Ana içeriğe atla

Geri döndüm

merhaba dünya ya da Muhittin'in dediği gibi ne yaptın müdür :)
bir süredir yurt dışındaydım, soğuklar bastırınca şöyle uçağa atlayıp güneylere sıcaklara kaçayım demiştim de...
şaka be şaka ne güneyi ne sıcağı her öğrencinin senede bir kaç kez yaşadığı özel günlerdeydik malum final haftaları yani ;)
final haftalarını üç bölüme ayırıyorum ben.. 
kısaca F.Ö(finalden önce), F.H(final haftası),F.S(finalden sonra)
Final öncesinde ne mi oluyo...
önce sınav kritiği yapıyorum :) ilk hafta hangi sınavlar varmış, hımm iyi bütün zor sınavlar ilk hafta yani bunları atlatırsak rahatız, en zoru php ona bir iki gün önceden çalışmaya başlamak gerek diğerlerine akşamdan bir iki saat baksam yeter! final haftası evden de çıkamayacağım önce alışverişe çıkıp dolabı doldurayım..çikolata, cips, pisküüt abur cubur zihin açar :) henüz çalışmaya oturamadım, zaten bilim adamları da söylüyor herşey o masanın başına oturana kadar, oturunca tamam çalışmaya başlarsın zaten.. ama ayağım gitmiyor ne masaya ne kitaba..neyseki bunları düşüne düşüne final öncesi bitiyo ve..
final haftası geliyo, iti an çomağı hazırla varya hani aynen o hızda geliyor hem de.. neyseki final öncesi çok iyi bir plan yapmıştım ona uyarak devam ediyorum, php ye ağırlık ver diğerlerine göz gezdir yeter..birdir ikidir üçtür günler su gibi geçiyor ve şükür bitiyor sınavlar..geliyor final sonrası :S
acaba geçtim mi, erken bilet alsam mı, ya büte kalırsam, puf eve gitmek istiyorum falan filan işte.. şuanda tam da bu zaman diliminde yaşıyorum işte..birer ikişer açıklanmaya başladı sınavlar çok şükür bu dönemim beni çok mutlu etti, başarılarımın devamını bekliyorum ama bir de php açıklansa !
final sonrası farkedilen bir diğer konu da 15 gündür girip çıktığın evin, mutfağın, gardolabın hali :) neyse beklerken sıkılmayacağım anlaşılan bir sürü iş beni bekliyor, kendimi formatlanmış gibi hissediyorum sınavlar bittiğinde bu duyguyu çok seviyorum, bir de evime güzel bi format atarsam o da beni sevecek sanırım..herkeslere iyi tatiller diliyorum, aile yanları da formatlar için en doğru zamanlardır unutmayın :) kullanın onları şey yani zamanı iyi kullanın :)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…