Ana içeriğe atla

mısır çarşısı, eminönünden..

Gizemin gözünün ayarı ile çekilmiş fotoğraflardır :) 



Yorumlar

  1. oo süper bu mısırçarşısı. yazın bekle beni istanbul altını üstüne getireceğim:)

    YanıtlaSil
  2. oo en kalabalık zamanlarda geleceksin :) ama herşeye rağmen gidip görmek lazım tabi..

    YanıtlaSil
  3. yazın gelme ihtimalim var öyle güzel g
    fotolar koymuşsun ki mutlaka uğramalıyım=) yazımı beğenmenede çok mutlu oldum öpüyorum mervecim<3

    YanıtlaSil
  4. gelin gelin :) fotoğraf makinalarınızı unutmayın ama, istanbuldaki en büyük ihtiyac bence :)

    YanıtlaSil
  5. ÇOK HOŞ CANIM GÖRÜNTÜ MÜKEMMEL
    :)
    BENDE ÖDÜLÜN VAR
    :)

    YanıtlaSil
  6. ödül mü neden niçin nasıl ? hemen bakıyorum :))

    YanıtlaSil
  7. Mervecim :) Çarşının dışındaki Peynircileri hasbi geçmişsin ! fotolar harika.. bide Ezine peynirini görselletseydin ya ! yemiş kadar olacaktım :))

    YanıtlaSil
  8. tamam sözüm olsun :) bir dahaki sefere peynirli fotoğraflar da gelecek :)

    YanıtlaSil
  9. Teşekkürler, Trabzon'lu söz verdi mi yerine getirir :))

    YanıtlaSil
  10. bak bak :) bizi bizden iyi tanımış , helal olsun..

    YanıtlaSil
  11. Harika fotoğraflar, bir de kuru kahvecinin fotoğrafı eksik, bir Eminönü klasiği olarak. Uzun zamandır gitmedim, yakınlarda gidebilsem keşke :(

    YanıtlaSil
  12. tamam kuru kahveyi de ekledim çekilecekler listesine :)

    YanıtlaSil
  13. Highly energetic article, I enjoyed that a lot.
    Will there be a part 2?

    My web-site - Zayıflama

    YanıtlaSil
  14. I'm impressed, I have to admit. Seldom do I encounter a blog that's
    both equally eduсativе and entеrtaining, and without a ԁoubt, уou've hit the nail on the head. The problem is something that not enough people are speaking intelligently about. Now i'm verу hаppy thаt Ι
    camе acrοss this in my searсh for somеthing cοncerning thiѕ.


    mу blog post :: Burclar.ws

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…