını feda et. Erce can verdin mi,sevgili senin yoluna canlar döker...sana nice canlar ihsan eder. Mantık Al Tayr
Rabbim,
Bir insan koy kalbime
Ama o insan senin de
sevdiğin olsun Ve bana öyle bir insan sevdir ki
O insanın kalbi Seninle sevişen bir mabed olsun.
Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce
Onunla buluşmuş olan sen olasın
Onunla el ele tutuştuğumuzda
İkimizin üzerinde Senin elin olsun
Bana öyle gözler göster ki
Ben o gözlerden sana bakayım
Bana öyle bir sevgili ver ki
O gözler cennete açılan iki pencere olsun
Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki
Kılavuzumuz sen olasın ey Rabbim

Şemsim

Bir çift güzelgöz gördüm,
Sahilde,câna yakın gördüm,
Merhaba dedim,ışık gördüm,
Dünya güzeli şemsimi gördüm.

Sıcak bir iklim,üşümedim,
Kimsin meltem rüzgârınım,
Aslan gibi asil,ceylanım,
DÜnya güzeli Şemsimi gördüm.

Sevgisi,sıcacıktı,saygılı,
Korkusuz,metîn cok vefâlı,
Edep Erkân var,yol cefâlı,
Dünya güzeli şemsimi gördüm.

Gönlü güzel,ahlâkı güzel,
Boyu endamı kendinde özel,
Yürek soylu,yörüktür tüzel,
Dünya güzeli şemsimi gördüm.

Mevladan Naz Niyazla talep et,
Işık var,nasip iste,hûzme et,
Gönlünden öpüyorum, az sabret,
Dünya güzeli şemsimi gördüm.

Maksudi,yeter gayri,uz söyle,
Nedir,sendeki güneş onu söyle,
Islanmak varsa nasipde söyle,
Dünya güzeli şemsimi gördüm.

gül ile bülbül

Gül, sırrını açtığı için solgun bir yüzle döner baharından.Ayrılık acısıyla demlenmiş bir yudum içmeyi dileyerek ağız açan da gül gibi sırrını ifşa eder. Gül, güzelliğini açığa çıkarmak için açılıyorsa; insan, yükünü taşıtmak için paylaşır esrarını. Gülün, her ne kadar güzel hatıraları da olsa başladığı noktada biter yolculuğu. İnsan ise hafiflemek için bıraktığı yükün altında daha çok ezilmeye başlayacaktır. Sırrın kaderi budur. Kimsenin bilmediğidir sır. Durdukça yakar. Bundan dolayıdır ki gül, yapraklarının yandığını ve bu yanık kokusunun tüm bedenini sardığını görünce sarhoş olur. Sırrın sırrıyla hemhal olur. Kendinden geçer ki bir sabah elinde olmadan bir bülbül görsün diye halimi açıverir masumca dudağını. Kızaran yaprakların ucunu gösterir bir diğer gün. Sonra o sırrın sırrıyla yanışın kokusu yayılır etrafa. Her akşam farkına varsa da kendini daha çok ifşa ettiğinin dönüşü olmadığını bilir. Geri adım atamaz. Gecenin bu pişmanlığı da bir sırdır çünkü ve bu sırrın sarhoşluğu ile …

bebek evleri

Sunay Akının İstanbul oyuncak müzesindeki bebek evleri...çocuklar açısından gerçeğe çok yakın olan bu oyuncaklar, onların hayal dünyalarının da sapmalara uğramadan gelişmesine yardımcı oluyor. ki ben büyük olmama rağmen çok zevk aldım bu oyuncaklara bakmaktan...



bu da nacizane benim tasarımım :)

reklam yazısı olarak    "Elinizin altındaki hazlar..."        yazdım    ve     tabiki karadenizli   oluşun    etkisiyle   böyle   bir   tasarım   yapmak   geldi   aklıma :)

çanta tasarlıyorum :)

materyal tasarımı dersinde değişik, orjinal el çantaları tasarlanmamız istendi ... ben de ufak bir araştırdım ve gayet ilginç örneklerle karşılaştım...