Ana içeriğe atla

Sıcak bir çorba


Günlerden sonra nihayet akşam yemeğimiz sıcak bir çorba oldu.. fena halde yemek sıkıntısı çekiyoruz burda, hem biz hem diğer Watçılar.. Şuana  kadar mikrodalgasız hiç bir yer görmedim , adım başında çeşme gibi mikrodalga fırın var ve hazırladıkları yemekler en fazla 2 dk.. bizim çamaşırhanede , otel odalarında yeni yerleştiğimiz bu evde heryerde var.. kahvaltı kültürü olmayan, herşeyin hazır satıldığı marketlerle dolu bir yer burası..  şimdiye kadar getirdiklerimizle idare ettik ama yetmedi tabi, koskoca marketten ilk gün sadece ekmek ve domates alarak çıkmıştık , o kadar ilginç ki pilavı , makarnayı pişirmiş paketlemişler, tavuklar etler tek tek pişmiş hazır, her şey konserve gibi, sebze reyonunda kimsecikler dolaşmıyo bile , zaten almasınlar daha iyi çünkü ne tadı var ne tuzu taş gibi hepsi ot gibi.. bir tek güzel olan muzlar.. çok lezzetli Türkiyeden bile daha lezzetli geldi bana.. sebzeler tane işi satılıyo zaten bir tek domates , soğan, biber aldık melemen yaparız
die.. Helal ürün bulmak zor peynirli bir kraker alcaktım alamadım :S  helali, haramı ayırmak zor neyin içinden bacon çıkacağı belli olmuyo, genelde helal olduğunu U ve K damgasından anlıyoruz ama tavuk dışında da et türü yediğimiz yok...ilk market alışverişimiz 56 dolar tuttu :) bu akşamda sıcak bir ezogelin içimizi ısıttı..

Yorumlar

  1. Çorbanın görünüşü de supermiş, hayıflanma ama şu an İzmir-Çeşme de Dilmar da kalıyorum bizde bilem böle çorba pişirilmiyor.ellerine sağlık içmiş kadar oldum. Ecnebilerin yemek kültürü böyle, aile anca hafta sonu bir araya geliyor, ve yemeklerini dışarıda yiyorlar. anlayacağın yemek yapmağa harcıyacakları zamanları yok. avrupa da yaşayanlar da ayni, salt Türklerin evlerinden devamlı yemek kokusu gelebiliyor.
    Bu arada kilo da vermişsindir, senin ki istenmeden perhiz sayılır...
    bol gıdalı huzurlu gelecekler.

    nd.

    YanıtlaSil
  2. bu postun adı da çorba içerkene, olsa iyi olurmuştu :)

    afiet olsun.

    YanıtlaSil
  3. haklısın Nida perhizde gibiyiz zaten, 2 ayda ne olur görücem..
    Şahin artık nasip bir sonrakine diyelim :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…