Ana içeriğe atla

Fleurs

Çiçekleri evinizde , odanızda , masanızda severlerden misiniz, yoksa çiçek dalında güzel deyip sadece koklayıp geçenlerden misiniz_?
Saksı çiçekleri mi alırsınız evinize, yapma güllerle mi doldurursunuz vazolarınızı_?
Herkes saksı çiçeklerini yaşatmayı beceremez, solar, kurur , ölür mesela sizde durumlar nasıl_?
ben sordum önce ben cevap vereyim sorularıma :)
Dalından çiçek koparmayalı uzun zaman oldu, çocuklukta kaldı yani.Çiçeğin dalında güzel olduğunu düşünenlerdenim. Ama şu vazolardaki güzellikleri evimin her köşesinde görmek de isterim :(
Saksı çiçeği yetiştiremiyorum, elimden heralde ya kuruyor ya çürüyor. En son kasımpatı aldım, en uzun yaşayan çiçeğim o olacak sanırım nazar değmesin bi güzel açıyor ki sormayın :)
plastik çiçeklerdense canlı çiçekleri tercih ederim ama kopardığın gibi kalsalar keşke :S
el mahkum yapma çiçekler almaya..
saksı çiçeği zaman istiyor, ilgi istiyor, bir gün yanına gitmezsen ikinci gün darılıyor..
ikisinin ortası bişi olsa keşke, canlı olsalar ama hiç bozulmasalar :)
biz şimdilik yapma çiçeklerle idare etmeye devam edelim en iyisi..
koklamasak da görüntüsü bile mutluluk sebebi baksanıza..




*fotolar alıntıdır.

Yorumlar

  1. Cevap veriyorum :)
    Bende çok isterim evimde renk renk saksı çiçeklerim olsun ama ya yaşatamazsam düşüncesi ile hiç denemedim. Bir gün balkonum olursa, o zaman kesin alacağım. Kaktüs sevdam var ama önlenemez bir şekilde, evimde bolca kaktüsüm var, her çeşidinden.
    Vazo da çiçek çok severim. Her hafta yenilerim evimdekileri. Dalında güzel evet ama öyle güzel duruyorlar ki dayanamıyorum. Yapma çiçek hiç sevmem, asla almam. Yakın zamanda bir bonsai denemem olacak, bakalım başarabilecek miyim :)

    YanıtlaSil
  2. ayy sürekli çiçekleri tazelemek hem masraflı hem zahmetli olmuyor mu :)

    YanıtlaSil
  3. Masraf? olabilir :) Ama keyifli. Yenilemeyi seviyorum. Özenle aç, ayrı ayrı vazolara yerleştir, evin farklı yerine irili ufaklı dağıt.. Benim için büyük keyif oluyor :) Hem sokaklarda 5 tl ye bile var kır çiçekleri. Büyük buketler olmasa bile onlarla hallederim :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…