Ana içeriğe atla

8 martımız kutlu olsun hanımlar :)

dikkat bu post biraz kadınsal şeyler içeriyor,
hatta buna birazcık akıldan geçirilip de dile getirilmeyen şeyler de diyebiliriz !
dikkatinizi çekmeye çalıştığım konu bir kadın gözünden diğer bir kadın nasıl görülür?
kaşla göz arasında akıldan neler geçirilir?
beynin bu hızla çalışmasına alışık olmayan yüz,mimik eller kollar ne hale gelir vs vs vs
insanları izlemeyi çok severim ben, doğal hallerini anlarını yakalamayı severim..
hal böyleyken kadın cinsini az biraz gözlemlediğinizde nelerle karşılaşabileceğinizi
az çok tahmin etmeye başlıyorsunuz efendim..
sokaktaysanız ve karşıdan gelen bayanlarla göz göze geliyorsanız, 2 snlik bir zaman diliminde,
gözlerin aniden kısılıp, başın hafif yukarı kalktığını ve daha sonra o gözlerin sizi baştan aşağı süzdüğünü ve
içinden hıh şuna bak ! ya da hımmmmm.. diye bir cümle kurduğunu anlayabilirsiniz..
buradaki hıh aslında şunu demek istiyordur;
hıh şu saçlara bak,  ıyyy ruj hiç olmamış, aman bu çantayı nasıl takabilmiş,
bu rengi nerden bulmuş hiç beğenmedim..
yok burada akıldan geçirilen uzunca bir hımmmmlama ise;
hımmm saçları çok iyi, rengi de iyi, topuklularla yürüyebiliyor,
incecik de çantası da çok şık hiç de fena değil..
tabi bunlar böyle uzun uzunn geçirilmiyor akıldan saniyelik olaylar yani :)
genelde bu yazdıklarımdan kadınlar ne demek istediğimi şimdiye kadar çok iyi  anlamışlardır..
erkekler de anlamışlardır aslında ne de olsa doğdukları andan itibaren anne diye seslendiğimiz
o mükemmel kadının kollarında buluyorlar kendini :)
sonuçta kadınlarla yakınlıkları o zamanlardan başlıyor yani.
neden böyle birşey yazmak istedim onu da söyleyim ,
sokakta beklerken karşıdan gelenlere bakıyorum ve bir kadın diğerini aynı bu dediğim gibi baştan aşağı süzüp, yüzünü buruşturup kafasını da iki yana ıyy diye sallayınca çok güldüm :) genelde bunlar kimseye çaktırılmadan yapılır ama o teyze durumu biraz abartmış ve güldürmüş bulundu beni ve bu postu yazmama sebep oldu..
teyze diyorum çünkü ben de onu beğenmedim :) yaşlı olduğundan değil ben genç olduğumdan diyomuşum.
ahh biz kadınlar, ilahi komedyayız gerçekten..
son olarak bütün kadın hemcinslerimin bu güzel gününü kutluyorum,
keyfi yerinde olan kadınlara mutluluğunuz daim olsun efendim demek,
biraz sorun yaşayanlara da üzülmeyin herşey yoluna girecektir, biraz sabır demek istiyorum..
güzel günler göresiniz , sizler de mutlu olmanın yolunu bulasınız inş diyorum..
ve amin :)

Yorumlar

  1. Bende içtenlikle kutluyorum merveeee, mana ihtiva eden global kabul görmüş '8 mart emekçi kadınlar günü'nü,, eli sopalı düşünceleri örümcekli tehdiş meraklı psiko hastalarınıda (erkek) allah islah eylesin:)

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim nida ve de aminnnn :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…