Ana içeriğe atla

Pijama Style :)

gün içinde nerdeyse hepimizin aklından geçen cümle;
'bi kere akşam olsa da pijamalarımı giyip şöyle güzelce ayaklarımı uzatsam !'
biz türklerin adetidir eskiyen , dışarda giyilemeyecek tişörtleri pijama niyetine kullanırız :)
olmasın artık ! değiştirelim bu kuralı lütfen.
bakın insanlar ne kadar güzel, cici mi cici şeyler tasarlıyorlar bizim için.
ben hiç rastlamadım şöyle bütün aile üyelerinin akşamdan pijamalarını giyip oturduklarını :(
bu yüzden yeni nesil gençler, anne baba adayları, sevgililer size sesleniyorum !
her eve her kişiye bir pijama şart :)
alalım aldıralım, giyelim giydirelim lütfen..
bu arada bu görselleri oysho'dan aldım.
bilenler bilir çok güzel pijamaları, kaliteli ürünleri olan biraz tuzlu bir markadır .
ama sene de bir de bu paraya kıyılabilir diye düşünüyorum :)










Yorumlar

  1. oysho nun pijamalrını çok beğeniyorum...
    en kısa zamanda uğramma lazım :))

    YanıtlaSil
  2. ben almasam da arada bir geziyorum :)

    YanıtlaSil
  3. Evet pijamaları çok ciciymiş gerçekteen =) Maniim de vaar daha şiriin kii =)

    YanıtlaSil
  4. aa benim gibi pijama delisine denmez bu. daha yeni bir takım aldım :D ama ben gündzde pijamayla durdugum için sorun yok :D

    YanıtlaSil
  5. o zaman seni parantez içinde ayırıyorum seyhan abla :) Allah pijamayla oturdoğun günleri artırsınnn :D

    YanıtlaSil
  6. kesinlikle katılıyor, eskimişler eskiciye diyorum.
    ve oyshoya sinir oluyorum, girdiğimde cüzdanımı boşaltmadan çıkamadığım için :)

    YanıtlaSil
  7. boşalması için dolu olması lazım :) ne güzel

    YanıtlaSil
  8. Ama eskiyenler nolcak o zaman :)

    Şaka şaka. Benim rengarenk pijamalarım var bile :)

    YanıtlaSil
  9. Oysho pijimalarına aşığım her kış yeni bir tane alırım çokta severiiiiiim ;-)

    YanıtlaSil
  10. en sevdıgım markadır pıjamada favorım ve gercekten sahaneler mervecım haklısn

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…