Ana içeriğe atla

ABD'deki Özgürlük Heykeli Türklere Aitmiş !


Şair, yazar ve araştırmacı Sunay Akın ABD özgürlük anıtının Türklere ait olduğunu iddia etti. Akın ABD’de yayınlanan POSTA 212 gazetesinde yayınlanan röportajında ABD’nin sembolü olan anıttan 150 yıllık faiz alınması gerektiğini söyledi.
Akın, gazetede yayınlanan röportajda, “ABD özgürlük anıtı bizim. Bunu ben araştırıp buldumFransa’nın Kolmar kentinde Önce Albullaziz düşündü sonra Abdülmecit devam ettirdi. HeykeltraşBartholdi’ye sipariş ettiler. İskender limanına konulacaktı Özgürlük Anıtı. Ben Bartholdi’nin arşivine girdim maketlerini gördüm. Bu heykelin sırtı doğuya, yüzü batıya bakıyor. Anlamı da şu ‘Hey batı unutma ki sadece güneş değil uygarlığın ateşi de doğudan yükselir.’ İki taksit parasını biz ödedik. Biz alacaklıyız. New York’taki Türkler birleşin ABD’den bunun parasını alın. Vermezlerse borçtan düşsünler ama 150 yıllık faizini hesap edin alırken” dedi.
*Alıntı: milliyet.com.tr

Vay vay vay :)
kan çekmiş atalarıma ait heykeli görmeye gitmişim desenize :)
Sunay Akın'ı çok severim ve araştırmalarının doğruluğuna inanırım ,
böyle bir gerçek varsa ortaya çıkarılmasını da isterim..
dünyanın büyük bir bölümüne hükmetmiş Osmanlı Devletinin bu kadar büyümesinin sebeplerinden birisi de , fethettiği ülkelerin kendi içlerinde özgürlüklerine karışmaması değil midir..
adaletli, eşit bir yönetimde bu kadar büyümememiş midir..
eee birisi özgürlüğün anıtını dikecekse buna en çok yakışan ülke de Osmanlıdır..
bu işin üstü kapatılmaz, araştırılırsa Sunay Akın'ın dediği gibi borcumuzdan bile kurtulabiliriz ;)

Yorumlar

  1. aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
    demek geldı sadce keşke sanata verılen değer gecmıstekı kadar olsa sımdı
    değilmi ama :D

    YanıtlaSil
  2. bencede... Sunay akın diyorsa bunu altında mutlaka gerçeklik vardır derim :))

    YanıtlaSil
  3. yalnız değilim desenize :)

    YanıtlaSil
  4. Açıkcası bir gazeteciye haksızlık yapmak istemiyorum. Ama mantığım da bunu kabul etmiyor..

    Heykele bakın bir yahu. Neresinin Osmanlı sanataıyla alakası var? Sanatı bırakın, bir kere düşünce tarzlarına uygun birşey değil...

    YanıtlaSil
  5. koskoca gazateye çıkmışsa habere inanası geliyor insanın napalım :)

    YanıtlaSil
  6. Evet okumuştum yani bize ait olduğunu biliyordum da sunay akın ın işin içinde olduğunu bilmiyordum :-)

    YanıtlaSil
  7. Sunay Akın'ın nerden çıkacağı belli olmazz :) ama ünlü tarihçiler varken onun bu olayı irdelemesi garip tabi..

    YanıtlaSil
  8. Evet bende uzun zaman önce buna benzer bir yazı okumuştum.

    YanıtlaSil
  9. olayın bir parça içinde olabiliriz ama kesinlikle Türklere ait olsaydı çoktan ortaya çıkardı , haberi zaman gazetesi yalanlamış zaten :/

    YanıtlaSil
  10. evet dogru ıstememısler ve abd almıs ben bır kıtapda okumustum

    YanıtlaSil
  11. Benim bildiğim kadarı ile de zaten osmanlı da heykeller dinimiz gereği hoş karşılanmazdı. Yani benim kulağımada pek inandırıcı gelmedi :) Gazeteler ne bulsa yazıyor Merve :)

    YanıtlaSil
  12. Kimi doğru diyor kimi yalan diyor benim de kafam karıştı :)

    Gazete sıradan mahalle gazatesi olsa anlarım ama koskoca milliyet diyesi geliyor insanın, ister istemez hıı doğrudur diyor yani.. genelde zaten sorgulamayan bir yapımız var, hemen inanasım geliyor benim :)

    YanıtlaSil
  13. Heykelin iç yüzünü falan bilmiyorum da şuna '' dünyanın büyük bir bölümüne hükmetmiş Osmanlı Devletinin bu kadar büyümesinin sebeplerinden birisi de , fethettiği ülkelerin kendi içlerinde özgürlüklerine karışmaması değil midir..
    adaletli, eşit bir yönetimde bu kadar büyümememiş midir.. '' kesinlikle katılıyorum. Bu olayı idrak etmek bu kadar zor olmamalı. Faydalı bir post olmuş :)

    YanıtlaSil
  14. sunay akından ben de dinlemiştim
    çok hoş :)))

    YanıtlaSil
  15. teşekkür ederim hanımlar :)

    YanıtlaSil
  16. Her taşın altından biz çıkmasak olmaz:)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…