Ana içeriğe atla

Aşk


-hi, i am Baaass, Chuck Basss.
lütfen Chuck gibi okuyun, gözler kısık ve ses buğulu  :) 
ne demişler okulu sevmiyorsan okuldan birini sev , o zaman ister istemez okula uça uça gidersin :)
bunu pazartesiye uyarlamak istiyorum pazartesiden nefret ediyorsanız,
sevgilinizle buluşma gününüz pazartesi olsun :) 
bu fotoğrafa bakmaya doyamıyorum, gossip girl'de en iyi karakterler kesinlikle chuck ve blair diyebilirim.
dolaplarla dolu hayatları, sıradan çiftler olmamak uğruna verdikleri savaşları çok eğlenceli..
mutlu haftalar diliyorum hepinize,
hayatınızda sizi de böyle elleriyle gülümseten birisi varsa ne mutlu size :)


Yorumlar

  1. gerçekten iyi bir sevgili ya da sıkı bir aşk motive edici olmuştur zamanında :)

    YanıtlaSil
  2. ahahahhahaha süper fikir!! Ben evliyim, pazartesiye ne bulsam acaba, kocama yemek mi yaptırsam ki :)
    Bu arada ben de pinterestte görmüştüm bu fotoğrafı ve kesinlikle en sevdiklerim arasında LOVE klasörümde :)
    Hadi bakalım şurda az bişiy kaldı pazartesinin bitmesine, ha gayret!

    YanıtlaSil
  3. hayal gücüne kalmış tatlımm :)

    YanıtlaSil
  4. öyle ya ,bir pazartesiyi sevmiyorsanız pazartesiyi sevme gibi bir çok lüksü de beraberinde getirin.Pazartesiye şans tanımayın ,kendinize şans tanıyın:-))

    YanıtlaSil
  5. kitap gibi konuştun vallla :)

    YanıtlaSil
  6. Okula koşarak gitmek ne güzeldir. hatırlıyorum o günleri. tabi tersi durumlarda mevcut oluyor. sevdiğiniz okulda karşılaşmak istemediğiniz biri gibi.

    YanıtlaSil
  7. heeey gossip girl kimmiş öğrenicez sonunda bi deeee yakında.
    :)

    YanıtlaSil
  8. ayrılmayacağın bi sevgili bulmak gerek haklısın :) o yaşlarda da çok zor tabi.

    YanıtlaSil
  9. aman Allahım söyleme sakınnn :D ben daha 3. sezonu bitirmedim öğrenmek istemiyorum kimmiş diye..

    YanıtlaSil
  10. Güzel resim,sana da iyi haftalar...

    YanıtlaSil
  11. teşekkürler Baharcımm :)

    YanıtlaSil
  12. 'okulu sevmiyorsan okuldan birini sev' üzerinde durulası bir söz =) Pazartesi olayıda aynı şekilde..

    Sana da " Have a nice week " :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…