Ana içeriğe atla

New York'ta Beş Minare



Mahsun Kırmızıgül'den 3'de 3 dedirtecek harika bir yapım daha BEŞ MİNARE...Tamam M.Kırmızıgül'ü sevmiyor olabilirsiniz ama bu filmden sonra "helal olsun , bu izlediğim bir Türk yapımı ve ben bu kadar keyifle, soluksuz , her sahnesinde acaba şimdi ne olacak..." diye düşünerek izliyorsunuz.
Oyuncuların seçiminden,filmin konusundan,mekanlarından herbişeyinden ayrı memnum kaldım:) Aşk hikayesi olmadan da bir film çekilebiliyormuş bunu da gördüm. Kadın başrol oyuncusuna<gina gershon> bir bayan olarak hayran oldum :)çok güzel ve de etkileyici bir kadın..
Filmin konusunu kısaca şöyle açıklıyım :Kırmızı bültenle aranan ve ismi fenomene dönüşen radikal dinci bir örgütün lideri Deccal kod adlı suçlunun Amerika’da yakalandığı bilgisi gelir. Teşkilatın en başarılı iki polisi Amerika’ya suçluyu teslim almaya giderler. Bundan sonrası kolay gibi görünür ama hiçbir şey göründüğü gibi değildir. İstanbul, New York, Bitlis üçgeninde geçen hikaye, yakın dönemin Türkiye’sini sorgularken, 11 Eylül sonrası Amerika ve dünyanın İslam ile olan paranoyasının altını çizecektir...
Son olarak filmden hafızama kalan bir konu da Müslüman olmayan devletlerin İslam'ı yaşayan ülkelerin hepsini, ya da insanların bir çoğunu aynı kefeye koymaları...bir kaçı bozuksa , işe yaramaz adamsa diğer hepsinin de öyle olduğu görüşünü düşündükleri oldu.Ama bu film bu ikisini o kadar güzel harmanlamış ve de ayrımı o kadar güzel yapabilmiş ki, filmin en iyisiyle en kötüsünün de Müslüman olabileceğini göstermiş...ŞİDDETLE TAVSİYE EDİLİR , İZLEYİN:)

Yorumlar

  1. Filmi bugün izleyebildim.Ayrıntılı bir film.Bazı eksiklikleri olsa da güzel ilerliyor. Sürekli sürpriz ve açıklamalar...

    Koltukta ağlamamak için sabrettim zira ağlarsam salonda deliye dönebilirdim.

    YanıtlaSil
  2. hiç bir filmimde ağlamama kriterimi burda da bozmadım amaaaa bir damla bu şeyi bozmaz sanırım :D yerimden hopladım yaa .. ben kiloda birini hoplattılar hem de tam hacının küt diye vurulduğuu anda :(

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…