Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ekim, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
Sevgili olmadıkça can ne işe yarar ki? Ersen sevgiliye kavuşmayan canın üstüne düşme! Bu yolda erlik gerek, bu yolda can vermek gerek.Ercesine candan el yummak gerek ki sana iş eri desinler. Eğer sevgiliye bir can verirsen,yüz binlerce can ihsan ederler.Sevgili olmadıktan sonra can, bir kara akçe bile etmez, erler gibi aziz canını feda et. Erce can verdin mi,sevgili senin yoluna canlar döker...sana nice canlar ihsan eder. Mantık Al Tayr
Rabbim,
Bir insan koy kalbime
Ama o insan senin de
sevdiğin olsun Ve bana öyle bir insan sevdir ki
O insanın kalbi Seninle sevişen bir mabed olsun.
Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce
Onunla buluşmuş olan sen olasın
Onunla el ele tutuştuğumuzda
İkimizin üzerinde Senin elin olsun
Bana öyle gözler göster ki
Ben o gözlerden sana bakayım
Bana öyle bir sevgili ver ki
O gözler cennete açılan iki pencere olsun
Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki
Kılavuzumuz sen olasın ey Rabbim

Şemsim

Bir çift güzelgöz gördüm,
Sahilde,câna yakın gördüm,
Merhaba dedim,ışık gördüm,
Dünya güzeli şemsimi gördüm.

Sıcak bir iklim,üşümedim,
Kimsin meltem rüzgârınım,
Aslan gibi asil,ceylanım,
DÜnya güzeli Şemsimi gördüm.

Sevgisi,sıcacıktı,saygılı,
Korkusuz,metîn cok vefâlı,
Edep Erkân var,yol cefâlı,
Dünya güzeli şemsimi gördüm.

Gönlü güzel,ahlâkı güzel,
Boyu endamı kendinde özel,
Yürek soylu,yörüktür tüzel,
Dünya güzeli şemsimi gördüm.

Mevladan Naz Niyazla talep et,
Işık var,nasip iste,hûzme et,
Gönlünden öpüyorum, az sabret,
Dünya güzeli şemsimi gördüm.

Maksudi,yeter gayri,uz söyle,
Nedir,sendeki güneş onu söyle,
Islanmak varsa nasipde söyle,
Dünya güzeli şemsimi gördüm.

gül ile bülbül

Gül, sırrını açtığı için solgun bir yüzle döner baharından.Ayrılık acısıyla demlenmiş bir yudum içmeyi dileyerek ağız açan da gül gibi sırrını ifşa eder. Gül, güzelliğini açığa çıkarmak için açılıyorsa; insan, yükünü taşıtmak için paylaşır esrarını. Gülün, her ne kadar güzel hatıraları da olsa başladığı noktada biter yolculuğu. İnsan ise hafiflemek için bıraktığı yükün altında daha çok ezilmeye başlayacaktır. Sırrın kaderi budur. Kimsenin bilmediğidir sır. Durdukça yakar. Bundan dolayıdır ki gül, yapraklarının yandığını ve bu yanık kokusunun tüm bedenini sardığını görünce sarhoş olur. Sırrın sırrıyla hemhal olur. Kendinden geçer ki bir sabah elinde olmadan bir bülbül görsün diye halimi açıverir masumca dudağını. Kızaran yaprakların ucunu gösterir bir diğer gün. Sonra o sırrın sırrıyla yanışın kokusu yayılır etrafa. Her akşam farkına varsa da kendini daha çok ifşa ettiğinin dönüşü olmadığını bilir. Geri adım atamaz. Gecenin bu pişmanlığı da bir sırdır çünkü ve bu sırrın sarhoşluğu ile …

bebek evleri

Sunay Akının İstanbul oyuncak müzesindeki bebek evleri...çocuklar açısından gerçeğe çok yakın olan bu oyuncaklar, onların hayal dünyalarının da sapmalara uğramadan gelişmesine yardımcı oluyor. ki ben büyük olmama rağmen çok zevk aldım bu oyuncaklara bakmaktan...



bu da nacizane benim tasarımım :)

reklam yazısı olarak    "Elinizin altındaki hazlar..."        yazdım    ve     tabiki karadenizli   oluşun    etkisiyle   böyle   bir   tasarım   yapmak   geldi   aklıma :)

çanta tasarlıyorum :)

materyal tasarımı dersinde değişik, orjinal el çantaları tasarlanmamız istendi ... ben de ufak bir araştırdım ve gayet ilginç örneklerle karşılaştım...

Kadınlar niçin bu kadar kolay ağlayabiliyorlar?

Allah(cc) diyor ki... - Ben kadınlari özel yarattım!... Tüm yaşamın ağırlığını taşıyabilecek kuvvette olmasına rağmen başkalarına teselli verecek kadar yumuşak omuzlar.. Doğumun acısına olduğu kadar doğurdukları evlatlarının nankörlüğüne dayanabilecek iç kuvvetini verdim. Başkalarının kuvvetinin kalmadığında devam edecek azmi, ailesinin hastalığında yorgunluğa papuç bıraktırmayacak kudreti verdim. Her türlü şart altında ve hatta annelerini çok kötü incitselerde, çocuklarını sevmek duygusallığını verdim. Bu duygusallık her yaştaki çocuklarının yaralarını sarmalarına, sorunlarını dinleyip paylaşmalarına yardım ediyor. Kocalarını tüm kusurlarıyla sevmek kuvvetini verdim. Erkeğin kaburgasından onları erkeğin kalbini korumaları için yarattım. Onlara iyi bir kocanın eşini asla incitmeyeceğini fakat bazen destek ve kuvvetini deneyecek davranışlarda bulunacağını anlayacak duyarlı bir zeka verdim. Tek zayıflık olarak kadınlara birer göz yaşı verdim. Tamamen kendilerinin sahip oldukları, ihtiy…

Whereeee Have You Goneeee :)

I look around, dont know                              where have you gone youve never told me anything so I ask you, where have you gone Where have you gone so tell me, babe where have you gone The night is here, the room is dark where is the light that shines on me right now so I ask you, where have you gone...

I'm learning english :)

İngilizcemi geliştirme çalışmalarım devam ederken , faydalı olacağına inandığım " ingilizce şarkı dinlemelisin..." taktiğini uyguluyorum. ve her haftaya 2 şarkı sığdırmaya çalışıyorum...

İstanbul Türküsü

İstanbul’da Boğaziçi’nde
Bir fakir Orhan Veliyim,
Veli’nin oğluyum,
Tarifsiz kederler içinde.
Rumeli Hisarı’na oturmuşum;
Oturmuş da bir türkü tutturmuşum: ‘İstanbul’un mermer taşları;
Başıma da konuyor aman martı kuşları;
Gözlerimden boşanır hicran yaşları;
Edalım
Senin yüzünden bu halim.
İstanbul’un orta yeri sinema;
Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama;
El konuşur, sevişirmiş; bana ne?
Sevdalım
Boynuna vebalim!’ İstanbul’da Boğaziçi’nde
Bir fakir Orhan Veli;
Veli’nin oğlu;
Tarifsiz kederler içindeyim. Orhan Veli

Kar Mumu...

Üzerime son geceyi örtmelisin ve üşümelerim sona ermeli... Şehrin kalabalığından değil, zihni şamatalardan bizarım. Kendimle hesaplaşmayı göze alsam bile bahaneler kördüğüm, yol kesenler cinnet havarisi. Sigaya çektiğin gündönümü delibahar. Eşref saatinde işte keşkülüm. Kopardığın yıldızlar güneşim olsun istiyorum. Ve yürüyorum. Delikanlı bir sabahta ölüme gülümseyinceye kadar. Ölüm; son derbisi yürümelerin...





Ben sana mecburum...

Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun...
Atilla İlhan

Akıl Ağrısı

Bekleme,çocuklar özlendikleri eve dönmeyecekler. Dinleme,kurtlar,kuşlar sustu,biraz ağlayacaklar. Şartsa,insanlar geceden şafağa çıkıp bakacaksa. Yağmur sise,rüzgâr doluya dönüştü. Anlaşılan tabiat da kırgın, Anlaşılan tabiat da ezbere. Hüsran:Şiddetli bir akıl ağrısı. Aşk.. O artık bir başka sefere !

Bir Damla ...

Ne susuz kalmış bir ağız
Ne tutuşmuş bir yürekNe büyülenmiş bir can
Ne görülecek bir rüya
Ne duyulacak bir türkü
Ne soyulmuş gövdeden damlayan özsu
Ne pençeye takılmış bir kuş

Aşk,
Yüreğini örten örtünün kalkması
Bir SU!!!da kendini seyreden sonsuzluk..
Yürek de sen örtü de sen
SU!!!da sen sonsuzluk ta sensin...

Aşk_ı Mevla...

Aklım her gün tövbe eder. Nefsim her an
tövbemi bozar... Arada kalmış bîçareyim iyi ki Senin kapın var. . . !
Hz. Mevlana

istanbul design week 2010

eski galata köprüsünde yapılan güzel bir etkinlik...Özellikle japonların ağırlıkta olduğu tasarım harikalarıyla doluydu. Halen eklemelerin de devam ettiği ekinlik , ilerleyen günlerde fafklı organizasyonlarla süslenecek ...