Ana içeriğe atla

Trabzondan...


Yaslı gittim, şen geldim,
Aç koynunu ben geldim, 
Bana bir yudum su ver,
Çok uzak yoldan geldim

çok uzak dediğime bakmayın, uçakla 1 buçuk saat Trabzon.Yağmurla gittim on gün yağmur yağdı , rutubet kokabilir yazım kusura bakmayın :) ama karadeniz memleketim diye söylemiyorum çok güzel , yemyeşil, mis gibi havası olan biryer.. fındık dalları yeşermiş her yerde çiçek açmış, meyveleri yaratılmış ağaçların  felan öle böle değil yani :)






on gündür internetten uzaktım, sıkılmadım mı evet bazen sıkıldım köyde ama her gün bir yerlerdeydik ailemle.. köyümüz , eski ipek yolunun üstünde..ortasından dere geçen, kendin pişir kendin ye kasap mangal mekanlarıyla dolu bir yer..geleni gideni çok, yazın mangal yapmaya gelir herkes, sümela manastırına da bu yoldan gidiliyor.. bir gün fındıklıkta mangal yaptık bütün aile, bir gün yörük çadırı denen müzikli otantik bir eğlence yerinde doğum günü kutladık,bir gün de Trabzonspor Beşiktaş maçına gittik.. Ts cezalıydı ve ilk defa maça sadece kadınları aldılar, o kadar kalabalık olacağını sanmıyordum ama 21.727 karadeniz kadını köylerden, ilçelerden akın ettiler Avni Akere :) bağırdık, çağırdık stres attık valla..yaşlı teyzeler de vardı benden heyecanlıydılar, bağırmıyorlardı pek ama dua ediyordular sesli sesli: Allahım şu mübarek gecelerin yüzü suyu hürmetine attır bizim uşaklara bir gol !

neyseki bütün baskılar sonuç verdi ve skor  Ts 1 - Bjk 0 oldu :) 
ne sevinç ne sevinç..ciyak ciyak kadın sesi heryerde :)
maçı kazandık ama bu sene de birinci olamıyoruz onun burukluğu da var..
şimdi geri döndük eski rutin ev-okul hayatına start verdik.ev biraz sessiz garip hissediyorum bu ara ! tv hep açık ses olsun diye..






Yorumlar

  1. köyden gelen kabakla kabak tatlısı yokmuyduu :D

    YanıtlaSil
  2. memleketim diyebileceği bir yeri olmayanlara ağır geliyor böyle yazılar :(

    YanıtlaSil
  3. onu bana değil gizeme soracaksın canım :)

    YanıtlaSil
  4. memleketi olmamak ! ooo çok sert :S hiç aklıma gelmemişti bu yazıyı yazarken, nerde doğduysak oralı oluyoruz sanırım.. doğduğunuz yeri biliyorsunuzdur sanırım..

    YanıtlaSil
  5. nie kamraya el sallamadin belki gorurdum :p

    YanıtlaSil
  6. sallasam sanki tanıyacaksın da beni :)

    YanıtlaSil
  7. Ohhh ne güzel dinlenmişsindir bol bol oksijen alıp şimdi sen :)

    YanıtlaSil
  8. aynen öyle canımm :) okula bazen ara vermek gerek motivasyon için şart bence.

    YanıtlaSil
  9. Yaa bu yaz düşünüyoruz Karadeniz Turu..Bakalım kısmet..Görkemli yeşille buluşma zamanı:):)Görseller ne hoş..

    YanıtlaSil
  10. gelin görün bizim oraları :) hiç unutamayacağınız bir tatil yaşayacaksınız eminim..

    YanıtlaSil
  11. Gorgeous photos...I'm loving springtime!
    Would love you to stop by my blog & check out my latest post!
    Happy Thursday Hun xoxo
    http://www.intotheblonde.com/

    YanıtlaSil
  12. the second picture is beautiful!


    http://fashion-gourmet.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  13. bende tam bi trabzon aşığıyım gitmeyi çok istiyorum :((

    YanıtlaSil
  14. bende rizeyi gezme olanağım oldu bu yaz inş evleneceğim 1 ay sonra ve trabzonu da gezeceğim kısmetse.çok güzel resimler çekmişsin.oralar çok güzel karadeniz bi harika havası muthiş insan güne dinç uyanıyor bayıldım diyebilirim bir istanbullu olarak

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…