Ana içeriğe atla

Hani bazen çok utanırsınız..



tam babanız odaya girdiğinde açık sahnenin başlaması olayı vardır bilmem bilir misiniz..
kumanda nerdeydi lan diye ararken , sahne çoktan bitmiş olur hani..

kalabalık ailece film izlerken , kadın açılıp saçılır bi de ..
sanki siz soyunmuş gibi yüzünüz kızarır, başka şeylerle ilgilenmeye başlarsınız hani..

babanızla oturduğunuz yerde sevgililer vardır bazen..
mıç mıç ağızlarının içine düşerler onlar değil siz yerin dibine girersiniz hani..

evli kadınlar arasında kalırsınız bir anda muhabbetin yönü değişir de,
kendi aralarında gülüşmeye başlarlar hani..
sonra sizi işaret edip neyse neyse susalım derler ..

parkta kikirdeşen sevgilileri anneniz görür de önünden geçerken ayıp yavrum ayıp der bi de..
sanki anneniz kötü bişi yapmış gibi siz utanırsınız , anne sus dersiniz hani.. :)

başka haniler de var da aklıma gelmedi hani :)


foto: weheartit.com

Yorumlar

  1. süper olmuş çok beğendim o kadar doğru tespitler ki :)

    YanıtlaSil
  2. :) herkesin benim gibi düşündüğünü düşünüyorum ..

    YanıtlaSil
  3. hahaahhaaa :) çok güldüm ya evet ne çok gelir böyle şeyler insanın başına.

    YanıtlaSil
  4. Merhabalar,

    Hani'lere değinmişiniz, gerçekten çok güzeldi. Evet bu hanileri çoğaltmak mümkün de en popüler olanlar ile ilk akla gelebilecekleri siz zaten sıralamışsınız. Kaleminize ve gönlünüze sağlıklar dilerim.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
  5. duygularımıza çok ama çok ıyı tercüman olmussun harika tesbitler bunlar:)

    YanıtlaSil
  6. şimdi bi saysam sabah kadar sürer de aklıma gelmiyo ha diyincene =)

    YanıtlaSil
  7. Merve ben bana yazdığın o güzel yorumu sildim yanlışlıkla :( Tam da cevap verecektim yaa.

    YanıtlaSil
  8. kapat şu pisleri, der annem.
    anne yemin ediyorum hiç bişi yapmıyorlardı, diye savunmaya gecerim o gelene kdr kimse birşey yapmıyordu ama! :)))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…