Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hurma üstüne bir anektod

Peygamberimizin en sevdiği iki meyveden biriymiş hurma, diğeri ise karpuzmuş.
fazla yiyince insanın dişini sızlatması muhtemelmiş, bizler daha çok tok tutmasıyla biliriz hurmayı..
bir de, bilindiği gibi, "bağdat/trabzon hurması" denen, gerçekten de görünüşü iri bir domatese benzeyen ve insanın dilini uyuşturan meyve de vardır.
ayrıca Arapçada kadın anlamına gelen hurma hac'da Türkler ve Araplar arasında espri konusu olurmuş
şöyle ki; hacı ya da hacı adayı amcalarımız pazara çıkıp satıcıdan hurma isterler,
satıcı vatandaş (suudi arabistan vatandaşı tabii ki) yüzünde muzip bir gülümsemeyle şöyle dermiş
ki bunların çoğu az-çok türkçe bilmektedir derler: ne yapacaksınız hurmayı? boşverin; sizin hurmalarınız daha güzel!
*bak sen Arap amcalara :) demek Türk kadınlarını pardon hurmalarını daha güzel buluyorlarmış..
bizler de onların hurmalarını çok lezzetli buluyoruz ama meyve olan hurmalarını yanlış anlamasınlar.
ama gerçekten güzel olan hurmalar çok pahalı, bakkaldan alınanla…

ramazan anılarım

bazen öyle rüyalar görüyorum ki, ne yazıp da rüya tabirlerinde aratacağımı bilmiyorum!
dün gece rüyamda gayet net ayağımdaki kesiğin dikildiğine şahit oldum :)
sağ ayağım öyle derin kesilmişki ameliyat masasında yatıyorum, doktor da uyuşturucu iğne yapıyor.
nasıl bi iğneyse vücudumun sağ tarafı komple donuyor,
sadece ayağım değil, sağ el sağ bacak hatta kafamın sağ yarısı bile uyuşuyor !
ben bu rüyayı hiç bir şeye yoramadım, sanırım gece sahurda yediğim köme ağır geldi bana :)
fazla yemek yemiyorum, ne tok tutacaksa ondan kemiriyorum biraz işte..
sahi 4. gündeyiz, oruçla sizin aranız nasıl ?
son bir kaç saat geçmek bilmiyor sanki, alışma dönemindeyiz anlayacağınız.
ama ne olursa olsun günler daha çabuk geçiyor bence..
sahur, iftar, teravih..
teravihe de bir kaç senedir gitmeye başladım, eskiden beri hoşuma gitmiştir,
ancak devamlılığı zor oluyordu hep!
çocukluktan kalma bir kaç anımız bile var camide..
birinde herkes namazda iken arkadaşımla merdivenlerde otururken birden beni gıdıkl…

tutumlu ol ki genç kalasın :)

tutumlu ol kiii genç kalasın, bu dünyadan daa zevk alasın :)
bir yerden kulağa tanıdık geliyor değil mi, evet tanıdık bir çocuk şarkısı ya da atasözü diyelim ama biraz değiştirilerek söylenmiş..
kim söylemiş tabi ki benim komedi dükkanım, annem söylemiş :)
annem ve çocuklarına nasihat vermek , onlara doğru şeyler öğretmek yolunda herşeyi mubah sayan tüm anneler, gerekirse atasözlerine eklemeler, çıkarmalar yaparlar, gerektiğinde de atalarımız bu sözü akıl edememiş deyip yeni sözler bularak bize bunları yutturmaya çalışırlar :)
biz çocuklar da böyle bunları tiye alıp bloglara yazarız işte, ama amacım sizi de bilinçlendirmek sadece :)
neyse lafı dolandırdım yine, gelelim atasözünün orjinaline, belki hala hatırlamayanlar vardır.
sözümüz *neşeli ol kiii, genç kalasın ! bu dünyadan da zevk alasın. =)
şimdi gel de bu ana sözüne gülme..
bir de itiraz da edemiyorum, yok efendim doğrusu tutumlu ol ki genç kalasınmış, atalarımız zamanında çok sıkıntılar çekmişler, yarınını düşünmeli bi insan,…

sana da benziyor aslında =)

Çok güldüm bunu okuyunca, bütün hayvanlar birbirlerine benziyor da bu penguenler daha bi başka benziyor sanki siz ne dersiniz..
Aslında bu konu dikkatimi çekmezdi de dün izlediğim Neşeli Ayaklar'ın üstüne bu karikatür cuk diye oturdu, paylaşmak istedim..
*Bu aralar acaip animasyon film izleyesim var, Yukarı Bak, Neşeli Ayaklar, Hugo.. şimdi sırada Çizmeli Kedi bekliyor.
Çocuklarla bu filmleri izlemek bence daha keyifli oluyor,eğer etrafınızda çoluk çocuk varsa tutun kolundan oturtun filmin başına hep birlikte izleyin derim ben :)
*gerçi çok soru sorup, gülmeye başladıklarında susmak bilmemeleri biraz sıkıntılı olsa da, gülmediğim sahnelerdeki tepkileriyle beni daha da güldürmeleri çok hoşuma gidiyor :)
bu arada kızım tatil vakti ne işin var filmle, çık gez, denize gir, yaylaya çık felan diye içinizden geçebilir..
çok haklısınız valla ama zaten bütün yıl evimden uzakta yaşıyorum , buraya gelince de aileden uzakta plan yaptırmıyorlar..Zaten yüzme de bilmem, bi de yaylalarla pek aram…

Çalakalem, karalama..

Tıpkı zihnin kalbi karalaması gibi, düşüncelerle...
Tasarlama, her duruma, her ana hazır hale getirme.
Düşleme, başarma, yakıştıramama.
Geçmişindeki tüm başarısızlıklarının önündeki tüm düşlere ket vurması. yorgunluk,bıkkınlık, sıkkınlık ve asla hiçbir anından keyif almama hayatın.
Hiçbir yeni başlangıca açık olmama, alışık olmama.
Sürekli, andan önceki on yılın arasında gidip gelme, her bir saniyesini görür gibi hatırlama.
Çekinme ,korkma , özgüven yitimi, abes yönde değişme,aksi bir insan olma neyin aksi olduğundan bihaber. yorgun düşme, güvenmeme, paranoya, uzaklaşma herkesten, herşeyden. Kaçma.
Ve sonrası için beklenti, kaçma.
Kaçıp gitme, hiçbiryere, hiçkimseye, sadece kendine, düşlerine olumsuz olsada her ne kadar sineye, benliğe dönmek isteme.
Sanki ırakmışım gibi, hali hazırda yirmi senem var ardımda.
Beni uzağa iten, beniçeken, beni sevimli kılan, benden nefret ettiren, beni sınayan, bana cevaplar bulduran.
Yinede hoştur.
Çalakalem, karalama...
Tıpkı zihnin kalbi karalaması g…

Ramazan hazırlığı

her köyün olduğu gibi bizim köyün de bazı gelenekleri vardır.. bunlardan biri de Ramazan ayına özel olarak yufka, katlama, erişte gibi yiyecekleri önceden hazırlamaktır. Ramazan, oruç deyince akla ilk gelen yufka açmaktır bizim köyde. sahurda tok tutabilecek, pratik hemen 5 dkda pişirilebilecek, kalabalık ailelerin mutfak masrafını azaltacak, çoluk çocuk herkesin zevkine göre peynirli, kıymalı, patatesli kızartmasının yapılabileceği ucuz bir yemektir anlayacağınız. şu sıralar hemen hemen herkesin evinin önünde toplanmış kalabalık yufka açmakla ve pişirmekle meşgul.. bazıları da ramazana sayılı gün kala yaz temizliğini tamamlamaya çalışıyor.. diğer illerde hava sıcaklıkları nasıl şu sıralar tam bilemiyorum ama Ramazan bizim buralarda serin geçeceğe benziyor. uzun zamandan sonra Ramazan yaz ayına denk geldi, Allah herkese sağlık güç versin de güzel bi Ramazan geçirelim.. şimdiden hepinize kolay gelsin :)





Kanaviçe zerafeti

bu aralar kanaviçeye merak saldım, annemin çeyizinin neredeyse tamamı el işi kanaviçe dolu.. hepsi el emeği göz nuru işlemeler. bu zamanda çeyizde kanaviçe yapan kalmadı sanırım, hiç rastlamadım çünkü.. ama o eski kanaviçeleri kesip, nakışlayıp nevresim takımlarının etrafına işleyenler çok.. böylesi daha kullanışlı ve geri dönüşümlü gibi geliyor bana.. bu fotoğraflarda gördüğüm ise sadece çeyizde sınırlı kalmadığı, ev dekorasyonunda da kullanıldığı.. çok şık ve zarif buldum, gayet orjinal olmuş öle değil mi ?


üşüyoruz!

üşüyoruz!
evet yanlış okumadınız gerçekten burası Trabzon ve biz bildiğiniz yorganla uyuyoruz..
bir ay önce İstanbul'da sıcaktan pencere açan ben şimdi hırkayla oturuyorum evde :)
her gün yağmur yağıyor daha güneşle hoşgeldin yapamadık..
Ramazana sayılı gün kalarak serin bir yaz geçireceğimizin habercisi bu sanırım..
milletçe fazla sıcağı sevmeyiz biz zaten, hele ramazanda hiç çekilmezdi !
facebookta deniz,kum,güneş ola la la.. diye durum güncellemesi yapanları hiç kıskanmıyorum yani:)
he bu arada bir önceki yazımı okuyanlar merak etmiştir belki diyerek,
*not: tahmin ettiğim gibi uçakta orta koltuğa denk geldim Allahtan yanımda oturan bayanlar etine dolgun değildi de güzel bir uçuş oldu :) sevgilerimle..