Ana içeriğe atla

1Erkek 1Kadın, Süpriz


bişi merak ediyorum, siz kimin tarafındasınız ,yani zeynepçi misiniz, ozancı mı ?
filmin büyük bir kısmı zeynepin başının altından çıkan olaylarla işleniyor.
bazen ozana acıyorum, ama zeynebin de ilişkiyi canlandırma çabalarına hayranım :)
bazen ozan "öküz" kelimesinin hakkını vere vere oynasa da bu videoda %100 haklı değil mi sizce?
zeynep sürekli ondan birşeyler bekliyor, süprizler, özel günler vesaire..
ama günümüzde özel günün de ağzına edilmiş durumda..
doğum günü, yıldönümü, ilk bakışma, ilk buluşma diyee diyee yılın nerdeyse her günü özel gün olmuş.
kuşkusuz bu işten en karlı çıkanlar mağaza sahipleri, markalar..
insanları hediye almak, vermek zorunda bırakanlar !
ben herkes alıyor die değil, içimden geldiği için almak istiyorum belki ama sırf bu baskı yüzünden hediye işinden soğuyorum..
önemli olan da özel günde alınan hediye değil zaten, yılın bütün günlerinde güzel geçinmek..
sürekli öküzlük yaptıktan sonra özel günde süprizlere boğsa ne fayda :)



Yorumlar

  1. Ya bayılıyorum bunlara :)) of çok güldüm :) bunda hakkaten ozan haklı ama yine de ben zeynepçiyim :))

    YanıtlaSil
  2. çok şey kaybediyorsun ferhattt :)

    YanıtlaSil
  3. benim kuzey guney arka sokaklar kayip sehir oyle bir gecer zamankim var ;)

    YanıtlaSil
  4. ''günümüzde özel günün de ağzına edilmiş durumda''
    Bu çok kötü bir cümle, ve böyle konuşmak hiçbir kıza yakışmıyor...

    YanıtlaSil
  5. biraz argo kullandım doğrudur,herkesin argo sınırı vardır ..
    benim ki de bu kadar, daha kötülerini de gördüğüm için bana çok ağır gelmemişti :)

    YanıtlaSil
  6. :) ben bu konuda tamamen ozancıyım. Haklı adama. Hep biz bişeyler bekliyouz ama onlara kendimize beklediğimiz özeni göstermiyoruz. Haklı adam valla..

    YanıtlaSil
  7. her bölümünde mantıklı olan kimse ben ondan yana olmayı seçiyorum, ama bazen kadın tarafını tutma dürtüm ağır basabiliyor =)

    YanıtlaSil
  8. ben de sendenim Mekila :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…