Ana içeriğe atla

Kadir Gecesi


Nasıl geçecek, 17 saat nasıl dayanacağız, bu yaz günlerinde aç susuz ne yapacağız derken bir ayı bitirmek üzereyiz.
Adeta bütün Müslümanlar olarak bir aylık hızlandırılmış bir kursa yazılmış gibi emredilen ne var ne yoksa yapmaya çalıştık.
Oruç, namaz, Kuran okuma, sadaka, zekat...
Nefsine hakimiyet, dilini tutmak, kötülüklerden uzak durmak, günah işlemekten kaçınmak...
Normalde bütün yıl yapmamız geren şeyleri, bu hızlandırılmış bir ay içinde dolu dolu yaşadık.
Sıra geldi, elimizde , avucumuzda , kesemizde biriken ibadetleri mübarek Kadir gecesinde Allaha sunmaya.
'Buyur Allahım bütün yıl boyunca ve bu Ramazan boyunca senin için bu kadar ibadet yapabildim , az ya da çok, buyur! Makbullerin en güzeliyle kabul eyle.'
Ben Kadir gecesini gözümde, Müslümanların yılbaşısı gibi hayal ediyorum.Biliyorsunuz Kadir gecesinde bir yıl boyunca ne yapmışsak, sevabıyla, günahıyla herşey melekler tarafından Allah'a sunulur ve bu gecede önümüzdeki bir yılın kaderi yazılır.Kimin bu yıl içinde öleceği, kimin doğacağı, kimlerin evleneceği vs. herşey belirlenir. Cebraille bütün melekler yer yüzüne iner ve sabaha kadar insanlar ne istiyorsa yaparlar..
Kadir gecesinin önemini büyüdükçe, okudukça daha iyi anlıyorum.Bilirsiniz eskiden insanların ömürleri 70 yıl civarında değil çook daha uzun yüzyıllarmış.Mantıken düşünürsek bizim 70 senede yaptığımız ibadetle, kazandığımız sevapla 300 yıl yaşayan adamın kazandığı sevap aynı olamaz.İşte herşeyi mükemmel yaratan bunu da düşünerek yıl içerisine Kadir gecesi gibi bin aydan hayırlı geceler koymuştur ki kullarım bu gece ibadet yapıp,dua edip, namaz kılıp bin yıllık sevabı alsınlar ve denge sağlansın.
Kadir gecesi unutmamız gereken iki şey var yapmakta büyük sevap olan, ilki;
- Allahümme inneke afüvvün kerîmün tuhibbül afve fa'fü anni demek, tövbe etmek.
Türkçesi -Allah'ım sen affedicisin, affı seversin, beni affeyle.
ikincisi ise Kadir Suresini okumak.Peygamberimizin bu konuda söylediği söz ise şöyle;
-Kadir gecesinde bir defa, Kadir sûresini okumak, (başka zamanda) Kur’ân-ı kerîmi hatmetmekten daha sevâptır. Bu gece koyun sağma müddeti kadar namaz kılmak, ibâdet etmek, bir ay her geceyi ibâdetle geçirmekten daha kıymetlidir.
Allah bu gece başta olmak üzere bütün yıl boyuna yaptığımız ibadetlerinizi kabul eylesin.Af dileyenlerin tövbe edenlerin tövbeleri kabul olsun.Bizim istediğimiz , hayaliyle dualar ettiğimiz her şeyin hakkımızda hayırlısını versin.Kıyametimiz kopup Allahın huzurna gelmeden, O'nun rızasını kazanmayı herkese nasip etsin..Amin!


Yorumlar

  1. Kadir gecesiyle ilgili paylaşımların için teşekkürler mervcim. elimizden geldiğince namaz kılarak dualarla, değerlendirecez...
    vesile, "kadir geceniz mübarek olsun!"

    YanıtlaSil
  2. ben de teşekkür ederim Nida ;) hayırlı geceler dilerim..

    YanıtlaSil
  3. çok güzel yazmışsınız yüreğinize sağlık :)




    bende bloğuma beklerim beğenirseniz izleyicim olmanızıda isterim hoşçakalın:)♡
    http://suslupuslublog.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  4. teşekkür ederim süslü püslü :)
    ne güzel blog ismin var öyle..

    YanıtlaSil
  5. umarım bunları yapanlar da ramazna bittiği gibi hemen bayramın ilk gününde içip sıçmaya başlamazlar :)

    YanıtlaSil
  6. Merveee, çok güzel yazmışsın içinden gelenler ne güzel.
    Ama ilk satırlarda bir yanlışlık var onu düzeltelim, Beraat Kandili ile Kadir Gecesinde birazcık karışıklık olmuş :)

    İnşallah çok güzel bir kandil gecesi geçirirsin, bu gece de dualarımda olacaksın:)

    YanıtlaSil
  7. bunu geçen sen yazmıştım zeynep :)
    internette ararken kandiller biraz karışmış olabilir ama niyet hepsinde aynı :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…