Tamam Yeni Yıl geldi de EeEee...

23:35:00 Merve Sevim 4 Yorum

   Bizim ülkemizde yılbaşı her yıl Aralık ayının 31. günü öğleden sonra başlayan ve 1 Ocak günü akşamı sona eren resmi tatil günüdür.Bu tatilin ve kutlamasının Hıristiyan dünyasının bayram olarak kabul ettiği Noel’le alâkası yoktur. Hıristiyanlar arasında Noel kutlamaları Hz. İsa’nın doğum tarihi olarak kabul edilen 25 Aralıkta başlar ve bir hafta devam eder. Dinî bir özellik taşır. Bizim için ise yılbaşı sadece bir takvim olayıdır, hiçbir dinî özelliği yoktur..Ama herşeyi olduğu gibi bunu da abartarak yaşıyoruz , sanki hiç tatil görmüyor sanki hiç bayram yaşamıyormuşuz gibi..Neredeyse onların özel günlerinden çok biz hissediyoruz bu özel zamanı..Biraz düşünsek ,baksak ve araştırsak göreceğiz aslında biz çok şanslı bir milletiz.Bizim kadar resmi ve dini Bayramı , özel günleri, şenlikleri ve daha bir sürü etkinlikleri olan başka bir ülke daha yok..biz daha bunların hakkını tam olarak veremezken kalkıyoruz yeni yıla 1 ay kalarak süslemelere, planlar yapmaya,o geceyi en özel nasıl geçeririm diye düşünmeye.. ya tamam hani hiç eğlenmeye zamanı olmayan , tatili bayramı olmayan bir millet olsak neyse amaa yaa bırakın daa Hristiyan bayramı olan bu günü onlar gönüllerince kutlasın, sen sadece yeni yılın gidiği ve 1 günlük tatilin olduğu bu günü dinlenerek geçir..çünkü amaç farklı çünkü din farklı çünkü Onlar hiç bir zaman Kurban ve ya Ramazan bayramı kutlamaz çünkü dine özgü şeyler bunlar..çok az kaldı ve Türkiye gibi bir yerde geçen hafta Taksim'de yeni yıl provası yapıldı =) Neden...? Bayram görmemiş insanımız o gece nasıl sapıtacak , nasıl edebe Ahlaka sığmayan şeyler yapacak biz de bun nasıl engel olacağız ..bu yüzden mi..? O günün ardından yayınlanan haberleri kaçırmayın olur mu..! gülsek mi ağlasak mı kıvamında, kendine gülebilen tek millet olarak bunu da yapıyoruz çünkü...

4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Bir gün bir rüya gördüm...

11:31:00 Merve Sevim 4 Yorum


 Bir gün bir rüya gördüm
o kavuniçi balık benmişim
büyümem beklenmeden
afiyetle yenmişim...

istasyon insanları burdalar, tesadüfen
aynı rüyayı görüp ayrı yerlere giden...


     Beklenti içine girmeyeceksin bu hayatta hele hayal kurmayı çıkaracaksın aklından...Anı yaşayacaksın anına katılmak isteyenlerle . Sen sadece önüne bakacaksın yanında yürümek isteyenleri dinler gibi yapıp aslında kendi istediğin şeyleri yapacaksın..Hiç kimseyi planlarına ortak etmeyeceksin..Sen yanlız geldin bu dünyaya ve yanlız yürümeyi öğreneceksin, birilerine ölesiye bağlı asla kalmayacaksın , hele ortak hayaller hiç kurmayacaksın..Yol arkadaşlarına belli ölçüde değer vereceksin tabi diyorsan ki ben kırılsam da, üzülsem de, hayattan soğusamda sevdiğime sevgimi tam vermek isterim... o zaman şimdiden hazırla kendini..beklentilerinin hayal kırıklığına dönüşeceği günler göz açıp kapayana kadar gelir kapına.. asıl o zaman dank edecek ..Ben Tekim, Ben Yanlızım Bu Dünya dedikleri misafirhanede...Ben  bunu yeni öğrenmedim Beklenti içine girmeyi baya zaman önce terketmiştim ama ne kadar hazırlasan da kendini bazen olmuyo...

4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Ortaköyde balık sefası

17:51:00 Merve Sevim 11 Yorum

Yazlara döndü kışımız...biz de bu güzel havaları değerlendirelim dedik ve arkadaşımla Ortaköy kaçamağı 
yaptık :)

 

 biz de çoğu insan gibi İstanbul'un gece daha başka olduğunu düşünenlerdeniz.. ortaköye gidilir de kumpir veya waffle yenilir kuralını bozarak ara sokakta çok hoş bir balıkçı bulduk :) Alt katta balıkları satıp üst katta da sizin seçtiğiniz balıkları pişirip güzel bir ortamda sunuyorlar.. Levrek aldık ağzımızın tadını da biliriz :) eee balık memleketinden geldim olsun o kadar.... yanlız balığın yanında gelen salata sosları harika ötesiydi.. nar ekşisi ve zeytin yağı teee  Hataylardan organik olarak geliyormuş =) ben de diyorum eğer bu salataysa başka zaman yediğimiz şey acaba neydi  :D

 
                          burası da klasik ortaköy boğaz manzarasını seyrettiğimiz açık kafelerden biri..denizin kokusu, boğazın ışıkları ve karşımızda yükselen ay eşliğinde çay içtik pasta yedik :)    
      
hiç yapmadığımız birşey yaptık ve canı sıkkın olan arkadaşımın neşesini yerine getirmek için kızgın olduğu bir arkadaşına mektup gibi birşey yazdık..aslında içimizi döktük kağıda, ağzımıza geleni yazdık desek daha doğru olacak :D edep sınırlarını aşmadan biraz da argo kullanarak bir o bir ben doldurduk kağıdı..aslında  ne kadar güzel bir alışkanlık duygularını kağıda , yazıya dökmek, bence herkesin kendini rahatlatmak için denemesi gereken bir yöntem.. kısacaa =) bazen böyle geceler yaşamak hakkaten kafamızı boşaltmaya yarıyor ;)

11 yorum:

sizi sevi_yorum :)

4. Geleneksel Blog Toplantısı

19:41:00 Merve Sevim 10 Yorum

İlk blog toplantım beklediğimden de güzel, bol hediyeli, bol çekilişli , bol katılımlı ve de bol yemekli geçti =)


bugün tek olumsuz şey yağan yağmur ve soğuk hava oldu . Kalamışta Moss Marine Cafe en keyifli günlerinden birini geçirdi bence :) zengin kahvaltı, açık büfe ile beraber sunuldu ..

 
veee hemen ardından gelen ardı arkası kesilmeyen sponsor katılımlarıyla gerçekleşen çekilişler.. girişte yakamıza tutturulan kartlarımızda numaralar vardı ve direk çekilişe dahil edilmiş olduk..çekiliş hediyeleri arasında İGLO dan hediye paketleri, ARMANİ marka saat (10 kişiye) , 1 yıllık ücretsiz HOST,DOMAİN (10 kişiye), DAGİ den hediye kutuları (10 kişiye), yemek kursu (10 kişiye), YONCA markasından 5 kişiye dolu dolu hediye paketleri, herkese çekilişsiz ALGİDA dondurması,kupa pardak,tşört,anahtarlık ve bere dolu bir çanta...vee bana da içlerinden yemek kursu çıktı :) en istediğim oldu ve ablamla o kursa katılacağız inşallah.. Ayrıca önceden Oktay Usta'nın programından tanıdığım ve beğenerek takip ettiğim Ayşem Öztaş ile tanışma fırsatı buldum..

 

Oğlu Doruk Allah nazarladan korusun harika bir bebek..Kendisi ise oğlundan sıcak ve çok güzel bir anne :) Onunla tekrar aynı ortamlarda bulunmayı çok ama çok isterim.


 

bu da masaların yemekten sonraki görüntüsüydü :)


Bir daha ki blog toplantısı ne zaman bilinmiyor ancak mutlaka ona da katılacağım ;)


10 yorum:

sizi sevi_yorum :)

İlk kez blog toplantısına katılacağım :)

23:05:00 Merve Sevim 2 Yorum

Ablacım sayesinde bu seferki blog toplantısına ben de katılacağım. Bu pazar ki planımız fenerbahçede köy kahvaltısı eşliğinde yapılacak olan blog buluşması ile başlıyacak...Sonrasın havayı bahane ederek ablamı bir alışveriş merkezine sokup oradan da epeydir gitmek isteiğimde bir türlü zaman bulamadığım  "AV MEVSİMİ " ni izlemeye ikna etmeye çalışacağım :) toplantıda çekeceğim karelerden buraya da yükleyeceğim , bu aralar fazla çocuk gibi takılıyorum ama olsun soğuk havalarda bu mod iyi geliyor :)

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Aşure_m

18:14:00 Merve Sevim 5 Yorum


Ben yaptım olmaz mııı =) zor diyordu aşure pişirmek için herkes, acemi şansımıdır bilmem ama çok güzel oldu.. arkadaşlarım, hocam ..yiyen herkes beğendi. her sene yapıcam artıkın :)

5 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Aşure Günü

21:48:00 Merve Sevim 4 Yorum

Böyle özel günlerimizi yakından takip ederdim 1 yıl öncesine kadar, evden , aileden uzakta yaşayınca gerçekten bazı şeyler biraz kopuk oluyor. Annecim hatırlattı sağolsun yine oralardan :) Heveslendirdi beni ve telefonu kapatınca aşure yapmaya karar verdim, internet sağolsun hemen netten malzemelerine baktım ve aldım.Geçen seneye kadar ağzıma koymadığım bu özel yemeği şimdi ise ilk kez deneyecek olmamın heyecanı ile yapacağım..eğer tutturabilirsem tarifi fotoğrafını da çekip buraya  koyarım :) Sizin de Aşure gününüzün bol sevaplı ve güzel geçmesini dilerim..

4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

insan durup bir düşünüyor yani :)

14:46:00 Merve Sevim 4 Yorum

‎( İnsan ) = ( yemek ) + ( uyumak ) + ( para
kazanmak için çalışmak ) + ( Eğlenmek )

( Eşek ) = ( yemek ) + ( uyumak ) olduğuna
...göre ilk denklemde

( yemek + uyumak ) yerine ( Eşek ) koyabiliriz.
..
( İnsan ) = ( Eşek ) + ( para kazanmak için
çalışmak ) + ( Eğlenmek )

bu yeni denklemde her iki taraftan ( Eğlenmek )
çıkartılırsa:

( İnsan ) - ( Eğlenmek ) = ( Eşek ) + ( para
kazanmak için çalışmak )

SONUÇ:

Eğlenmesini bilmeyen insan, sadece para kazanmak için çalışan eşekten başka birşey değildir.

Çinli Filozof Chang Ying Yue'dan;
Her kim gün boyunca arı kadar aktif, bir boğa
kadar güçlü,
bir at kadar çalışkan olduğu halde,
akşam olunca bir köpek kadar bitkin eve dönüyorsa;
bir veterinere görünmelidir.
Çünkü eşek olması, kuvvetle muhtemeldir...

4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Beyazı Gördüm..

10:13:00 Merve Sevim 4 Yorum

Sonunda beyazı gördük :D Pıtır Pıtır kar yağıyor, genelde hava durumlarına pek inanmam ama dedikleri günde yağdırdılar karı vala :) hele de İstanbul'un kışı pek bi sertmiş , geçen sene yakinen şahit oldum..artık 4-5 ay evlere hapisiz sevinsek mi üzülsek mi =)

4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Wat Maceram Başlıyor..!

22:53:00 Merve Sevim 6 Yorum

Sevinsem mi, üzülsem mi bilemedim :) uzun zamandır kararsız kararsız şirket araştırmaktan bıkmıştım..hele de grupla iş yapmaya kaltıysanız , işler hiç de hızlı ilerlemiyor bunu net olarak anladım bu süreçte..neyse ki daha dayanamadım ve bugün gidip kaydımı yaptırdım..diğerleri de beni takip edicekler bu hafta içinde...ilk defa sözleşme okudum ve ilk defa ciddi bişeye imza attığımı hissettim ... heyecandan imzayı da kaydırdım zaten sinir oldum :D şimdilik hayırlısı olsun diyorum benim ve de böyle bir işe başvuran herkes için..haftaya da amerikada çalışacağımız iş listesi gelecekmiş , içlerinden işimizi seçip CV mizi işverenlere göndereceğiz bakalım nasibimize hangi iş düşecek...

6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Öyle Bir Geçer Zaman ki - Gönül Turgut - Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak (2010)

21:02:00 Merve Sevim 6 Yorum

uzun zamandır dizi izleyemiyordum, farklı bişeyler yoktu hep aynı senaryolar döndürülüp temcit plavı gibi önümüze sunuluyordu.. özlemim geçti diyebilirim, zevkle , merakla, heyecanla izliyorum "Öyle Bir Geçer Zaman Ki" yi...çevremdeki büyük küçük herkesin de ilgisini çekti diyebilirim..bu akşamda heyecanla izlemeye gidiyorum siz de kaçırmayın bence:)

6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

flört - cemiyette pişiyoruz

01:10:00 Merve Sevim 2 Yorum


hamdık pişicez inşallah..! inşallah diyorum bu şarkıyı her dinleyişimde..flört grubunun ismini yaptıkları müzikle pek uyuşturmasamda , tasavvuf tarzı söz müziklerini seviyorum.. "leyla'yı ararken Mevlayı bulucaz .." mantığıyla dinliyorum hep :)

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Uçmak istediğini kimseye söyleme yoksa düşürmeye çalışırlar..

00:29:00 Merve Sevim 9 Yorum

  
Türkiyede yaşıyorsanız ve bir şeyler yapmaya çalışıyorsanız bu cümleyi hiç unutmayın olur mu...
 

 annelerimiz vardır en korumacı, en kollayıcı,en sevici...ve bir sürü en_ci...fakat bizdeki normalin üstündedir çünkü o bir Türk Annesidir..50 yaşındaki çocuğuna bile " aman seni göreyim dikkatli ol, yemeğini ye.." gibi cümleler kuran anneler bizimkiler...ve sen yeni bişeyler yapmaya kalktığında ilk duvardır aşman gereken |annelerimiz|...


çok sevdiğimiz, hep sevdiğimiz, sevildiğimizi bildiğimiz arkadaşlarımız bazen arkadaştan da ötelerimiz vardır..
 ama bazen onlardan da duyarız biz  " amaannn , napıcan uçmayı,  işin mi yok..." sen vazgeçmezsin belki ama duymak da istemezsin bu sözleri çoğu zaman, çünkü sen bunu yapmak , yaşamak istiyorsundur bir kerecik de olsa...


 bir de bizleri çok seven , dillerinden düşürmeyen güyaa hep bizim iyiliğimize konuşan ÇEVREmiz vardır taşan akıllarını boşa gitmesin diye bize veren...


ama ben kalemimi, silgimi kuşandım herkese herşeye karşı :) uçmayı denemek için kendimi hazırlıyorum şimdiden.. umarım fazla yara almadan uçmayı öğrenebilirim...

9 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Work and travel usa

16:50:00 Merve Sevim 5 Yorum


work and the travel maceramın ilk adımını atmak üzereyim :) çok heyecanlıyım bu günlerde , benim için unutulmayacak bir deneyim olacak, inşallah herşey yolunda gider ve ben amerikadan memnun ayrılırım...



5 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Cat Stevens-Wild World

01:03:00 Merve Sevim 4 Yorum

şimdilerde de bu şarkıya takıldım kaldım.. tabi bunda ingilizce öğrenme isteğimin de etkisi var :( biliyorsunuzdur herkes aynı şeyleri söylüyor: alt yazılı fimler izle, ing. müzikler dinle,hikaye kitapları oku..elimden geldiğince uygulamaya çalışıyorum ben de :)

4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Paperweight-by Joshua Radin (Dear John)

12:06:00 Merve Sevim 3 Yorum

İngilizce öğrenme çabalarım devam ederken bu hafta takılıp kaldığım şarkı bu oldu :)

Been up all night staring at you 
wondering what's on your mind 
i've been this way with so many before 
but this feels like the first time 
you want the sunrise to go back to bed 
i want to make you laugh 
mess up my bed with me 
kick off the covers i'm waiting 
every word you say i think 
i should write down 
don't want to forget come daylight 
happy to lay here 
just happy to lbe here 
i'm happy to know you 
play me a song 
your newest one 
please leave your taste on my tongue 
paperweight on my back 
cover me like a blanket 
mess up my bed with me 
kick off the covers i'm waiting 
every word you say i think 
i should write down 
don't want to forget come daylight 
and no need to worry 
that's wastin time 
and no need to wonder 
what's been on my mind 
it's you 
it's you 
it's you 
every word you say i think 
i should write down 
don't want to forget come daylight 
and i give up 
i let you win 
you win cause i'm not counting 
you made it back 
to sleep again 
wonder what you're dreaming

3 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Sevgili John - Dear John fragmanı

15:48:00 Merve Sevim 2 Yorum

bu yaz tatilinde bir hafta 6 film almıştım ve günde 2 film izleyerek kafa dağıtıyordum. filmlerinden birisi de Sevgili John olmuştu.zaten asker filmlerine bayılırım bir de içine çok hoş bir aşk hikayesi yerleştirilince keyifle izledim filmi :( az önce 25 Kasım'da 20:00 de TRT' de yayınlanacağını görünce çoook sevindim ve paylaşmak istedim...zamanınız olursa izlemenizi tavsiye ederim :)

filmi kısaca açıklamak da isterim : Konusu
" 'Sevgili John', diye başlar mektup. Ve bu iki kelimeyle bir kalp paramparça olur, iki hayat da sonsuza dek değişir.

Gerçek aşkı bulmak öyle zor ki. Ve bulunca da kolay vazgeçemiyor insan. Vazgeçmemek de gerekiyor zaten. Hayat bambaşka gerçekleri, gerekçeleriyle beraber kapımıza getirip dayatsa da aşkı unutmamalı. John'un yaptığı gibi. İçimizden biri o. Sıradan biri. Ama işte hepimizin ki gibi onun aşkının hikâyesi de biricik ve benzersiz. "

Gençliğinin en kızgın ve öfkeli dönemini geçiren 23 yaşındaki John başka ne yapacağını bilemediği için liseden hemen sonra askere yazılmıştır. Hayallerinin kadını Savannah ile karşılaştığı vakit kendini hayatında yeni ve temiz bir sayfa açmaya hazır hisseder. Aralarındaki çekim olgunlaşıp aşka dönüşünce Savannah da kendini görev turlarına çıkan John'u sabırsızca beklerken bulur. John ise bir an evvel kalbini çalan bu kızla evlenmek ve yerleşik bir hayata geçmek istiyordur zaten. Ancak 9/11 tüm planları altüst eder. John, askeri görevine tekrar dönmesi gerektiğini hisseder. Ve ne yazık ki, iki sevgilinin arasına giren uzun ayrılık döneminde Savannah bir başkası ile duygusal anlamda yakınlaşır. “Sevgili John,” diye başlayan bir mektup okunur ve bu iki kelimeyle bir kalp paramparça olur, iki hayat ise sonsuza dek değişir. Eve dönüşünde John'un acısı büyük olacaktır. Savannah, ki artık bir başkasıyla evlidir, hâlâ onun gerçek aşkıdır. …Genç adam hayatının en güç kararı ile yüzleşmek durumunda kalır.
filmi yeniden izleyeceğim ancak bu sefer daha faklı duygularla :) bu sefer daha çok üzüleceğimi biliyorum , çünkü herkesin yaptığı gibi ben de kendimi oyuncularının yerine koyanlardanım :)

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Siz de bu aralar dünyaya neden geldiğiniz ve yaşamdaki amacınızın ne olduğu konusunda düşünmeye başladıysanız okumanız gereken kitap..

22:13:00 Merve Sevim 2 Yorum

Ferrari’sini Satan Bilge, çok başarılı ve zengin bir avukatın hayatının değişmesini anlatıyor. Julian Mantle çok başarılı, her davaya büyük hırsla tutunan, çok ünlü ve zengin bir avukattır. Kitabın adı ise bu başarılı avukatın kırmızı bir Ferrasi’nin olmasından geliyor. Ancak Julian Mantle işini yapması için artık yaşlanmaya başladığı sıralarda mahkeme salonunun ortasında kalp krizi geçirir ve artık çok sevdiği işine veda etme zamanının geldiğini anlar. Böylece ortadan kaybolur. Ferrari’sini bile satar. 3 sene sonra birden çıkagelir ve onu görenler çok şaşırır. Çünkü yorgunluktan çökmüş ve sağlığı kötüye giden bu adam neredeyse 30 yaşındaki birisi kadar sağlıklı ve gençleşmiş olarak geri döner. Kitap Julian Mantle’ın nasıl bu hale geldiğini anlatıyor.
Robin Sharma, Ferrari’sini Satan Bilge’yi konuşma havasında yazmış. Bu da kitabın sizi sıkmamasını sağlıyor. John karakterinin gözünden anlatılan kitapta, siz John oluyorsunuz. Yani bilgilendirilmeye, öğrenmeye aç ve bir o kadar hevesli kişi. Sohbet havasında yaşamın sırlarını öğreniyor ve John gibi siz de bunları yapacağınıza o sırada söz veriyorsunuz. Robin Sharma‘nın bu anlatım şekli, kitabın samimi bir havada ve anlaşılır olmasını sağlamış.

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Ah İstanbul benimsin!

11:41:00 Merve Sevim 11 Yorum

“Ah İstanbul benimsin!”
Bu şehir erkeğine sadece onun olduğunu hissettiren ve fakat başka erkeklere de aynı aşkı tattıran bir kadına benziyor.
İstanbul gerçekte benim!
Bu şehir kimin?
Acaba herkesin bir İstanbul’u mu var?
...İçiçe geçmiş bir şehri mi yaşıyoruz?
Herkesin bir şehri, herkesin bir ACZ’i var bu alemde.. 
Tarık Tufan

11 yorum:

sizi sevi_yorum :)

ve kapanmayan avuç içimsin...

18:20:00 Merve Sevim 5 Yorum


Bir gün Mevlana eve girer ve hanımı ona sorar :
 Bu kadar aşıksin Mevlaya şükürler olsun , bu aşkı yaşayıp yaşatana peki bana ne kadar aşıksin der ;
Mevlana hanımına şöyle der ; sen benim Yaradandan ötürü , yaradılani sevişim , bir adım gelene on adım gidişimsin ve herkesi olduğu gibi kabul edişimsin . Sen benim bu günüme şükür ve yarınima dua edişim , azla yetinişim , çoğa göz dikmeyisimsin . Ve kapanmayan avuç içimsin ...



5 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Destina

15:36:00 Merve Sevim 2 Yorum

Dün gece sen uyurken
İsmini fısıldadım
Ve hayvanların korkunç
Öykülerini anlattım

Dün gece sen uyurken
Çiçeklere su verdim
Ve insanların korkunç
Öykülerini anlattım onlara

Dün gece sen uyurken
Yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana
İşte bu yüzden, sırf bu yüzden
Yeni bir isim verdim sana
Destina

Sen öyle umarsız uyusan da bir köşede
İşte bu yüzden, sırf bu yüzden işte
Yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için
Seni bu denli yıktıkları için
Yaşamımın gizini vereceğim sana

Leyla Müldür

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

The Secret (Sır)

12:02:00 Merve Sevim 5 Yorum

"Bu sırrın ne olduğunu söyleyemem.Tek söyleyebildiğim
 
 varolduğu." 

 (Alexander Graham Bell-Telefonun Mucidi) 

San ki…Kalabalık evim. San ki...Kalabalık yüreğim.San ki...MutluyumSan ki herşey yolunda.San ki... Param çok.San ki... Sağlıklıyım.San ki...Seviliyorum. San ki... Seviyorum.Sanki...Elimdeki şans taşım ısınmaya başladı. Gülümsüyorum...Biliyorum ki iyi şeyler olacak ve bekliyorum.
aslında en büyük sır senin nasıl gördüğün ve nasıl görünmesini İSTEDİĞİNDİR...

5 yorum:

sizi sevi_yorum :)

DARIO MORENO - DENIZ VE MEHTAP

18:39:00 Merve Sevim 2 Yorum



İstanbul'da dinlemesi ayrı bir keyif olan bir şarkı Deniz ve Mehtap...Eski kırkbeşlik şarkılar , bir de İstanbul hayranı olarak bu şarkıyı ayrı bir hazla dinliyorum ..:)

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

bayram ziyafetine buyrun...

19:15:00 Merve Sevim 4 Yorum






biz de bayram 2. gün başladı :) bayram ziyaretçilerimize güzel bir masa donattık. iyi ki gelmişler çok güzel bir akşam geçirdik...

4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

sevdiğin kadar sevilirsin..

18:25:00 Merve Sevim 0 Yorum


Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif 
Kalbinin attığı kadar canlısın 
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç 
Sevdiklerin kadar iyisin 
Nefret ettiklerin kadar kötü 
Ne renk olursa olsun kaşın gözün 
Karşındakinin gördüğüdür rengin 
Yaşadıklarını Kar sayma: 
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; 
Ne kadar yaşarsan yaşa, 
Sevdiğin kadardır ömrün 
Gülebildiğin kadar mutlusun 
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin 
Sakın bitti sanma her şeyi, 
Sevdiğin kadar sevileceksin. 
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer 
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın 
Bir Gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. 
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret 
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın 
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın 
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. 
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın 
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. 
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin işte budur hayat! 
işte budur yaşamak Bunu hatırladığın kadar yaşarsın 
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun 
çiçek sulandığı kadar güzeldir 
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli 
Bebek ağladığı kadar bebektir 
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, 
Sevdiğin Kadar Sevilirsin 

 Can Yücel



0 yorum:

sizi sevi_yorum :)

kutlu değil mübarek olsun bayramımız ...

00:01:00 Merve Sevim 2 Yorum

 Herkesin Bayramının mübarek olmasını dilerim.. Allah hepimizin dua ve dileklerini kabul etsinn daha sevdiklerimizle beraber geçireceğimiz nice bayramlar görmeyi nasip etsin...
Insanoğlunun korumakla mükellef olduğu o ilk dairede, ailesinde “en iyi eş” olan, en iyi anne ve baba olup evlatlarını en iyi şekilde yetiştirenlerden olmamızı nasip etsin. Hayırlı evlatlar olduğu gibi anne ve babalarımızın da hayırlı anne ve babalar olmasını nasip etsin ve deee
“Sınırlarını korurken ölenler şehittir” hadisi ışığında yaşayıp ailemizin sınırlarını korurken ölsek, şehit olacağımızın bilincinde babalar ve anneler olmamızı nasib etsin Allah’ım :) 

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Leylasının Haberi Yoktu :(

21:50:00 Merve Sevim 2 Yorum

Avare dolaşan bir mecnun görmüştüm
Yagmurla yikanan Istanbul sokaklarinda
Hava soguktu, ellerim üşüyordu
Gözleri yüklü bulutlar gibi dosttu
Garibim Leyla'sini ariyordu

Sordum, soruşturdum kimmiş
Dediler bir sevdicegi varmiş
Diyar diyar, bir ömür onu ararmiş

Günler birbiri ardina geçiverdi
Mecnun artik bizden biriydi

Dayanamadi yüregim, açtim kapimi bir gün
"Gir içeri" dedim "dişarisi kiş, kiyamet
Hadi dostum, donacaksin"
Mevsimlerden kişti Istanbul'da
Güldü, devam etti dolanmaya

Bir sabah kapimda uyur halde buldum onu
"Uyan dostum gün dogdu
Kapilma" hemen "umutsuzluga"
Yeni günde yapacagin çok iş var.

Anladim ki uyanilmaz uykudaymiş
Gözlerimden yaşlar döküyordum mecnuna

Haber vereyim dedim
Nerede, ne yapardi bilmem ama
Sanirim garibimin aşkindan, hayallerinden
Leyla'nin haberi bile yoktu....

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

iki insan girdi şehrime koşarak :)

14:53:00 Merve Sevim 0 Yorum




İstanbul'u anlamak zor .. baya zaman oldu ve havalar çok güzel gidiyor.o zorlu kara kış günlerine girmeden önce bence İstanbul bize bir kıyak geçiyor :) vize döneminden beri hava hiç bozmadı ve bayramda iki kat daha güzel geçecek gibi duruyor yani hava durumları bizi hayal kırıklığına uğratmazsa :) bu gün annemle kardeşim memleketten yanıma geliyorlar ve ben bu bayram çifte mutluluk yaşayacağım... kısa bir süre kalacaklar ama olsun istanbul-güneşli hava-anne üçgeni içinde geçireceğim bu bir hafta unutulmayak bir anı olarak kalacak hayatımda <tabiki çok anormal bir durum değil ama 20 senedir evinden ayrılmayan bir kadını bu kadar yola gelmesi için ikna etmiş olmam bence takdire şayan bir olay :) >

0 yorum:

sizi sevi_yorum :)

küçük hanımın küçük mutluluğu :)

22:46:00 Merve Sevim 2 Yorum

canumm arkadaşım Aida , sayesinde ilk kez yediğim Olivyeyi ( kendisi rus salatası oluyor ) yaptı , bense onun ilk kez yediği elmalı pastayı yaptım:) keyifle kurduğumuz masamızda ilklerimizi yaşadık :D bir nevi vize sonrası kutlama, bayram öncesi küçük bir ziyafet oldu bu küçük hanımın küçük misafiri ve küçük masası :)

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Belki benim kağıt param,bir şekilde, döne dolaşa senin cebine girmiştir...

17:33:00 Merve Sevim 0 Yorum

hiçbir neden yokken ya da biz bilmezken tepemiz
atmış ve konuşmuşuzdur
onca neden varken ve
tam sırası gelmişken hiçbirşey yapmamış ve
susmuşuzdur
aynı anda aynı sessiz geceye doğru
içim sıkılıyor demişizdir.
aynı sabaha uyanırken
kimbilir aynı düşü görmüşüzdür
olamaz mı? olabilir
onca yıl sen burada
onca yıl ben burada
yollarımız hiç kesişmemiş
şu eylül akşamı dışında
belki benim kağıt param, bir şekilde, döne dolaşa senin cebine girmiştir belki aynı posta kutusuna değişik zamanlarda da olsa birkaç mektup atmışızdır
ayın karpuz dilimi gibi batışını izlemişizdir deniz kıyısında
aynı köşeye oturmuşuzdur köhnede belki de birkaç günarayla
olamaz mı? olabilir
onca yıl sen burada
onca yıl ben burada
yollarımız hiç kesişmemiş
şu eylül akşamı dışında
bostancı dolmuş kuyruğunda sen başta ben en sonda öylece beklemişizdir
sabah 7:30 vapuruna sen koşa koşa yetişirken, ben yürüdüğümden kaçırmışımdır
aynı anda başka insanlara, seni seviyorum demişizdir
mutlak güven duygusuyla, başımızı başka omuzlara dayamışızdır
olamaz mı? olabilir
onca yıl sen burada
onca yıl ben burada
yollarımız hiç kesişmemiş
şu eylül akşamı dışında

Bülent Ortaçgil

en anlamlı eylül şarkısı bence <ortaçgil farkı ile tabi:)> her zaman duyduğumuz sözleri sevgiliye ithafen kaleme aldığımızda ne kadar da derinleşiyor anlamları...belki benim param,döne dolaşa...

0 yorum:

sizi sevi_yorum :)

bir damla gözlerimde

14:05:00 Merve Sevim 2 Yorum

Öyle çok şey var ki içimde
hep sustuk konuşmak yerine
Konuşmadığımız her ne varsa
Seninle sakladım gözlerimde

Ne olur sende fazla üzülme
Hep kendi kendine yenilme
Konuşmadığımız her ne varsa seninle
Bir damla gözlerimde
Belki yanlış yoldayız
Kaybolduk kaybolduk gizleyince kendimizde yorulduk
Her hatada telafi gerekli değilmi
Bizi durduran gurur mu kibir mi?

bir yarışma bu kadar mı değiştirir bir sanatçıyı ..! diyorum sertap ereneri her gördüğümde ve dinlediğimde.. ses zaten vardı bir de yanına görüntü eklenince :)

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

hadi küçük bir test yapalım :) rengini seç..

12:26:00 Merve Sevim 1 Yorum

soru1:) Aşağıdaki renklerden birini seç?
*sarı
*mavi
*kırmızı
soru2:) Aşağıdaki renklerden birini seç?
*yeşil
*mor
*turuncu

Sarı ve Yeşil: Bakıcılar Gerçekçi bakış açınız kendiniz ve çevrenizdekiler için güvenli ve rahat bir ortam yaratıyor. Karşınızdakini dinliyor ve ne söylemek istediğini anlıyorsunuz. İnsanların sözlerini olduğu gibi kabul etmek yerine sorular sorarak gerçekten neye ihtiyaçları olduğunu bulmaya çalışıyor ve bu arada onların kendilerini daha iyi tanımalarına yardımcı oluyorsunuz.

İnsanlara bakmak ve yardım etmek sizin doğal bir yeteneğiniz. Fakat aşırıya kaçtığınız zamanlarda ne yazık ki kimseye yardımcı olmuyorsunuz. Bazen başkalarının kendi ihtiyaçlarını keşfetme yetisine saygı göstermeniz gerekir. Sürekli insanları kurtardığınız ve yardım ettiğiniz zaman onların kendi problemleri ve sorumlulukları ile yüzleşmelerine engel olursunuz. Dolayısıyla geri adım atın ve insanların sizin desteğiniz olmadan kendi ayakları üzerinde durmalarına izin verin. Eğer başarısız olurlarsa bunu normal olduğunu hatırlayın çünkü ancak o zaman kendileri için neyin doğru olduğunu aramaya ihtiyaç duyabilir ve kendi çözümlerini bulabilirler.

Eğer sarıyı yeşilden daha çok seviyorsanız, ilişkilerinizden ziyade kişisel gelişiminize ve kariyerinize daha gerçekçi yaklaşıyorsunuz demektir.

Eğer yeşili sarıdan daha çok seviyorsanız, ilişkilerinize daha gerçekçekçi yaklaşıyorsunuz ve hedeflerinize daha az yoğunlaşıyorsunuz demektir

Sarı ve Mor: Aracılar Siz yaşamdaki amacınızı bulmak için bir yolculuğa çıkmış gibisiniz. Önce olayları yaşıyor sonra geri çekilip analiz etmeye başlıyorsunuz. Bu sizin olgunlaşmanıza yardım ediyor. Her anın değerli olduğuna inanıyor ve keyif almaya çalışıyorsunuz.

Manevi değerlere verdiğiniz önem başkalarının kendi içindeki maneviyatı aramalarına yol açıyor. Meraklı, araştırmacı doğanız sezgilerinizin güçlenmesini sağlıyor. İnsanların kendilerinin farkında olmasına yardım ediyorsunuz. Onları dinleyerek, akılcı gözlemler yaparak ve duygularınızı ifade ederek insanları etkiliyorsunuz. Dahası kendilerinde olumlu değişimler yapma isteği uyandırıyorsunuz.

Siz harika bir iletişimcisiniz. İnsanları taraf tutmadan dinleme ve söylenenleri olduğu gibi anlayabilme yeteneğiniz var. Konuşma sırasında olayların içini görebiliyor ve gerçekten ne yapılması gerektiğini hemen kavrayabiliyorsunuz . Yeteneklerinizi en iyi konuşurken ortaya çıkarabiliyorsunuz. İletişim kurarken siz kişisel ve profesyonel olarak mucizeler yaratıyorsunuz.

Eğer sarıyı mordan daha çok seviyorsanız, bir durumun potansiyel sonuçlarından ziyade gerçekçi taraflarını görmeyi tercih ediyorsunuz demektir.

Eğer moru sarıdan daha çok seviyorsanız, olabilecek imkanları düşünüyor ve yaşamınızdaki gerçekleri ikinci plana atıyorsunuz demektir.

Sarı ve Turuncu: Teknik düşünenler Sizin temel düşünceleriniz genelde işleri nasıl sonuçlandıracağı nızı planlamak üzerine yoğunlaşmış. Sistematik bir yaklaşım geliştirerek işleri, ilişkilerinizi ve hatta yaşamı anlamaya çalışıyorsunuz. Siz kendinizi çevrenizde ki kaynakları arttıran bir insan olarak görüyorsunuz.

Çevrenizdeki yetenekleri ve kaynakları araştırıyor, deneme yanılma yolu ile dünyanızı tanımaya çalışıyorsunuz. Keşifleriniz ile yetenekli insanları ve kaynakları doğru yerde kullanma gücünü kazanıyorsunuz.

Eğlenmek sizin için bir olaydaki bütün gerçekleri araştırmak ve tüm parçaların doğru yerine oturmasını sağlamak demektir. Siz bir işte yada ilişkideki başarılı kısımları büyük bir dikkat ve zevkle incelersiniz. Her başarılı bölüm sizin için tekrar değerlendirebileceğ iniz yada başka bir alanda yeniden kullanabileceğ iniz değerli bir parçadır. Bir çok kişinin şaşkın ve hayranlık dolu bakışları altında siz var olan kaynaklardan yeni ve orjinal kavramlar, fikirler, olgular yaratırsınız.

Teknik yaklaşımınız, rahatlıkla eksik yapılan işleri hemen görmenizi sağlar. Bu başkalarında kendilerini savunma ihtiyacı doğurabilir ve sizi aşırı ciddi olmakla suçlayabilirler. Genelde bir hata yapıldığında siz bunu farkeden ilk kişi olduğunuz için insanlar sizden çekinmeye başlayabilir.

Eğer sarıyı portakal renginden daha çok seviyorsanız, kişisel gelişiminiz başkaları ile olan ilişkilerinizden daha önemli demektir.

Eğer portakal rengini sarıdan daha çok seviyorsanız, başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarınızdan daha önce düşünüyorsunuz demektir.
Mavi ve Yeşil: Güven uyandıranlar Siz başkalarına yardım etmekten ve destek olmaktan zevk alıyorsunuz. Limitsiz merakınız gerçekten ne düşündüklerini söylemeleri için insanlara ortam yaratıyor. Siz karşınızdaki kişinin hayallerini görebiliyor ve gerçek ihtiyaçlarına duyarlı olabiliyorsunuz. Onlara kendi yeteneklerine güvenmeleri için gerek duydukları öz güveni veriyorsunuz. İnsanların kendilerini önemli hissetmelerini istiyorsunuz ve bunu dinleyerek sağlıyorsunuz.

Başlangıçta ortama uyum sağlamaya ihtiyacınız var. Başkaları sizin onlar gibi olduğunuza inanmalılar. Sonra gerçek karakteriniz ortaya çıkmaya başlıyor. Bu durumda insanlar bildiklerini zannettikleri bu yeni kişiye uyum sağlamaya çalışırlar. Bu özelliğiniz yüzünden bazen ihtiyaçlarınıza cevap vermeyen durumları yada ilişkileri kendinize çekersiniz.

Siz dikkatle dinleyen birisiniz. Başka insanların ne hissettiğini bilmek istersiniz. Bu yetenek sizin müziği ve yabancı dilleri daha iyi duymanızı sağlar. Eğer imkanlarınız varsa bir müzik aleti çalabilir yada kendi diliniz dahil başka dilleri fazla aksan olmadan konuşabilirsiniz. Düşünce ve duyguları açık olarak ifade edebilirsiniz.

Aşırı ciddi olduğunuzda yada fazla rahat hissettiğinizde kişisel gelişiminizi ihmal etmeye başlarsınız. Ne istediğinizden ve ne beklediğinizden emin olun. Böylece başkaları sizin ihtiyaçlarınızı nasıl karşılayacakları nı bilirler ve yaşamınız daha keyifli bir hal alır.

Eğer maviyi yeşilden daha çok seviyorsanız, kariyeriniz yada kişisel hedefleriniz sizin için birinci sırada demektir. İlişkileriniz hayallerinize uyum göstermek zorundadır.

Eğer yeşili maviden daha çok seviyorsanız, başkalarının hayallerine destek olmaya daha çok önem veriyorsunuz ve kendinizi ikinci plana atıyorsunuz demektir.

Mavi ve Mor: Düşünenler Siz oluşumu incelersiniz. Bir şeyin neden var olduğunu bilmeye ihtiyaç duyarsınız. Bulduğunuz sonuçlar sizin büyük resmi görmenizi sağlar. Neye ihtiyaç olduğunu bulma kabiliyetiniz sizin olayları iyileştirmenizi sağlar. Geleceğe yoğunlaşarak, fikirler ve olaylar sanki olmuş bitmiş gibi düşünebilirsiniz. Siz gelecekteki dünyada yaşarsınız. Bu kafanızda ki bir resimdir.

Siz insanların motivasyonunu ve sebep-sonuç ilişkilerini anlayabildiğiniz zaman perfomansınızın en üstünü yaşarsınız. Sürekli hareket planı hazırlamak için kafanızın içinde olayları kategorize ediyorsunuz. Bu planlar olmadan organize olmak sizin için çok zordur. Zaman zaman gündüz hayal kurarak geçiren bir insan haline gelebilirsiniz.

Siz yol açan öncüsünüz. Yeni fikirleri ve yapıları geliştirmeye karar verdiğiniz zaman büyük keyif alırsınız. Fikirleri kafanızın içinde gerçeğe dönüştürmek ihtirasınızın artmasını sağlar. İnancınız güçlü olduğu zaman, gerçeklere bakmadan olayları üstlenebilirsiniz. Kendiniz ve başkaları hakkında geliştireceğiniz yanlış ön yargılar sizi ortamın dışına sürükleyebilir.

Sürekli yeni bir şeyler yapma ihtiyacınız sizin hazırda yapmış olduklarınızı takdir etmenize engel olabilir. Kafanızın içinde çok fazla resim olması yaşamınızı zorlaştırabilir. Diğer insanlar ve olaylar size yetişemeyebilir. Farkında olmadan çevrenizden ve kendinizden imkansızı istemeye başlayabilirsiniz.

Eğer maviyi mordan daha fazla seviyorsanız, kendi hayallerinizi ilişkilerinizden daha ön planda tutuyorsunuz demektir.

Eğer moru maviden daha çok seviyorsanız, ilişkilerinizde nasıl güçlü olabileceğinize daha çok ilgi duyuyorsunuz demektir.

Mavi ve Turuncu: Yapıcılar Siz heyecanlı bir yaşam bekliyorsunuz. Bunu çift karakteriniz ile başarıyorsunuz. Bir dakika yeni bir ev tipi yapmak isteyen yaratıcı ve özgür düşünen birisisiniz, ikinci dakika da ise tarzınızı değiştirip niye bir insanın böyle bir fikri ortaya savunabileceğ ini sorgulayan geleneksel bir eleştirmen oluverirsiniz. Siz sosyal bir muammasınız.

Merakınız pek çok farklı kesimden kişiler ile iletişim kurmanızı sağlar. Siz bu ortamlarda gelişip serpilirsiniz. Partilerde eğlenceli kişilerden biri sizsinizdir. Arkadaşlarınız pek çok farklı ortamdan gelen ve farklı ilgi alanları olan insanlardan oluşur. Bazen durup kendinize şaşırırsınız; sürekli bu çılgınlıkları kendinize nasıl çektiğinizi düşünürsünüz. Fakat içten içe bilirsiniz ki aşırı tek düzelik kişinin gelişimini durdurur ve siz kesinlikle tek düze bir ortamda bulunamazsınız.

Dünyanın size ihtiyacı olduğuna inanmak istersiniz. Çoğu kez kontrolünüzün olmadığı sosyal konular üzerinde düşünüp bir anlam çıkarmaya çalışırsınız. Sonunda ise boşa harcadığınız zamandan yorgun düşmüş ve duygusal olarak çökmüş hissedersiniz. Anlamanız gerek ki dünya hiç bir zaman istediğiniz gibi mükemmel bir ortam olmayacak. Bir insan ancak bir yere kadar olayları kontrol edebilir. Zaman içinde göreceksiniz ki kontrol edemediğiniz sosyal kavramlar üzerinde enerjinizi harcamak yerine kendi çevrenize ve yaşamınıza konsantre olursanız çok daha etkili değişimler gerçekleştirebilirsin iz.

Eğer maviyi portakal renginden daha çok seviyorsanız, bir işi önce nasıl yapacağınızı düşünür sonra planınızı gözden geçirip hatalarını incelersiniz.

Eğer portakal rengini maviden daha çok seviyorsanız, anlık heyecanlara kapılıp planlarınızı unutmanız çok kolaydır.

Kırmızı ve Yeşil: Kaynak Yöneticileri Pratik ve insanlara değer veren bir yapınız var. Başkalarına yaşamlarında daha anlamlı ve değerli aşamalar katetmeleri için yardımcı olursunuz. Hiç kimse sizi kandıramaz. Siz dinamik birisiniz ve herkesin ne yaptığını yada amaçladığını çok iyi bilirsiniz. Neyin önemli olduğunu bilmenizi sağlayan özel bir yeteneğiniz vardır. Bir öğretmen yada ebeveyn gibi insanların yaşamlarını daha iyi nasıl yapabileceklerini düşünürsünüz.

Siz en çok elinizdeki kaynakların nasıl kullanılacağını idare ettiğinizde başarılı olursunuz. Başlangıçta çok eğitmek amacı ile başlamanıza rağmen daha sonra aşırı otoriter olabilirsiniz. Hatta aşırıya kaçıp patronluk taslayabilirsiniz. Ne yazık ki orta dereceniz yok, ya eğiticisiniz yada otoritersiniz. Bu durum çevrenizdeki insanların kafasını karıştırabilir. İnsanlar patronluk tasladığınızda bile insanların iyiliğini düşündüğünüzü her zaman farkedemeyebilirler .

Üzgün olduğunuzda, baskı altında kaldığınızda yada sarhoş olduğunuzda kırmızı rengini simgeleyen tarafınızı ortaya çıkarırsınız. Yeşilin sakinleştiren etkisi olmadan aşırı davranışlarınız ile dostlarınızı oldukça şaşırtabilirsiniz. Eğer yeşili kırmızıdan daha çok seviyorsanız bu karakter daha bile çarpıcıdır. Eğer çevrenizdekiler bu süreçlerden birinde size farklı davranmaya kalkarsa bunun nedeni muhtemelen sizi tanıyamadıkları içindir.

Eğer kırmızıyı yeşilden daha çok seviyorsanız, başkalarından önce bir hedefin başarılması için nelerin yapılması gerektiğine önem verirsiniz. Bu yapınız sizin kendinize güvenmenizi ve direk olmanızı sağlar

Eğer yeşili kırmızıdan daha çok seviyorsanız, destekleyici yanınız ön plana çıkar ve öncelikle enerjinizi başkalarının ihtiyaçlarına yönlendirirsiniz.


Kırmızı ve Mor: Birleştiriciler Siz olayların duygusal yanları ile gerçekleri birleştirmeyi seversiniz. Bir olay olduğunda önce durumu analiz edersiniz, saçmalıkları bir tarafa atar ve insanları bir araya getirerek durumun düzelmesini sağlamaya çalışırsınız. Başkaları sizin düzene olan ihtiyacınızı aşırı ciddi olarak görür. Siz başkalarına fikir verirken yada açık açık düşüncelerinizi söylerken en başarılı olursunuz. Başkalarına destek olmak kendinizi iyi hissetmenizi sağlar.

Vücut diliniz insanları size çeker. Merakınız hareket yaratır. Siz seksi bir insansınız. Yeni olgular sizi heyecanlandırı r ve yeniden canlanmanızı sağlar. Fakat aynı zamanda yenilikler yapmanız gerekenleri bitirmenize engel olabilir. Ertelemeyin. .. heyecanınız sönmeden önce işlerinizi bitirmeye çalışın.

Olayların ve insanların göründükleri gibi olduğunu bilmeye ihtiyacınız vardır. Bu yapınız özellikle kötü bir ruh hali içinde olduğunuzda daha belirginleşir. Çevrenizi kontrol eden bir yapıya bürünürsünüz. Bazen olayların sadece negatif yanlarını görürsünüz. Böyle durumlarda öylesine kuşkucu ve aşırı analitik olursunuz ki herkesin moralini bozabilirsiniz. Duygularınızı ve davranışlarınızı çalışan bir plan ile birleştirmeye ihtiyacınız vardır. Yoksa geleceğinizi yönlendirmek sizin için çok zor bir hal alacaktır.

Eğer kırmızıyı mordan daha çok seviyorsanız, en popüler insan olmaktansa işlerin doğru şekilde yürümesine daha çok ilgi duyarsınız. Sözlerinizin sonuçlarını düşünmeden konuşma eğilimindesiniz.

Eğer moru kırmızıdan daha çok seviyorsanız, insanların tepkilerine çok önem veriyorsunuz demektir. İstediğinizi almak için cazibenizi ve çekiciliğinizi kullanırsınız.


Kırmızı ve Turuncu: İnsancıllar Siz bireyselliğe saygı duyarsınız. Siz kendi yolunuzda yürümeye ve kendi düşüncelerinizi özür dilemeden açıkca konuşmaya inanırsınız. Eğer birisi çizgisini aşarsa sessiz kalmazsınız. Koşulsuz sevgi arıyorsunuz ve insanların herhangi bir kısıtlama, utanç yada korku olmadan kendilerini ifade edebilecekleri bir ortam yaratmayı ümit ediyorsunuz.

Kendinize yakın bulduğunuz insanlar ile içten ve samimi ortamlarda bulunmayı seviyorsunuz. En büyük her zaman en iyi olmayabilir sizin için. Küçük şehirler, küçük firmalar ve küçük arkadaş grupları sizin için daha caziptir, sizin kendinizi değerli hissetmenizi sağlarlar. Aksi takdirde aşırı endişeler, geniş çevre, pek çok arkadaş ve hatta karmaşık duygular gerçekleri görme yeteneğinizi yok edebilir.

Siz başkaları için neyin çalışmadığını görebilirsiniz. Sonrada hazır olsun veya olmasınlar olduğu gibi gerçeği söylersiniz. Bu açıksözlülük kendisine güveni olmayan insanlar için ürkütücü olabilir ve sizden uzaklaşmalarına yol açabilir. Diğerleri ise sizi güvenilir ve koruyucu olarak görür.

İş yapmaya yoğunlaşmış kişiliğiniz sizin duygusal yanınızı saklar. Bu sizin koruma mekanizmanızdı r. Biraz daha açılmalısınız. Zayıflıklarınızı göstermekten çekinmeyin. Tıpkı bir mıknatıs gibi hakettiğiniz sevgiyi ve saygıyı kendinize çekmeye başlayacaksınız. Çünkü insanlar böylece sizi tanıyabilir ve gerçekten hakettiğiniz değeri ancak o zaman verebilir.

Eğer kırmızıyı portakal renginden daha çok seviyorsanız, dünyada pozitif bir değişim yapmaya öyle yoğunlaşmış durumdasınız ki ilişkilerinizi ikinci plana atıyorsunuz.

Eğer portakal rengini kırmızıdan daha çok seviyorsanız, herkesin iyiliği için olayları tamir eden yada arabuluculuk yapan birisiniz demektir

benim reklerim mavi ve yeşildi :) güvenilir merve ...
bazılarımız her ne kadar böyle şeylerden nefret etse de , bence küçük bi renk katıyor hayatımıza, hiç değilse okuyunca hafif bi tebessüm etmemiz bile yeterli değil mi :)

1 yorum:

sizi sevi_yorum :)

noktalama işaretlerinin dili

19:22:00 Merve Sevim 2 Yorum

Bir gün insan "virgül"ü kaybetti, o zaman zor ve uzun cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı. Cümleleri basitleşince, düşünceleri de basitleşti.

Bir başka gün ise "ünlem" işaretini kaybetti. Alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Artık ne bir şeye kızıyor, ne de bir şeye seviniyordu. Hiçbir şey onda en ufak bir heyecan uyandırmıyordu.

Bir süre sonra da "soru işaretini" kaybetti ve artık soru sormaz oldu. Hiçbir şey ama hiçbir şey onu ilgilendirmiyordu. Ne kâinat, ne dünya ne kendisi umurundaydı.

Birkaç sene sonra "iki nokta üst üste" işaretini kaybetti ve davranış nedenlerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti.

Ömrünün sonuna doğru elinde yalnız “tırnak işaretleri" kalmıştı. Kendine has tek düşüncesi yoktu. Yalnız başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu.


Sıra “nokta”ya geldiğinde düşünmeyi ve okumayı unutmuş vaziyetteydi...

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

dört hafli kelime : AİLE

13:12:00 Merve Sevim 0 Yorum

Mutluluk elimizde olmayanı elde etmekle değil, elimizde olanı anlayıp kanaat etmekle olur...herkesin çocukluluğundan veya hayatının bir döneminden kalan böyle bir karesi vardır bu kısa dönem yolculuğunda...yaşayanlar bilir o anda isterseniz dünyanın en mutsuz,parasız,huzursuz,hatta hasta insanı olun, bu karenin içine girdiğinizde hepsini unutursunuz.Anın verdiği o huzur ve mutlulukla belki de ilk kez sevinçten dökülür gözlerinizdeki yaşlar...zamanı geçmeden elimizdekilerin kıymetini bilelim,en başta da ailemizin,ne olursa olsun hep baş ucumuzda olan ailemizin...

0 yorum:

sizi sevi_yorum :)

New York'ta Beş Minare

21:18:00 Merve Sevim 2 Yorum



Mahsun Kırmızıgül'den 3'de 3 dedirtecek harika bir yapım daha BEŞ MİNARE...Tamam M.Kırmızıgül'ü sevmiyor olabilirsiniz ama bu filmden sonra "helal olsun , bu izlediğim bir Türk yapımı ve ben bu kadar keyifle, soluksuz , her sahnesinde acaba şimdi ne olacak..." diye düşünerek izliyorsunuz.
Oyuncuların seçiminden,filmin konusundan,mekanlarından herbişeyinden ayrı memnum kaldım:) Aşk hikayesi olmadan da bir film çekilebiliyormuş bunu da gördüm. Kadın başrol oyuncusuna<gina gershon> bir bayan olarak hayran oldum :)çok güzel ve de etkileyici bir kadın..
Filmin konusunu kısaca şöyle açıklıyım :Kırmızı bültenle aranan ve ismi fenomene dönüşen radikal dinci bir örgütün lideri Deccal kod adlı suçlunun Amerika’da yakalandığı bilgisi gelir. Teşkilatın en başarılı iki polisi Amerika’ya suçluyu teslim almaya giderler. Bundan sonrası kolay gibi görünür ama hiçbir şey göründüğü gibi değildir. İstanbul, New York, Bitlis üçgeninde geçen hikaye, yakın dönemin Türkiye’sini sorgularken, 11 Eylül sonrası Amerika ve dünyanın İslam ile olan paranoyasının altını çizecektir...
Son olarak filmden hafızama kalan bir konu da Müslüman olmayan devletlerin İslam'ı yaşayan ülkelerin hepsini, ya da insanların bir çoğunu aynı kefeye koymaları...bir kaçı bozuksa , işe yaramaz adamsa diğer hepsinin de öyle olduğu görüşünü düşündükleri oldu.Ama bu film bu ikisini o kadar güzel harmanlamış ve de ayrımı o kadar güzel yapabilmiş ki, filmin en iyisiyle en kötüsünün de Müslüman olabileceğini göstermiş...ŞİDDETLE TAVSİYE EDİLİR , İZLEYİN:)

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Dünya kaçtı gözüme...

19:30:00 Merve Sevim 2 Yorum

Yakın Bir ışık düşerse üstüne basma. Daha yakınlaşır, korkarsın. Bir leke, silmeye - gör, Leke kalır, sen çıkarsın. Bir gölge, nereye gider. Gözlerince gider, bakarsın. Bakarsın girer gözlerinden. Leke onun peşinden, bakarsın. Bir ışık düşerse üstüne basma, Gözlerine basarsın.   
 Özdemir Asaf

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Birazdan Yıldırımlar Düşecek Kentin Sokaklarına

14:27:00 Merve Sevim 0 Yorum

Afrika’nın bir bölümünde yaşayan kaplanlar arasında ilginç bir dayanışma örneği sergilenir. Güçlü yağmurlar beraberinde korkunç yıldırımlar taşırlar buralara. Adeta gökyüzünü yırtan yıldırımlar, yeryüzüne büyük bir gürültü ile inerler. Tarihin içinde tanrıların kavgası ya da öfkesiyle anılır Yıldırımlar. Sahici bir öfkenin yansımasına benzer gerçektende.
İlginç olan bu şiddetli yağmurlar yağarken kaplanların birlikte gerçekleştirdikleri bir olaydır. Yoğun yağmurlar sırasında kaplanlar açık alanlara çıkarlar. Kısmen yıldırımlara karşı korunaklı açık alanlar. Çünkü ağaçların üzerine yıldırım düşmesi olasılığı fazladır. Büyük orman yangınlarına da neden olabilir bu yıldırım düşmeleri.
Açık alana toplanan kaplanlar yere uzanırlar.
Gurup halinde yere uzanan kaplanlar kafalarını birbirlerinin kafalarına yaslarlar.
Tek bir şey yüzünden!
Eğer birinin üzerine yıldırım düşerse, diğerleri de onunla birlikte ölür. Yan yana, göğüs göğse, kafa kafaya duran kaplanlar böylece ölüme birlikte gitme yemini ederler.
Birisi öldüğü anda diğerleri de ölsün diye.
Birbirlerine sahip çıkmak adına.
Dost olduklarını ispatlamak için.
Ölümü birlikte karşılayarak birlikte olmanın en onurlu yüzünü taşırlar. Kimse ihanet etmeden ve bir an olsun oradan kalkmayı düşünmeden öylece beklerler muhtemel bir ölümü.
Dostluğun ölümcül fedakarlığını paylaşırlar...
Tarık Tufan

0 yorum:

sizi sevi_yorum :)

20:27:00 Merve Sevim 0 Yorum


Sevgili olmadıkça can ne işe yarar ki? Ersen sevgiliye kavuşmayan canın üstüne düşme! Bu yolda erlik gerek, bu yolda can vermek gerek.Ercesine candan el yummak gerek ki sana iş eri desinler.
Eğer sevgiliye bir can verirsen,yüz binlerce can ihsan ederler.Sevgili olmadıktan sonra can, bir kara akçe bile etmez, erler gibi aziz canını feda et.
Erce can verdin mi,sevgili senin yoluna canlar döker...sana nice canlar ihsan eder.
Mantık Al Tayr

0 yorum:

sizi sevi_yorum :)

13:19:00 Merve Sevim 2 Yorum

Rabbim,
Bir insan koy kalbime
Ama o insan senin de
sevdiğin olsun
Ve bana öyle bir insan sevdir ki
O insanın kalbi Seninle sevişen bir mabed olsun.
Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce
Onunla buluşmuş olan sen olasın
Onunla el ele tutuştuğumuzda
İkimizin üzerinde Senin elin olsun
Bana öyle gözler göster ki
Ben o gözlerden sana bakayım
Bana öyle bir sevgili ver ki
O gözler cennete açılan iki pencere olsun
Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki
Kılavuzumuz sen olasın ey Rabbim

2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Şemsim

00:17:00 Merve Sevim 0 Yorum

Bir çift güzel göz gördüm,
Sahilde,câna yakın gördüm,
Merhaba dedim,ışık gördüm,
Dünya
güzeli şemsimi gördüm.

Sıcak bir iklim,üşümedim,
Kimsin meltem rüzgârınım,
Aslan gibi asil,ceylanım,
DÜnya
güzeli Şemsimi gördüm.

Sevgisi,sıcacıktı,saygılı,
Korkusuz,metîn cok vefâlı,
Edep Erkân var,yol cefâlı,
Dünya
güzeli şemsimi gördüm.

Gönlü
güzel,ahlâkı güzel,
Boyu endamı kendinde özel,
Yürek soylu,yörüktür tüzel,
Dünya
güzeli şemsimi gördüm.

Mevladan Naz Niyazla talep et,
Işık var,nasip iste,hûzme et,
Gönlünden öpüyorum, az sabret,
Dünya
güzeli şemsimi gördüm.

Maksudi,yeter gayri,uz söyle,
Nedir,sendeki güneş onu söyle,
Islanmak varsa nasipde söyle,
Dünya
güzeli şemsimi gördüm.

0 yorum:

sizi sevi_yorum :)

gül ile bülbül

19:52:00 Merve Sevim 1 Yorum

Gül, sırrını açtığı için solgun bir yüzle döner baharından.Ayrılık acısıyla demlenmiş bir yudum içmeyi dileyerek ağız açan da gül gibi sırrını ifşa eder. Gül, güzelliğini açığa çıkarmak için açılıyorsa; insan, yükünü taşıtmak için paylaşır esrarını. Gülün, her ne kadar güzel hatıraları da olsa başladığı noktada biter yolculuğu. İnsan ise hafiflemek için bıraktığı yükün altında daha çok ezilmeye başlayacaktır. Sırrın kaderi budur. Kimsenin bilmediğidir sır. Durdukça yakar. Bundan dolayıdır ki gül, yapraklarının yandığını ve bu yanık kokusunun tüm bedenini sardığını görünce sarhoş olur. Sırrın sırrıyla hemhal olur. Kendinden geçer ki bir sabah elinde olmadan bir bülbül görsün diye halimi açıverir masumca dudağını. Kızaran yaprakların ucunu gösterir bir diğer gün. Sonra o sırrın sırrıyla yanışın kokusu yayılır etrafa. Her akşam farkına varsa da kendini daha çok ifşa ettiğinin dönüşü olmadığını bilir. Geri adım atamaz. Gecenin bu pişmanlığı da bir sırdır çünkü ve bu sırrın sarhoşluğu ile sabahın ışıkları ona daha da çok açtırır güzelliğini. Bir bakmışsın ki açılmadık, görülmedik yaprak kalmamış. Elbette yerindedir bülbülün keyfi. Gül ise sırrını ortaya dökmenin derdiyledir. Ne bülbüle yâr olur ne de içine düştüğü durumdan kurtarabilir kendini. Sonrasında her yaprağın taşıdığı sır paylaşıldıkça ölmeye başlar. O ateş gibi yanış kaybolur. Kokunun nefesi kesilir birden. Başını öne eğmekten başka çaresi yoktur gülün. Kendine küser. Kalbini kırar kendinin. Önceleri mağrur bir duruşla karşısına çıktığı rüzgârın bir selamıyla döker bütün yapraklarını. Hazin bir yok oluştur bu. Sırrını açığa çıkartan her gülün sonu bu ve de insanın.

1 yorum:

sizi sevi_yorum :)

bebek evleri

17:40:00 Merve Sevim 0 Yorum


Sunay Akının İstanbul oyuncak müzesindeki bebek evleri...çocuklar açısından gerçeğe çok yakın olan bu oyuncaklar, onların hayal dünyalarının da sapmalara uğramadan gelişmesine yardımcı oluyor. ki ben büyük olmama rağmen çok zevk aldım bu oyuncaklara bakmaktan...




0 yorum:

sizi sevi_yorum :)

bu da nacizane benim tasarımım :)

12:58:00 Merve Sevim 4 Yorum

reklam yazısı olarak    "Elinizin altındaki hazlar..."        yazdım    ve     tabiki karadenizli   oluşun    etkisiyle   böyle   bir   tasarım   yapmak   geldi   aklıma :)

4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

çanta tasarlıyorum :)

23:09:00 Merve Sevim 0 Yorum





materyal tasarımı dersinde değişik, orjinal el çantaları tasarlanmamız istendi ... ben de ufak bir araştırdım ve gayet ilginç örneklerle karşılaştım...

0 yorum:

sizi sevi_yorum :)