Ana içeriğe atla

Çanakkale Çocukları


Tarihi kanlarla , şehitlerle dolu bir millet olduğumuzdan savaşlar, zaferler, bayramlar bir başka kıymetli bizim gözümüzde. Öyle ki kim tarihimizle ilgili bir film yapsa gider izleriz, gurur duymak için mi dersiniz, şuan ki rahatımızı kimlere borçluyuz bunu anlamak için mi dersiniz ne dersiniz bilmem ama geçmişin zaferle dolu günlerini hatırlamak hoşumuza gider bizim.
Fetih'ten sonra Çanakkale Çocuklar'na da bir hevesle gittim diyebilirim.Fragmanları gayet güzeldi.Ama gel gör ki film bitse de gitsem diye de dört gözle bekledim.Çok yavaş ilerliyor senaryo, bir annenin oğullarını savaştan geri almak istemesini anlatıyor. Bir rüyayla başlıyor film ve rüyada görülenler bir bir gerçeğe dönmeye başlıyor.
İki kardeş James ve Osman birbirlerini vuruyor, ölüyorlar. Ölenler toplanıp çukurlara gömülüyor, çocukların annesi cepheye gelince onları arıyor, sonra rüyasında gördüğü bulut geliyor aynı çizgi filmdeki gibi tek bir bulut! dolunayın önünden geçiyor, açılan çukurun üstünde duruyor ve iki yağmur damlası düşüyor buluttan. Birisi bir kardeşin gözüne birisi diğer kardeşin gözüne. diriliyorlar sonra, cepheye geri dönüyolar anneleriyle karşılaşıyorlar duygusal sahneler geçiyor biraz. Anne onları götürmek istiyor anzak komutan James'i göndermiyor gidersen hepinizi vururum diyor iki kardeş karşı cephelerde savaşmaya dönüyor. tam ateş başlıyor anne feryat ediyor savaşın ortasında mayıs sıcağında kar yağmaya başlıyor bir anda ve herkes şaşırıp birbirine sarılıyor savaş bitiyor !
yani saçmalık üstüne saçmalık oluyor. Ben de sandım ki Fetih'teki gemilerin karadan çekilmesi gibi Çanakkale'de 200 kiloluk mermiyi kaldırtacaklar askerimize, mayınları gizli gizli döşeyip aynı gerçekteki gibi tarihi canlandıracaklar.. Maalesef beklentilerim boş çıktı. Tabi izleyip beğenenlere de saygım var belki de ben beklentilerimi yüksek tutmuşumdur..

Yorumlar

  1. hahah resmen cizgi fil gibi yaa az birazda fantastik olmuş :P

    YanıtlaSil
  2. Böyle filmlerden genelde bi cacık olmaz :) amaç para başka bişey değil.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…