Ana içeriğe atla

ben bu diyaloglara hala bitiyorum =)

♦ Anne : Çay içecek misin ? Koyayım mı?
♦ Çocuk : Evet koy .
♦ Anne : Kalk bardak getir o zaman unutmuşum seni .
♦ Çocuk : Yok ya içmeyecektim ben zaten (;
 Gecenin üçünde odamın penceresinden ölümüne sarkıp sigara içerken yan pencereden ani bir şekilde kafasını uzatıp "Yakaladım! Hahaha!" diye bağırıp az daha düşmeme sebep olan kadın benim öz annemdir.
Babama bilgisayar ve internet kullanmayı öğrettiğim ilk günler... "Baba bak bu mouse yani fare." diyorum nasıl kullanıldığını gösteriyorum. Birkaç gün sonra babam beni çağırıyor. "Kızım gel bak bu kurbağa çalışmıyor!"
  
Anne: Yunus kalk çabuk tozları al
Deniz:Aman anne yaa
A: Yunus çabuk
D: almıyorum nolacak
A: Sıgara içtiğini biliyorum
A:Babana söyleyeceğim
D: Annecim kapıları da siliyim mi  
- abi ojemi gördünmüü..
- ben sürüyorum şindi bidakka. kurusun rütuş yapıp vericem manyakmısın kızım sen ne biliym ben senin ojeni...!

  - biricik kardesim benim dunyanin en guzel kizkardesi cinimm..
- param yok  su getiremem bakkala gidemem ders calisiom
- allah cezani vermesin ben istemesem seni yapmiyolardi ama
 
- kalk yemek isit bana hadi kos kos kos firla
- ya bi gun de kendin yap bi isini ya allahim neydi gunahim
- ne? yarin gece cikmak istemio musun?
- dolma mi tavuk pilav mi? 
Yolcu:
- Mükemmel bir yerde inebilir miyim? (yolcunun kafası karşık sanırım, kendisi de dolmuştakilerle güler söylediine)
Şöför kadını indirirken:
- Buyrun size layık değil ama!
Laptop alırken Anne yorumu 'Beyaz alma çabuk kirlenir.' ♥ =)
18 Yaşında " Bu Evden Gitmek İstiyorum ! "
25 Yaşında " Haklıydın Anne "
30 Yaşında " Annemin evine dönmek istiyorum "
50 Yaşında " Annemi kaybetmek istemiyorum "
...70 Yaşında " Annem eğer burda olsaydı benim için herşeyi yapardı "

Yorumlar

  1. Yolcu müsayit bir yerde inebilirmiyim diyeceğine, "mükemmel" kelimesini mi tercih etmiş acaba?
    Diyalogların hepsi güzel, bende kişilerin yaşı ile ilgililerine bittim:)

    YanıtlaSil
  2. Mervecim, bir yerleremi seyhat ettin, Tranzon'a mı gittin? kayıplardaydın!. Meraklandım doğrusu:)

    YanıtlaSil
  3. eveeett :) Trabzon'a kısa bir uğra-kaç yaptım..

    YanıtlaSil
  4. Çok güldüm, çok hoştu ama en son cümle de çok hüzünlendim..

    YanıtlaSil
  5. Merhaba ben sizi newyorktan isimli arkadasin yorumlarinda gordum.Ben Kaliforniada yasiyorum.sorularin ,yada geldiginde yardima ihtiyacin olursa yazabilirsin.Bende gelirken 2-3 sene tr ye donmesem ozlemem gibi geliyordu ama ilk yurtdisi deneyiminse zorlandigin meseleler olabilir.blogumdan biraz buralarla ilgili fikrin olabilir.7 aydir yasadigim,ve gorduklerimi vaktim oldugunca ekledim.

    YanıtlaSil
  6. Merhaba Nur:) yorumunu görünce sevindim.. evet ilk kez tek başıma geleceğim amerikaya çok heyecanlanmaya biraz da korkmaya başladım.. blogunu izlemeye aldım belki soracak sorularım olur sana yardıma ihtiyacım olduğu konularda kapını çalarım :) ben de gidince blogumda amerika maceralarımı yazmaya başlayacağım zaten .. görüşmek üzre .:)

    YanıtlaSil
  7. Deli Annecim :) anneler en değerli varlıklarımız bu hayatta, hayatımızın her alanında yanımızdalar o güzel kalpleriyle , bazen çok gülüyorum hallerinebazen de üzülüyorum çocuklarının vurdumduymaz olmalarına ...

    YanıtlaSil
  8. GEL bak kizim mailine linkleri gonderdim L:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…