Ana içeriğe atla

ramazan anılarım


bazen öyle rüyalar görüyorum ki, ne yazıp da rüya tabirlerinde aratacağımı bilmiyorum!
dün gece rüyamda gayet net ayağımdaki kesiğin dikildiğine şahit oldum :)
sağ ayağım öyle derin kesilmişki ameliyat masasında yatıyorum, doktor da uyuşturucu iğne yapıyor.
nasıl bi iğneyse vücudumun sağ tarafı komple donuyor,
sadece ayağım değil, sağ el sağ bacak hatta kafamın sağ yarısı bile uyuşuyor !
ben bu rüyayı hiç bir şeye yoramadım, sanırım gece sahurda yediğim köme ağır geldi bana :)
fazla yemek yemiyorum, ne tok tutacaksa ondan kemiriyorum biraz işte..
sahi 4. gündeyiz, oruçla sizin aranız nasıl ?
son bir kaç saat geçmek bilmiyor sanki, alışma dönemindeyiz anlayacağınız.
ama ne olursa olsun günler daha çabuk geçiyor bence..
sahur, iftar, teravih..
teravihe de bir kaç senedir gitmeye başladım, eskiden beri hoşuma gitmiştir,
ancak devamlılığı zor oluyordu hep!
çocukluktan kalma bir kaç anımız bile var camide..
birinde herkes namazda iken arkadaşımla merdivenlerde otururken birden beni gıdıklamaya başlamıştı
nasıl olduysa bi anda sesli sesli gümeye başladım ve susunca utancımdan yerin dibine girmiştim :)
cami de konuşulmaz, gülünmez, şakalaşılmaz çünkü, çocukken uyulması gereken en önemli kuraldı bu.
daha sonra annem bi süre camiye götürmedi beni zaten , unutuldu olay :)
bir keresinde de herkes namazda biz arkada kardeşimle oturuyoruz,
yerinde duramazdı melek kalktı bi anda dolaşmaya başladı,
hani camilerde ayakkabı rafları olur, herkes ayakkabısını belli bi bölgeye koyar ki karışmasın,
malum köyde olunca çoğu teyze lastik giyer buralarda, lastiklerin hepsi de birbirine benzer tabi.
bu kız kalkmış dağınık duran bütün lastikleri, terlikleri kafasına göre sıralamış raflara dizmiş :)
namaz bitti millet lastiklerini koyduğu yerden almaya gitti ki o da ne !
lastikler birbirine girmiş, bul kendininkini bulabilirsen :)
tabi annem hemen anladı durumu bi mahcup oldu, kendisi bulmaya çalıştı bi ara baktı olmuyo,
herkes ayağına uyanı giydi gitti evine :)
azarı da ben yedim sonradan , neden kardeşini kollamıyorsun die..
ahh ne günlerdi ama :) zaman su gibi geçiyo valla
ya su demişken aklıma geldi iftara kaç saat kaldı :(

Yorumlar

  1. Rüya yorumlayamam ama tek bildiğim kan gördüysen rüyanın bozulduğu ve yorumlanmadığı. Yine hayırlara çıksın dilerim ki.

    YanıtlaSil
  2. Sıcağa aldanma , yatarken kıçını ört :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…