Ana içeriğe atla

Büyüksün Acunn Baba :)


Son yılların en mübarek insanı hiç kuşkusuz ki Acun Ilıcalı diye düşünüyorum.
Show Tv yi ele geçirdikten sonra elini attığı bütün yabancı formattaki yarışmalarla,
Türk halkının kurtarıcısı oldu adeta..
izleyenlerin değil tabi, yarışmacılarının ve ailelerinin kurtarıcısı oldu..
Halkın içinden birisi olarak konu hakkında yorum yapmak istedim..
ülkemizde işsizlik almış başını yürürken, çoğumuz kıtkanaat geçinirken, nasıl daha fazla kazanırım diye düşünürken ekranlardaki yarışmalarda insanların bir anda nasıl köşeyi döndüklerini görüyoruz..
bir anda demek doğru değil tabi, ortada bi yetenek, kendi çapında uğraş,emek var tabi buna lafımız yok..
söylemek istediğim Türkiye'de yarışmalar sayesinde para kazanmak daha kolay sanki..bu olayı kolay hale getiren, insanların ayaklarına kadar getiren isim de Acun mutlaka..
doğru formatlar seçiyor, Türk halkını iyi tanıyor ve hangi yarışmanın patlayacağını izleneceğini iyi biliyor..
haftanın hemen hemen 7 günü onun programlarını izliyoruz, tamam bazen gına geliyor her akşam acunn her akşam acunn izlenir mi yarebbm diyoruz ama çoğu insanın ekmek kapısını araladı acun bence..
bakın mesela bir kaç örnek..
Merve Oflaz, önce var mısın,yok musun? yarışmasından 81 tl, Survivor birinciliği ile 500 bin ve sonrasında oynadığı molped reklamı ile 300 bin tl kazandı .. genç yaşta bu servet herkese nasip olmaz doğrusu.
Sefa Doğanay var hemşerim,Trabzonlu kendisini çok seviyorum, çok samimi ve yetenekli bir arkadaş..onun da şansı bir anda parlayanlardan. Yetenek sizsiniz birinciliği ile 250 bin tl kazandı ve sonrasında çocuklar duymasında oynamaya başladı..
bu iki isim sadece en ön planda olanlar.. Acun hem set arkasındaki çalışanlarına, hem yarışmacılarına etrafındaki herkese ekmek kapısı oldu resmen..inşallah diğer yapımcılardan da böyle atılımlar olur da insanlara faydalı işler yaparlar..iş yok, işsizlik çok diye yakınıp durmazlar da gençlerimize çalışabilecekleri iş sahaları açarlar..potansiyelin alası var biz de ama imkanlar kısıtlı ne yazıkki :S

Yorumlar

  1. Bu sizin yorumunuz merve hanım ama geçen gün izlediniz mi bilmiyorum. Beşiktaş forması giyen bir yarışmacının üstünde ki reklamı kapatabilir ama TÜRK BAYRAĞINI kapatmakta ne demek .

    YanıtlaSil
  2. Bu sizin yorumunuz merve hanım ama geçen gün izlediniz mi bilmiyorum. Beşiktaş forması giyen bir yarışmacının üstünde ki reklamı kapatabilir ama TÜRK BAYRAĞINI kapatmakta ne demek .

    YanıtlaSil
  3. Bu sizin yorumunuz merve hanım ama geçen gün izlediniz mi bilmiyorum. Beşiktaş forması giyen bir yarışmacının üstünde ki reklamı kapatabilir ama TÜRK BAYRAĞINI kapatmakta ne demek . Birde bunu yorumlarmısınız ?

    YanıtlaSil
  4. ben bu yazıyı 1 yıl önce yazmışım Yalçın kardeş :)
    senin dediğin olay daha dünkü olay, ayıp etmiş illa bir gün bir yerde çıkar bunun hesabı merak etme..

    YanıtlaSil
  5. çok özür dilerim merve hanım :( tarihe bakmamıştım mobilden yazmıştım :) bide sinirli bi günden sonra yazmıştım yorumu özür dilerim...

    YanıtlaSil
  6. :) önemli değil, güzel bi yorumla telafisini yapabilirsin ..

    YanıtlaSil
  7. güzel bi yorum derken anlamadım ? :)

    YanıtlaSil
  8. acun gördüğüm en iyi televizyoncu şuan.çok kaliteli işlere imza atıyor.Bu kadar başarılı olması bence çok normal.
    araba oyunları

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…