Ana içeriğe atla

Makyajsız Beren Saat Elle Dergisinde

İşte karşınızda makyajsız, doğal Beren Saat..
Her ne kadar Aşkı Memnu'daki o abartılılı makyajlarıyla sevsem de onu, doğal güzelliğiyle de beni kendine hayran bırakan bir oyuncu kendisi. Şuana kadar ünlü kadınlar arasında gördüğüm en cesur ve kendine güveni tam birisi. Makyajsız yakalanacağım diye yüzünü gözünü kapatıp, kocaman gözlüklerde kaçan kadınlara oldum olası zıt olmuşumdur. madem öyle görünmek istemiyon neden makyajsız çıkıyosun!
Beren Saat'in kaşlarını almadığını öğrendiğimde de helal olsun demiştim, bir de saçlarındaki doğal beyazlarıyla barışık olduğunu duyduğumda..Eminim erkekten çok kadın hayranı vardır, çünkü kadınların da en büyük amacı doğal güzelliği yakalamaya çalışmalarıdır.Beren Saat'in de onların örnek alacağı, her türlü takip edecekleri bir isim olacağını düşünüyorum.
Elle Dergisinin Kasım ayı için çalıştığı isim Beren Saat oldu.Rötuşsuz ve makyajsız fotoğraflarıyla dergi kapağı olan Beren Saatin amacı  Nar Taneleri sosyal sorumluluk projesine yardımcı olmak. Merak ettim biraz araştırdım neymiş bu Nar Taneleri diye..Bütün çalışan kadınları ilgilendiren çok anlamlı bir projeymiş.Amaç kadınların iş hayatına dahil olmalarını artırmak, onlara bu konuda destek vermekmiş.
ELLE Yayın Yönetmeni Işık Şimşek ise, projeyi şöyle özetliyor:
“ELLE ‘Gerçek Ben’ sayısını planlarken, Beren Saat’ten başka bir isim düşünemedik. Dünyada her ay 20 milyon kadına ulaşan ELLE’in en önemli odak noktası her zaman ‘kadın’ oldu. ‘Gerçek Ben’ sayısının kapak projesinin de mutlaka bir de sosyal sorumluluk ayağı olmalıydı. İş dünyasında kadının önemli yerini her zaman vurgulayan NetWork, proje ortağımız. Network’ün en büyük destekçisi olduğu Nar Taneleri için güçlerimizi birleştirmekten çok mutluyuz. Bizim için en önemli noktalardan biri de, ELLE okuyucularının bir araya gelerek sahiplenebilecekleri bir proje ortaya koymaktı, bunu başardığımızı düşünüyorum.
İşte Beren Saat'in fotoğraf çekimlerinin kamera arkası da burada..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…