Ana içeriğe atla

Dünya akıl sağlığı günümüz kutlu olsun!


Bugün günlerden "dünya akıl sağlığı" günüymüş sevgili arkadaşlar.Bilmiyorum bu güzel günü kutlamak mı istiyor komşularımız dün gece bir hayli kavgalı kıyametli geçti..Çocuğunu çileden çıkaran mı dersiniz, karısını azarlayan mı.. bu sabah da dükkandakiler kavga ediyordu, sabah sabah gerdiler beni de !
ben bu kadar fazla olduğunu bilmiyordum ama dünyada 4 kişiden birisi ömrünün bir döneminde ruhsal sorunlar yaşarmış, bazıları bunun üstesinden gelir bazıları gelemezmiş :S
eskiden her mahallenin bir delisi vardı, şimdi alan küçülmüş sanırım her sınıfın, her iş yerinin, her ailenin bir delisi var ne yazık ki.. deliden kastım geri zekalı değil, normalin üstünde seyredenlerden bahsediyorum.
Peki ülkece ne kadar aklımız başımızda, bunu da tartışmak gerekir.En üst kişimizden tutun en küçük çocuklara kadar akıl sağlığı bozulmuş , depresyon , bunalım yaşayan , yaşasa da bunu anlamayan bir toplum haline geldik. az uz değil yaklaşık 25 milyonun akıl sağlığı tehlikedeyken , bizim ana haberlerimiz, gazetelerimiz neden bu kadar dolu dolu anlayabiliriz sanırım.
Bu yaz neredeyse her gün bir koca karısını bıçaklıyordu. Kimi kadın kurtuluyor, kimisi 9-15 bıçak yarasına nasıl dayansınla hayata veda ediyordu.Bakıyorsun bir kaç sene olmuş evleneli, düğün hazırlığı yapmış, yıllardır beklediği o güzel gün gelmiş sevdiğiyle veya evlenince sevebileceğini umduğu insanla bir çatı altına girmiş. E benim aklı selim abicim bu kadın ne yapmış olabilir de 9 yerinden bıçaklanmayı hak edebilir ! çocuklarının gözü önünde acı çekerek ölmeyi hangi anne ister! Aklın başında değilse EVLENME! afedersin git duvarlara tırman ama EVLENME! ya da git tedavi ol, aklını başına al, olmadı git sinirlerini aldır öyle evlen. çok hassas bi konuda fazla yorum yapmak istemiyorum ama devlet bu zalim kocalardan birini milletin içinde assa daha kimse karısına bu eziyetle işkence etmez! 3 ay içeri alıp sonra serbest bıraktığında karısını bir o kadar daha dövüp, bıçaklayan öldüren adamlara göz yuman devlet devlet değildir! 

Yorumlar

  1. o kadar güzel bir yazı olmuş ki ama sadece hak verebiliyoruz keşke daha çok şey yapabilsek hepmizin öfkesi siniri vardır elbet ama küçükçük sinirlenmeleer bazen büyük şeyler doğuruyor keşke beden sağlığımız kadar ruh sağlığımıza da dikkat etsek yazı ve hatırlatma için çok sağol

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim canım..konu kadına şiddet olunca hassasiyet göstermemek elde değil ..

    YanıtlaSil
  3. kadına şiddet konusunda sana katılıyorum.hepimizin destek olması gerekirken bazılarımız nedense sessiz kalıyor.Bana dokunmayan yılan bin yaşasın hesabı...üzücü...

    hepsisatista.blogspot.com

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…