Ana içeriğe atla

10 saniyede makyaj ! :)


3 kadının makyaj konusundaki hız ve yeteneklerinin karşılaştırıldığı reklam filminde,
 kadınlardan yalnız 10'ar saniyede makyaj yapmaları isteniyor. 
 Kronometre karşısında eli ayağına dolaşan 2 kadın, 
 her ne kadar hızlı olmaya çalışsalar da makyajları yarım kalıyor. 
 En sondaki kadın ise yarışmanın ilk 8 saniyesinde rahat tavırlar sergileyip 
 son 2 saniye kala kafasını önceden hazırladığı makyaj kalıbına bastırarak
 makyajını çok güzel bir şekilde tamamlıyor. 
 Diğer 2 kadına nazaran son derece kusursuz bir şekilde makyajını tamamlıyor. 
 Aslında amaç ''Windows 8 hız ve güzellik arasında seçim yapmak zorunda kalmayacak'' sloganını gerçekleştirmektir.

çok yaratıcı ve dikkat çekici bir reklam olmuş :) çok sevdim.


Yorumlar

  1. Sabahları makyaj yapmak öyle zor geliyor ki bazen böyle hazır kalıplar iyi fikir olabilir;))) Şaka bir yana denemek gerek kaç dakikada oluyor. Benim normali 10-15 dakika. En hızlısı sanırım 3 dakikaydı, hızlandırmak lazım aslında, güngünden saniye tutup da. Ama işte kaşım derken ağzım, yanağım derken dudağıma sürme riski de var:))... denemeli denemeli.;)

    YanıtlaSil
  2. valla bu pratik makyajı da bulsa bulsa bu japonlar bulur :))
    benim de en acılı makyaj yaptığım saatler sabahın körü :(
    kapalı gözle kalem çekiyorum resmen :)

    YanıtlaSil
  3. en çirkinleri en güzel oldu ama :)

    YanıtlaSil
  4. Keşke böyle bir şey olabilseydi:))Özendim:)))

    YanıtlaSil
  5. ne yani Seyhan abla :) Windows 8 in kaportası güzel içi çirkin mi demek istiyonn :)))

    Gönül Çelen , ben inanıyorum bir gün o da olacakk ;)

    YanıtlaSil
  6. hahaha çok güldüm yaaa çokta eğlenceliymiş=))

    YanıtlaSil
  7. windows bu yaptımı yapıyor valla :)

    YanıtlaSil
  8. vayy çok yaratıcı bir reklam olmuş, en çirkinleri en güzeli oldu :)) süpermiş :)

    YanıtlaSil
  9. Güzelmiş, yakında böyle şeyler çıkarsa şaşırmam:)

    YanıtlaSil
  10. dondurma delisi, windows bu yapmış yapacağını işte :)

    Meryem, ben japonlara güveniyorum onlar bulacak bu işin sırrını :)

    YanıtlaSil
  11. Ay çok güzel ve komik ya :) Gerçekten öyle bir şey olsa ne güzel olur yaa :) Sabah makyajları için en çok da :)

    YanıtlaSil
  12. Ezgi ben de en çok ondan üşeniyorum, ve sanırım hepimiz aynıyız :)

    YanıtlaSil
  13. çok eylenceli bir reklamış gerçekten :) çok güldüm :)

    YanıtlaSil
  14. Keşke bu gerçek olsa :) Zamandan ne büyük tasarruf ederiz :)

    YanıtlaSil
  15. Elif , windows farkını her zaman ortaya koyuyor ;)

    Yaşam İzi , herkeslerden önce biz bulsak zengin oluruz satışı çok iyi olurdu :)

    YanıtlaSil
  16. ne ka adr yaratıcı ve sahane olmus keske boyle kalıp olsa ohh mıs:)

    YanıtlaSil
  17. eğlenceliydi.ahh o kalıplardan olsa keşkem..:)

    YanıtlaSil
  18. Alanay, çıkınca haber vericem hepinize merak etmeyin :)

    YanıtlaSil
  19. Şimdi güzel makyaj için kafayı iyi bir vurmak mı lazım :)

    YanıtlaSil
  20. Müstakbel Eşim , biz kafayı vurursak nasıl çıkarız bilinmez :))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…