Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Muhteşem Gatsby

Amerikalı yazar F. Scott Fitzgerald'ın romanından uyarlanan Muhteşem Gatsby'nin konusu kısaca şöyle:  Film  Nick Carraway adlı bir adamın Gatsby ile tanışıp yaşadığı bir zaman dilimini anlatması üzerine kurulu..  1920 lerde geçen film, Gatsy'nin nasıl zengin olduğunu, eğlence merkezi haline gelen Gatsby malikanesinin sırrını,  yavaş yavaş Gatsby ile arkadaş olarak bütün sırlarını ona anlatmasını konu alıyor.. Aslında bütün bu şatafatın, eğlencenin, su gibi para akıtmanın amacının Gatsby'nin,  5 yıl önce aşık olduğu Daisy için yaptığını öğreniyor..  Tek sorun Daisy artık evlidir, onun hala kendisini sevdiğine inanan Gatsby aşkı için neleri göze alır..
Olumsuz bulduğum tek şey filmin 3D olmasıydı  , gereksizdi bence.. sizi bilmiyorum da ben bu 3D gözlüğü takınca uykum geliyor, çünkü acayip karanlıklaştırıyor filmi.. filmde o kadar güzel görseller, kostümler vardı ki karanlık yüzünden hiç birini tam olarak göremedim.. genel olarak filmi beğendim , akıcı ve güzeldi .. pek…

ABD'deki Özgürlük Heykeli Türklere Aitmiş !

Şair, yazar ve araştırmacı Sunay Akın ABD özgürlük anıtının Türklere ait olduğunu iddia etti. Akın ABD’de yayınlanan POSTA 212 gazetesinde yayınlanan röportajında ABD’nin sembolü olan anıttan 150 yıllık faiz alınması gerektiğini söyledi. Akın, gazetede yayınlanan röportajda, “ABD özgürlük anıtı bizim. Bunu ben araştırıp buldumFransa’nın Kolmar kentinde Önce Albullaziz düşündü sonra Abdülmecit devam ettirdi. HeykeltraşBartholdi’ye sipariş ettiler. İskender limanına konulacaktı Özgürlük Anıtı. Ben Bartholdi’nin arşivine girdim maketlerini gördüm. Bu heykelin sırtı doğuya, yüzü batıya bakıyor. Anlamı da şu ‘Hey batı unutma ki sadece güneş değil uygarlığın ateşi de doğudan yükselir.’ İki taksit parasını biz ödedik. Biz alacaklıyız. New York’taki Türkler birleşin ABD’den bunun parasını alın. Vermezlerse borçtan düşsünler ama 150 yıllık faizini hesap edin alırken” dedi. *Alıntı: milliyet.com.tr

Vay vay vay :)
kan çekmiş atalarıma ait heykeli görmeye gitmişim desenize :)
Sunay Akın'ı ço…

Kadın kısmısının ağzıyla imtihanı..

Susmak, huyların efendisidir diyor bir hadisi şerifte..
hiç düşündün mü diyor sonra neden 2 kulak 1 ağız vermiş  yaratan..
insanın başına ne gelirse dili yüzünden gelir diyor birisi de..
şimdi üstlerine alınmasınlar ben de bir kadınım ama bu tarz atasözlerin nedense kadınlara itafen söylendiğini düşünüyorum , kendimce..

bakın ben şunu gördüm:
bir kız grubu içinden birisi ya da bir kaçı ayrıldığında , ya sesli ya kulaktan kulağa ya atıp tutulur, ya da gülünür, ya da çekiştirilir, ya da ayıplanır vs. vs.
ama ben şunu görmedim:
bir erkek grubu içinden birisi ayrıldığında , olaki içlerinden biri çıkıp da gidenin arkasından bişi desin..

sen hiç mi yapmıyorsun diyeceksiniz şimdi, insanız bunu tamamen kontrol altına nasıl alırız bilmiyorum ama,
inanın farkında olmadan yaptığımda bile kendimi durduruyorum..
ve utanmadan yanımdakini de susturabiliyorum çoğu zaman..
yarın bir gün o grup içinden ben ayrıldığımda aynısını benim için de yapacaklar diyorum ve susuyorum.

sonra bi de, kendi hayatına…

Eğlencenin yeni adresi Vialand :)

İstanbul'un Eyüp ilçesinde 3yıldır yapım çalışmaları süren Vialand nihayet bugün açılıyor.. Türkiye'nin Disneyland'ı diye adı geçen Vialand ,  ülkemize eşi benzeri görülmeyen bir eğlence anlayışını getiriyor. 600 dönümlük arazi üzerine kurulan dev eğlence merkezinde neler yokki.. Sadece çocuklar için olduğunu düşünmeyin, her yaşa uygun eğlence anlayışına sahip bir mekan Vialand.. Eğlencenin haricinde üstü açık bir alışveriş merkezi olma özelliği de var, restoranlar , otopark , mağazalar , eğlence merkezleri... Son teknoloji ile tasarlanmış, 3 saniyede 110 kmyi aşan hızıyla Avrupa’nın en çok ilgi gören Roller Coaster’ı da Vialand’in sayısız eğlence ünitelerinden bir tanesi olarak parkta yer alıyor.. Evet gelelim Vialand'ın giriş ücretlerine :)

bu tablodaki ücret sadece açılışa özel, yani ilerleyen günlerde ücretlerin artacağı söyleniyor.. of! bu ne, çok pahalı, diyenleriniz vardır, ben de ilk anda böyle tepki verdim.. sonra okudum ve öğrendim ki,  bu ücreti ödediğiniz …

Blog tecrübelerimi anlattım :)

Bilgisayar öğretmenliğinde okuduğumu biliyorsunuz ,  okulda arkadaşlarımın çoğu blogum olduğunu biliyor ve hocalarımın da bazıları biliyor.. bizim ders konularımızdan biri de bloglardır.. 2. sınıfta almıştım bu dersi ve zaten blog yazdığım için o dersi elimi kolumu sallayarak geçmiştim :) blog yazdığımı yeni öğrenen bir hocam,  geçenlerde beni hem tebrik etti hem de bizim dersimize konuk olur musun dedi.. hem hocam tarafında desteklenmem,
 hem de bu kadar sevdiğim bir konuda örnek gösterilmem beni çok mutlu etti.. velhasıl kelam dün Fen 2 sınıfında 3 yıllık blog yazarı olarak deneyimlerimi onlarla paylaştım.. içinde olduğum için pek farkında değilmişim, meğer ben ne kadar çok biliyormuşum arkadaş :)) aklıma gelen herşeyi onlarla paylaştım; bloglarınız özgün içerik ve tasarımlara sahip olsun, güncel tutmaya gayret edin, birilerini izleyin ve yorum bırakın ki size geri dönüş yapsınlar, alıntı yaptığınız görsellerin kaynağını mutlaka verin, bumeranga üye olursanız reklam tekliflerinden …

2 ekmek 1 süt bakkal amca..

nerde o eski bakkalar diye söze başlamıyacam korkmayın , çağa ayak uydurmak gerektiğini düşünenlerdenim ben de.. marketlerde her istediğimizi yavaş yavaş arabalarımızla rahatça tek seferde alıp çıkabiliyoruz, indirim günlerinden yararlanabiliyoruz, sebzesinden, meyvesinden, deterjanından her çeşit markayı bulabiliyoruz, ama o eski bakkal amcaların yerini hiç birinin tutmadığı gerçeğini de kabul ediyoruz.. paranız çıkışmadığında kalsın yarın verirsin diyen bir market henüz görmedim.. taşıyamıyorsan bizim çıkak yardımcı olsun diyen bir markette yok sanırım.. en önemlisi yukardan sepeti uzattıp , 2 ekmek 1 süt marketçi kardeş diyen teyzeler de yok.. tek tük mahalle aralarında kalmış, batmamaya çalışan bakkallar var sadece .. o koca marketlerin karşısında samimiyetleriyle, sohbetleriyle, güler yüzleriyle ayakta durmaya çalışıyorlar.. ne kadar ömürleri kaldığını her gün merak ede ede yaşıyorlar..










Pier Loti Tepesi

Birçok kez İstanbul'da bulunmuş olan Pierre Loti, İstanbul'a ilk kez 1876 yılında bir Fransız gemisiyle, görevli subay olarak geldi. Loti, Osmanlı yaşam biçiminden etkilendi ve pek çok eserinde bu etkiyi gösterdi. Aziyadé adlı romanına adını veren kadınla burda tanıştı. İstanbul'da bulunduğu zamanlarda Eyüp'te yaşadı. İstanbul'a hayran olan Pierre Loti, kendisini her zaman Türk dostu olarak nitelendirdi.1913 yılında yazdığı La Turquie Agonisante (Can Çekişen Türkiye) kitabıyla Batı politikalarını eleştiren Loti aynı yıl devlet konuğu olarak Türkiye'ye geldiği zaman, Tophane Rıhtımı'nda büyük bir törenle karşılanarak Sultan Reşat tarafından sarayda ağırlandı. Balkan Savaşları'da, I. Dünya Savaşı'nda ve sonrasında Anadolu işgalinde Avrupa'ya karşı hep Türkler'i savundu. Millî Mücadele döneminde Anadolu'daki direnişe destek vermesi ve kendi ülkesi olan işgalci Fransa'yı ağır bir dille eleştirmesiyle Loti, Türk halkının da sempatisini ka…

ehliblog'un benimle yaptığı röportajı okumak isterseniz..

Beni daha yakından tanımak isteyenleri ehliblog ile yaptığım röportaja ışınlamak istiyorum :) ilk kez birisiyle röportaj yapıyorum, çok eğlenceli bir işmiş.. tekrar kendilerine teşekkür ediyorum :)

Kadın ve erkek animasyon videosu..

kadınla erkeğin hayatını animasyonla anlatan bir kısa film izletmek istiyorum size :) iletişim dersindeydi sanırım bir arkadaşımız sınıfta izletmişti bunu bize.. gülmekten yerlere yatmıştık :) en çok güldüğüm sahneler; * kur yapma sahnesi; kadın erkeğin etrafında dönüyor, ona naz yapıyor felan, erkek DAN diye konuya dalıyor :D * tuvalete gitme sahnesi ; bir yere yemeğe gidildiğinde , bir erkek kalkıyor tuvalete gidiyor ve geliyor, ama masadan bir kadın kalktığında diğerleri de onun peşinden gidiyor :) * alışveriş sahnesi ; erkek mağazaya giriyor, ihtiyacı neyse alıp çıkıyor, kadın ise her şeyi didik didik edip , alacağını alıyor ama aklı yine mağazada kalıyor :) çok anlamlı ve güzel bir animasyon olmuş, yapanların ellerine sağlık..

Ağlama hissiyatı..

Duygularımızı kontrol altında tutamıyoruz çoğu zaman, çünkü bütün kontrolün bizim elimizde olduğunu sanıyoruz.. öyle değil işte, insanız biz hormonlarımız var bizim, kontrol edilmesi zor olanından hem de.. neden ağlıyoruz , ağlamak duygusunu araştırdım biraz ve şunlara ulaştım :

Sonuç olarak, kadınlar daha çok ağlıyor.
Hatta yılda ortalama 64 kez.
Erkekler ise 17.
Kadınlar üzgün olduğunda, hüsrana uğradığında veya kızdığında ağlarken,
erkekler ölüm gibi önemli kayıplarda, büyük hayal kırıklıklarında,
veya gerçekten çok sinirlendiklerinde ağlıyor.
 Bu durumun şöyle komik bir tarafı da var; o da orta yaşları geride bıraktıkça,
 kadınlar daha az ağlayıp daha fazla kızmaya başlıyor.
Sebebi kadın hormonlarının azalması ve erkeklik hormonu olan testosteronun bunun yerini alması.
Erkeklerde ise tam tersi, testosteron seviyesi düşerken, dişilere özgü hormonlar devreye giriyor.
Ve erkekler yaşlandıkça daha çok ağlamaya başlıyor.

Yaşasın Bayramlarımız...

Büyük Ada Pikniğimiz :)

Piknik sezonu açılalı çok oluyor, biz de yıl sonunu bekleyemeden adalara atıverdik kendimizi.. finallerden önce hepimizin biraz deşarj olmaya ihtiyacı vardı.. adada herşey daha pahalı deseler de biz herşeyimizi ordan aldık.. hatta bir marketten ödünç olarak market arabası bile aldık :) sebzeler, içecekler, etler , çekirdekler ne aldıysak içine doldurduk.. gidenler bilirler piknik alanına gitmek için en fazla yarım saat yokuş yukarı yürümeniz gerekiyor.. adada ulaşım faytonlarla sağlanıyor , faytonla yukarı çıkıp aşağı inmek 50-60 lira :S çok pahalı yani, turistlerden alsınlar o kadar parayı da kendi vatandaşından ne alıyon kardeşim :) piknik alanına geldiğinizde de "mangal yakmak yasaktır !" gibi uyarılar görüyorsunuz. eğer pikniğinizi mangallı yapmak istiyorsanız, adam başı 4 lira verip piknik alanına giriş yapıyorsunuz. mangal almak 10 lira, kömür almak 5 lira.. paraları döküldükten sonra gel keyfim gel istediğinizi yapıyorsunuz.. tadı damağımızda kalan pikniğimizde çok e…

ünlülerin ev dekorasyonları 2 :)

Göksel
Daha önce yaşadığı büyük evlerin birçok yerini hakkıyla kullanamadığını anlatıyor. 140 m2’lik apartman dairesinde iki oda, bir salon, mutfak, banyo ve misafir tuvaleti bulunuyor. “Evin küçük oluşu bana uydu. Ama acilen elden geçmesi gerekiyordu. Aldığı ışık, baktığı yeşillik beni etkilemeye yetti zaten,” diye keyifle anlatmayı sürdürüyor. Evin tadilatı dört ay sürmüş. Banyo ve mutfak yenilenmiş. Evi dekore ederken mimar arkadaşı Bartu Olcay’dan büyük destek almış. Evde açık renkler sevdiğini modern ve klasik tarzı karıştırmayı tercih ettiğini anlatıyor. Mobilyalar ağırlıklı olarak Dank, Mudo Concept, Layla Dekorasyon ve Habitat’tan..








Zerrin Tekindor Ulus’ta oldukça sakin bir site içinde yer alan bu apartman dairesine taşınalı yedi yıl olmuş.Bej duvarları, tiyatro sahnesinden ilham aldığını söylediği, o meşhur abartı giysili, takma kirpikli, bol makyajlı teatral kadın figürlerinden oluşan yağlıboya tablolar renklendirmiş. “Daha önce atölye ve ev ayrı yerlerdeydi. Gidip gelmek yor…