Ana içeriğe atla

Ne oldu öğrenci Kaptaaaannn..!

 
Vizeleri Finallere Finalleri Bütlere Bütleri de Allah'a Havale Ediyoruz bu aralar...anlamıyorum ki 6 dersim var neredeyse hiç ders kaçırmam ama gene de zorlanıyorum bu sınav haftaları :S 15 gündür ev hapsi, geç yıkanan bulaşıklar,sınav günleri eline gelen kıyafeti giyip hızlıca evden çıkmalar ve son dakika yetişilen sınavlar...neyse ki 6 sınavdan sadece bir  fire verdim ve bir bütle bu dönemi de kapattım...bu arada WAT programı da bastırmaya başladı.30 ocakta iş fuarı var ve ben 2 tane ingilizce kursuna birden devam ediyorum sırf o gün iş kapabilmek için :S işverenlerle karşılıklı konuşup kendimize uygun iş aldımm aldımmm ..alamazsam :) öyle ya da böyle bir koca dönem daha bitmek üzere , en güzel çağlarım su gibi geçiyor anlamadan ...böyle dörtlüklerle de halimizee gülüyoruz ara sıra tabi :)

Bağlanmayacaksın Finallere 
Bağlanmayacaksın Finallere Öyle Körü Körüne,
Finallerden de Geçerim Demiceksin,
Öy...le Beylik Laflar Etmeye Gerek Yok ki
Çok çalışmayacaksın Mesela,
Hoca Bırakırsa Kırılırsın
...Ve genellikle bırakırlar zaten....

Yorumlar

  1. Hayat bir mücadele eğrisiyle doğrusuyla,Öğrencilikte öyle sayılır derslerle ve kitaplarla savaş halindesin daim, bide anlayışsız kıtipiyoz hoçaya çatarsan finaller dahada zorlaşır..
    Başarılar mervecim...

    YanıtlaSil
  2. teşekkürler Nidacım ;) elimizden geldiğince saygılı olmaya çalışıyoruz işte..

    YanıtlaSil
  3. vay toprak gelmiş hoşgelmiş :) senin derdin benden de fazla ama ne bu rahatlık sendeki çözemedim be toprak :D

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…