Ana içeriğe atla

bunları hatırladınız mı :)

doksanların, yani çocukluğumun unutulmaz bakkal ürünleri bunlar..
ambalajları bile çok şey hatırlatıyor sanki :)
o altın kaplı çikolataları gerçek altın sanardım, sonradan öğrenmiştim gerçekleri :D
patlayan sakızla da ilk denememi hatırlıyorum, hepsini ağzıma doldurmuştum..
patlamaya başlayınca arkadaşlarım gülmesin diye ağzımı bile açamamış yanmış çıkmıştım :)


cino




Yorumlar

  1. Ağzım sulandı yumiyum'u görünce :) Şimdiyesem üyük hayal kırıklığı olur herhalde :)

    Minik minolar, bir de gözyaşı diye bişey vardı. Ya da ben öyle hatırlıyorum. Böyle yeşil limonluydu sanki .Ağzımda ekşisini hissediyorum şuan. Ne zamandır canım istiyor. :)

    Posta bayıldım ama yaşlandığımı da hisettim :D

    YanıtlaSil
  2. merhaba bende 90 larda büyüdüm ama cinuyu hatırlıyamıyorum benim hatırladıklarım peki kek fil şeklinde bisküvitler soft kurabiye minik renkli sakızlar...gözyaşı sakızından ise daha hala var:)

    YanıtlaSil
  3. ay hatırlamam mı yaa yumiyuma da cinoyada bayılırdım :))
    patlayan şekerlerde ayrı bi güzellikti..
    çocukluğuma gittim bir an çok güzel bir paylaşım olmuş ttalım,
    sevgiler:)))

    YanıtlaSil
  4. vaybe ne günlerdi,bu arada şu patlayan minolar şuan yokmu?

    YanıtlaSil
  5. ben 80 lwrin basinfaydim siZ yine sanlisiniz bizde dido ile tipitip birde gazoz vardi bide leblebi tozu:)

    YanıtlaSil
  6. evett ne güzel yapmışsın yazmaklaaa.
    :)
    taso filan da.
    :)


    mimledim seni ama görmedin henüz sanırım.
    :)

    YanıtlaSil
  7. Heh sulugözdü :D Evet başka bişeylisi daha çıkmış onu beğenmemmiştim. Ama uzun süredir rastlamadım hiç biryerde. Bulunabilir olduğunu biliyorum ama :)

    YanıtlaSil
  8. ya ben bu sulugözz dediğinizi hiç hatırlayamadımm :)

    YanıtlaSil
  9. Yumiyum ne de güzel dişlerime yapışırdın sen öyle :))

    YanıtlaSil
  10. paylaştıkların çocukluğumun muhteşem dörtlülerinden biri hiç şüphesiz :)
    hatta geçen gün canım cino istedi :)
    mino sakızı çok severdim,kardeşimle sık sık alır tek tek paylaşırdık içindekileri:)

    YanıtlaSil
  11. Hatırlamaz mıyız kuzum yahu? :)
    Çok özledim o günleri desem? :(((

    YanıtlaSil
  12. ayyyy hepsini hatırlıyorum tabii mino ve cinoyu çok severdim şimdi böyle ürünler yok ya yok goa yok albeni yok karamm hep aynı tadlar :)

    YanıtlaSil
  13. sulu göz hani misketten biraz daha büyük yuvarlak sakız :) paketten sakızı çıkarıp ilk çiğnemeyle gözleriniz sulanır çok güzeldi yaa :)

    YanıtlaSil
  14. Google görseller sulugöz sakız ilk sıradakiler, zaten görünce hatırlarsın :)

    YanıtlaSil
  15. ben minoya bayılırdımmm bir de evet sulugöze biterdim : )

    YanıtlaSil
  16. Cino'yu gecen yaz doya doya yemiştim vala :)
    Ne güzeldiii

    YanıtlaSil
  17. Hatırlamaz mıyım.. :) Cinoyu görünce bir ağzım sulandı. :) 10 kuruştu ama ben öyle güzel bir şey görmedim. :)

    YanıtlaSil
  18. ah ahh patlayan şekerler vardı. Ağzımız açık gezerdik :D İyi ki o yıllarda çocuktum. Hepsini yaşadım :)

    YanıtlaSil
  19. Bu postu görünce çocukluğuma döndüm, yumiyum ve mino'yu çok severdim :)

    YanıtlaSil
  20. merhaba,bende geçenlerde bakkalda cino buldum. extra büyük yapmışlar:) yeni trende uydurmuşlar ama tat ve ambalaj aynıydı.. yumiyum istedim ama şuan..:)

    YanıtlaSil
  21. aaa inanamıyorum! yumiyumlarımmm! altın çikolatalar koskada satılıyor zaten ama yumiyum bulmak çok zor :/ gerçekten de çocukluğumu özlemişim, resmi görünce içim burkuldu :/

    YanıtlaSil
  22. İyi de mino'nun patlama gibi bir özelliği yoktu ki. Yani ağızda patlama gibi. Hee balonunu şişirip patlatırsan ayrı konu tabii:) patlayan şekerler vardı.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…