Ana içeriğe atla

Turkcellden daha kazık ; AT&T

Wat yolcularına bir tavsiye daha vermek isterim.. O kadar uzaklardan sevdiklerimizle nasıl haberleşeceğiz ? sorusu hepsini ilgilendiren bir sorun çünkü.
Önce biz ne yaptık oralarda onu söyleyeyim.Daha Amerikaya gitmeden şirketimizden bize AT&T hat verdiler , ücretsiz olarak.Oraya gittiğinizde hesabınıza para yükleyip kullanırsınız demişlerdi.Biz de kuzenimle sadece bir hat açalım ve ortak kullanalım dedik.İlk olarak AT&T websitesinden hesap açtık, kredi kartı bilgilerini felan verip kayıt olduk siteye.Amerikaya indiğimizde taktık hattımızı ama ilk 2 hafta arama yapamadık, çünkü hattın bulunduğumuz bölgede çekmediğini gördük.Sonra aynı hattan kullanan Türk arkadaşlarımızla tanışınca onlar bize yardımcı oldular.Evet doğru dediler buralarda her yerde çekmiyormuş ama müşteri hizmetlerini arayıp tekrar kontrol ettirelim.Aradık bu risk var evet hesabınıza para yükleyebilirsiniz ancak çekip çekmeyeceği belli olmaz dediler, neyse biz şansımızı deneyelim dedik.Orada öğrendik ki aslında iki tane hesabımız varmış, birisi Türkiye TL hesabı, öteki de Amerika dolar hesabı. Eğer bizi birisi çaldırırsa veya biz birisine çağrı atacak olursak 2$ günlük olarak dolar hesabından kesiliyormuş.Bu kesintiden sonra eğer Amerika içinde bir numarayı arayacaksan o günkü bütün görüşmelerin bedava olacak, ama Türkiyeyi arayacaksan ne kadar konuşacaksan o kadar TL kesilecek.
Biz bu olayı çözüp, iki hesaba da düzenli olarak para yüklemeyi öğrenene kadar baya kafa yorduk :) ve haftada sadece 2 kere arayabiliyorduk Türkiyeyi ve toplamda yaklaşık 3 ayda borcumuz 120 dolar olmuştu..yaptığımız konuşmalarda 5 dk yı geçmiyordu .. yani bu iş bize baya pahalıya patladı..
Şimdi biz bu hattı almasaydık başka ne yapabilirdik diyebilirsiniz, hemen söyleyeyim.. ben de bunu Amerikada öğrendim Gmail hesabınız varsa, bunu kullanarak normal telefon konuşmasını çook daha ucuza yapabiliyormuşsunuz..siz bilgisayarınızın başında karşınızda ki de ister Gmail hesabını açmış olsun ister telefonundan konuşabiliyosunuz.. amerika içindeki görüşmeler bedavaya geliyor Türkiyeyi ise 30 dakikası 1 dolara arayabiliyorsunuz ! ne kadar ucuz değil mi ? Ev telefonunu ararsanız daha ucuza geliyormuş bi de..
şimdi bi hesap yaptım da biz verdiğimiz bu 120 dolar parayla tam olarak 60 saat konuşabilirmişiz ..işte böyle, wat düşünen arkadaşlarıma Gmail den bir hesap açmalarını ve doya doya sevdiklerini aramalarını şiddetle tavsiye ediyorum..

Yorumlar

  1. Merhaba canim
    Amerika da en hesaplisi "nanoh" isimli programi bilgisayara indirip cok cuzi meblag yukleyip neredeyse sinirsiz konusma hakkinin olmasidir.Sabit hatlar ile saatlerce konus ama cep telefonlari tabi haliyle biraz daha az konusulmasi gerekiyor.
    Gmail bile bunun yaninda pahali kaliyor;)
    Sevgiler

    Hande

    YanıtlaSil
  2. teşekkürler Hande, yararlı bir yorum oldu benim için :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…