Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

insan özlemeye görsün !

yüreğimdeki hep aklımda..
hep aklımda,hep aklımda...
akıl kesildi yüreğim,
yürek kesildi aklım da..

Özdemir Asaf

Yurtdışında Ramazan!

Ramazan mı geldi ?  zaman... beklediğimden çabuk geçtin , biraz şikayet biraz memnuniyet derken , yaşadığımız şehre , eve , çevremizde ingilizce konuşan ,kılık kıyafetleri , yemekleri farklı insanlara alışmaya çalışırken evet Ramazan gelmiş... Ailemizdekilerle konuşmasak onun bile farkına varamayız sanırım, o kadar ki İslam'dan uzak bir memleketteyiz.. Tabi ki etrafımda cami görmeyi beklemiyordum , her gün kezlerce dinlediğimiz ezanı <  çoğumuzun ezan okunurken farkında bile olmadığımız anları es geçiyorum  > bu kadar arayacağımı tahmin etmezdim... Ama öle olmuyormuş bea :( Koskoca Ramazan-ı Şerif bir tek ezan sesi duymadan açılan oruçlarla geçip gidecek... İftar vakitleri sokakların o ıssızlığını görmeden...Gece sahura kaldıran anne-babaya mızmızlık yapmadan...Bu gün ne pişireceğiz anne demeden...Ne zaman akrabaları iftara davet edeceğimiz demeden...ilk defa Ramazan pidesinin sıcağı eline dokunamadan gelip geçecek Ramazanımız... Yurtdışlarında yaşayanlara seslenmek istiyorum.. …

Gül yüzlü Şems`im dön gel !

Mevlanamızın gönlünden dökülen Şems Aşkı... Ayrılık acısı, hasret çekişi...

Ey Münadi, nerede bir topluluk görürsen bağır,
Ey Müslümanlar, hiç kaçmış bir kul gördünüz mü?
O'ndan bir nişane bildirene,
O'ndan bir nükte söyleyene,
Müjde olarak canımı vereceğim...
Gel.. gel ki, ayrılığınla ne akıl kaldı bende ne din.
Şu yoksul gönülden karar'da gitti sabır da...
Yüzümün sararmasını, gönlümün derdini, can evimdeki yanışı sorma.
Çünkü anlatmaya sığacak şey değil bunlar, gel de gözünle gör...
Senin sıcaklığınla pişmiş bir somun gibi al, aldı yüzüm.
Şimdi bayat ekmek gibi ufalanmış, yerlere saçılmışım...
Gel de yollardaki topraklardan topla beni...
Ayna gibi yüzünden hayaller toplardım,
Şimdi ise, bak da gör yüzümü nasıl sapsarı, nasıl bumburuşuk...
Aşk padişahı, her zaman binlerce saltanat, binlerce ülke bağışlamada.
Fakat, Cemalinden başka bir dileğim yok.
O'ndan... yüzünden başka bir şey istemiyorum.
Sevgisinin kemeri, aşkının külahı iki alemde de yeter bana.
Külahım düşerse ne…

Beraat olsun gecemiz...

Efendimiz şöyle buyurmuşlardı:"Recep, Allah’ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin ayıdır”. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah(sa) in ayıdır. Bu mübarek ayın değerini bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.
Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.
Bu gece nasıl bir gecedir? diye sorulduğunda Efendimiz Şöyle anlattı: “Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar. Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki, bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar, Allah-u Teala onları bağışlamaz.
Gecenin dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: "Ya Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: "Ne mutlu bu …

Amatör kameramdan kaydettiklerim

burası da bizim evimiz ve otelimizin olduğu bölge.. videonun sonuna doğru evimizin önüne geliyoruz :) ilk başlarda ürktüğümüz evimiz , alışma sürecini geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz..

Amatör kameramdan kaydettiklerim

ilk off day kısa gezimiz.. sosyal security numaralarımız almamız gerekiyordu, patronumuzla beraber gittik, gitmişken de biraz çevreyi gezdirdi bize..Cherokee eskiden Kızılderililerin en büyük beş kabilesinden biriymiş ve en bereketli toprakların olduğu bölge burasıymış.. tabi sonradan Amerikalıların işgaliyle sayıları baya azalmış..gördüğünüz gibi etraf yemyeşil, yollar çok düzgün ve geniş,  yol üstlerinde de bir çok fastfood yemek yerleri var.

ikinci haftaya girerkene !

Nihat Doğanı izliyordum bir kaç hafta öncesine kadar, şimdi kendimi onun yerine geçmiş gibi hissediyorum :) Burada havalar çok klimalı ve bol ingilizceli ben evimi özledim , ben dilimi özledim :)

Ben sevdiklerimin 7 saat gerisinde olmaktan sıkıldım ! en çok bundan muzdaribim, işten çıkıp eve gelene kadar rüyalara dalıyor bizimkiler. yetişemiyoruz :( hee iş demişken bir haftayı devirdik ve geldiğimizden beri sabah 8 akşam 5 çalışıyoruz.Günde yaklaşık 14 oda temizliyoruz kişi başı.. iş arkadaşlarımız jameikalı kızlar, tuhaf bi dilleri var ingiliz sömürüsünde kalmışlar belli kendi dilleri de var ama ingilizceyle karışık tuhaf bişi .. içlerinde en eğlencelisi Key Key :) odaları temizlerken bile kulaklıklar kulağında, müzik dinliyor ve beni de çok seviyor ben de onu . bir iki kere işini erken bitirip bana yardım etti ben de aldığım bahşişi onunla paylaştım, çok şaşırdı sarıldı bana :) henüz off day alamadık yani hiç tatilimiz yok , maaş da alamadık iki hafta da bir maaşlar dağıtı…

Sıcak bir çorba

Günlerden sonra nihayet akşam yemeğimiz sıcak bir çorba oldu.. fena halde yemek sıkıntısı çekiyoruz burda, hem biz hem diğer Watçılar.. Şuana  kadar mikrodalgasız hiç bir yer görmedim , adım başında çeşme gibi mikrodalga fırın var ve hazırladıkları yemekler en fazla 2 dk.. bizim çamaşırhanede , otel odalarında yeni yerleştiğimiz bu evde heryerde var.. kahvaltı kültürü olmayan, herşeyin hazır satıldığı marketlerle dolu bir yer burası..  şimdiye kadar getirdiklerimizle idare ettik ama yetmedi tabi, koskoca marketten ilk gün sadece ekmek ve domates alarak çıkmıştık , o kadar ilginç ki pilavı , makarnayı pişirmiş paketlemişler, tavuklar etler tek tek pişmiş hazır, her şey konserve gibi, sebze reyonunda kimsecikler dolaşmıyo bile , zaten almasınlar daha iyi çünkü ne tadı var ne tuzu taş gibi hepsi ot gibi.. bir tek güzel olan muzlar.. çok lezzetli Türkiyeden bile daha lezzetli geldi bana.. sebzeler tane işi satılıyo zaten bir tek domates , soğan, biber aldık melemen yaparız
die.. Helal ürü…

Bu günlerde aklıma gelen başıma geliyor nedense...

Bu günlerde aklıma gelen başıma geliyor nedense...bir de gönlümden geçen yanıma gelse keşke .. güzel bir Can Dündar sözü ;) hergün yeni bir durum çıkıyor, her gün biraz daha zorlaşıyor bu WAT işi .. canım sıkılmaya başladı ufaktan böyle hayal etmemiştim . İş sözleşmemizde otelde mutfaklı bir odada kuzenimle kalacağımız yazıyordu fakat otelde kaldığımız süre içinde odalarda ve otelin kendi içinde mutfak olmadığını öğrendik.. neyse yine bir sıkıntı yoktu çünkü otel çok rahattı çalışanlarla aramız süperdi , 5 gibi işimizi bitirip dinlenip lobiye iniyorduk sevgili Liz'le sohbet ediyorduk.. içeceklerimiz felan bedava alıyorduk rahat rahat geçiyordu günler yani.. ta ki başka bir eve taşınacaksınız dedikleri zaman .. karmakarışık olduk çünkü daha iyi mi olacaktı kötü mü hiç bilmiyorduk, iki kişilik mutfaklı ve içinde her şeyi olan bir ev dediler bir iki de komşunuz olacak biz sizi her gün alıp işe getireceğiz gibi şeyler de söylediler .. biz de iyi bakalım gidelim bakalım…

Amerika'ya adım atarkene !

Dünya küçük derler ya hani artık bu cümleyi kullanmayacağım... Kime göre küçük olduğunu tabiki biliyorum ama insanoğluna göre çook büyük, öyle böyle değil çok ama çok büyük.. Bir kız 28 Haziran saat 6 da uçağa biniyor 9 da Amsterdamda iniyor Atlanta uçağına binmek için tam 2 saat yocuların güvenlik kontrolünden geçmesini bekliyor.. Sanki dünyada bir yere uçmayacaklar Ay'a tatil yapmaya gidecekler ; o kadar sıkı arama, o kadar sorular sorma , o kadar aletlerin içinden geçirilme , kısaca sinir bozucu.. Uçağa biniyor aklında sorular , bu kadar büyük bir demir yığını 10 saat havada nasıl durur.. Duruyormuş valla 5 dk bile uyuyamadım koskoca on saat boyunca , ki ben Trabzona giderken bir buçuk saat yolda bile gözümü açamayan ben ..ne mi yaptım onca saat; önümüzde kişiseltvlar, kullaklıklar kumandalar.. içinde filmler, müzikler , oyunlar ve dahası.. uçakta telefon bile açılmazken bu uçakta herşey serbestti çok şaşırdım.. son yarım saat heyecandan geçmek bilmedi ama sonunda yere indik ve…