Ana içeriğe atla

Annemin cep telefonuyla tanışması :)


Annemin cep telefonuyla tanışması bundan uzuun zaman öncesine dayanıyor.
akrabalarımdan ilk dayımda görmüştük cep telefonunu, bir gün telefonu çalmaya başlayınca
 annem koşa koşa alıp hem dayıma uzatıyor hem şaşkınlıkla,
 *Allahın işine bak yareppim,el kadar şey kimin aradığını nerden anlay da *zeki arıyor diyor.*
diye heycanla bize anlatıyordu.
Daha sonralardan cep telefonu yaygınlaşınca bizim evden ilk kez babamın cep telefonu olmuştu.
yalnız anneme hala uzak olan telefon teknolojisi bir gün neredeyse babamla kavga etmesine sebep oluyordu.. neymiş efendim telefonun ekranında yazan Bakiye kadın ismiymiş :) 
kimmiş bu kadın ? babamın telefonunda ne işi varmış..
aklıma gelen bir başka telefon macerası kız kardeşimin telefon aldıktan sonra çok mesajlaşmasıyla ilgili..
 annem artık olaya o kadar uzak değildi, telefonla neler yapılabildiğini az çok biliyordu.. 
kendi çapında kardeşimin kimlerle bu kadar konuştuğunu araştırmaya kalkmış bi gün.. 
telefonu açmış kurcalamış biraz sonra sinirle gelmiş kardeşime 
*kim bu metin çabuk söyle! elinden düşmüyo telefon dik dik mesaj geliyo, kimdir bu uşak hemen söyle.* diye azar çekiyormuş. :D 
kardeşim gülmekten yerlere yatmış, ne desin ki nasıl açıklasın ki mesaj yazarken
 ekranda metin mesajı yazar anneciğim dese inanacak mı sanki :D
bu sene ev telefonumuzu kapatınca anneme ulaşma sıkıntısı çekmeye başladık, artık bi cep telefonu şart diyerek zorla ikna ettik ve artık annemin de bir cep telefonu var :) 
telefonla o kadar anısı vardı ki hiç yabancılık çekeceğini düşünmüyorduk. 
şimdi telefonu sadece yukarı kaydırarak açıyo,yeşil tuşa basıp son aramalardan bana çağrı atabiliyor.
bi de turkcellden ara sıra gelen bilgilendirme mesajlarını çözmeye çalışıyor :)
bir ay önce telefonuna bi mesaj gelmiş, sayın abonemiz, şuanda vakıfbank hesabınızdan 10 bin tl çekim yapılmıştır, bu çekimden sizin haberiniz var mıdır ? gibi bir mesaj.
Annem bunu okumuş,beni de arayamamış o gece sabahı zor etmiş,yarınsı gün beni arıyo korka korka 
* mervee, çabuk git paramı kontrol et, kesin çaldılar paramı, na olacak şimdi, ben size dememiş miydim bankalara güvenilmez evde saklayım paramı * :D diye bağırıyo..
dur anne sakin ol, mesajı okuyun bana dedim, sözü geçen banka vakıfbank komik olan şeyse annemin vakıfbankta hesabının bile olmaması :D
hesabın olmayan bankadan nasıl paranı çekecekler anne bi sakin ol diyorum yok :)
ben ona bu mesajın sahte mesajlardan olduğunu anlatana kadar öldüm, 
vakıfbank demiş bak anne korkma bişi olmaz ben yine de gidip bakıcam deyince biraz sakinleşti :)
dün beni arıyor, ben de o sıra arkadaşımla konuşuyorum meşguldüm açamadım.. 
birazdan annemi arıyorum noldu diye, ilk tepkisi şu ,
* aman kızıımmm bu telefonlar na kadar akıllı böyle, aradığınız kişi şuan başkasıyla görüşüyo diyo şuraya bak ya, telefonlar bu kadar akıllıyken bu insanlar niye bu kadar delilik yapay acaba ben anlamam.* diye telefona övgüler yağdırıyor :)
haklısın annecim, yerden göğe kadar haklısın :)
bu telefonlar bu kadar akıllıyken , insanlar bu kadar deli nasıl olabiliyor...

Yorumlar

  1. :)) benim annem de ısrarla telefon kullanmıyor. ama ben de, tam da bugün, telefonumu yeniliycem bunu da sna vereceğim dedim çünkü bir yere gidince çok merak ediyorum.
    ben tuşsuz telefonu napıyım dedi neyse en azından tuşlu telefon almaya ikna oldu :D

    YanıtlaSil
  2. :D tuşsuz telefon mu, seninkinin de benim annemden pek farkı yokmuş seyhan abla.

    YanıtlaSil
  3. Bu yazıyı okuduktan sonra aklıma yıllar önce anneme almış olduğum telefonu lazım olduğu zaaman komidinin altında bulduğum an aklıma geldi.. Anne bu niye burda diye sorunca kaybolmasın diye koydum oğlum cevabı da ayrıca bi komikti...Bu anneler hep böyle :) :)


    Ubeydullah ...

    YanıtlaSil
  4. banka mesajı olayı aynen benim annemin de başına geldi, hem de o da vakıfbanktan gelmiş. bi telaşlanmış bi telaşlanmış sorma gitsin. anne senin vakıfbankta hesabın yok ki diyorum, olsun sen ara sor neden böyle bi mesaj atmışlar diyor. işin garibi mesaj sahte değilmiş, vakıfbank gerçekten öyle bi mesaj göndermiş. şimdi işin aslını anlatacam ama yazmaya üşendim, o da başka sefere :)

    yalnız şimdi düşündüm de bu teknolojiye uzak annelerin nesli tükenmek üzere. ilerde hiç bi çocuğun böyle bi anısı olmayacak. muhtemelen annem beni blogu bulmuş, son yazımda ona çemkirmiştim suratıma vurdu tarzı anıları olacak :)

    YanıtlaSil
  5. aaa gerçekten vakıfbank mı atmış o mesajı :D aman annem duymasın. gerçi artık bir sorun yok, bu olayın üstüne bütün parasını aldı bankadan :)
    ya annelerimiz her türlü bizim için tarihe geçmiş insanlar, ama ilerde çocuklarımızı nasıl yakalayıp kontrol altında tutacağız hiiç bilmiyorum :) herşeyin hayırlısı..

    YanıtlaSil
  6. Annen çok tatlı,çok sevimliymiş ya..Ara sıra benim annem de böyle şeyler yapıyor da öpesim öpesim geliyor ,çok şirin geliyor bu halleri bana:-))

    YanıtlaSil
  7. süper her evde bir telviye var anlaşılan.Hastasıyım annemde dahil hepsine

    YanıtlaSil
  8. teşekkür ediyorum hanımlar, eminim hepimizin annesinin öyle hikayeleri oluyordur ki gün içinde, bununla ilgili kitap çıkarılmalı :) ilerde böyle bir planım var, ama ilerde :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…