Ana içeriğe atla

Leon...izlemeyen kalmasın dedirten film


Natali Portman 12 yaşında ve Jean Reno gibi harika bir aktörün karşısında ...hangisi daha usta oyuncu çıkaramadım , mükemmel bir film... 94 yapımı , biraz gerilim biraz aksiyon biraz dram... ama hiç durağan değil büyük bir merakla bekliyorsunuz sonraki sahnede ne olacağını.. 12 yaşındaki Matilda ve kusursuz bir katil olan Leon'un hikayesi.. pek de fazla karşılaşmadığımız bir senaryo olduğu için bu kadar etkilendim sanırım herkeslere de şiddetle tavsiye ediyorum izleyin !


Yorumlar

  1. Bayağı etkilenmişe benziyorsun, Ben de postundaki gül yapraklarından etkilendim, bazı harfleri kapatıyor renk değiştirme olanağın var,hem de iyi olur:)
    Bundan sonra hep burdamısın?
    sevgiler..

    YanıtlaSil
  2. şimdilik burdan yazmaya devam edeceğim yanlız nerdeki yapraklar nereyi kapatıyor anlamadım.. benim sayfamda bir sıkıntı yok renklerde okunuyor anlayamadım sen nerede takıldın :)

    YanıtlaSil
  3. Tatlım yazılarının üzerine gelen yapralarla yazılanların rekleri ayni olduğu için o kısımdaki yazılar okunmuyordu, şimdi daha ferah olmuş şoblonunu değiştirince, tşk. ederim

    YanıtlaSil
  4. sen öle dedikten sonra ben explorerdan açtım anladım ne demek istediğini :) meğer explorer öyle mozilla başka gösteriyomuş neyseki düzelttim .

    YanıtlaSil
  5. Ben de bu filmi izlemek için 17 yıl geç kaldım. Kesinlikle 17 yıllık bi pişmanlığım oldu. =)

    YanıtlaSil
  6. sen de mi yeni izledin benim gibi :) olsun zararın neresinden dönersen kardır ;)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…