Ana içeriğe atla

Kadinlari memnun etmek !



Kadınların gidip kendilerine koca seçebilecekleri bir erkek mağazası açılmıştır.
Mağaza 5 katlıdır ve her kat çıkıldıkça,erkeklerin nitelikleri de yükselmektedir.
Mağazada sadece tek bir kural geçerlidir:Herhangi bir katın kapısından içeri giren kadın,o kattan alış-veriş etmek zorundadır ve eğer bir üst kata çıkmak isterse,tekrar aşağı katlara inemez.
Bir gün bir grup kız arkadaş,kendilerine erkek seçmek için mağazaya giderler:
1.KAT:kapıda şunlar yazılıdır:
"Bu kattaki erkeklerin çalışacak bir işleri var ve çocukları da severler."
Kızlar yazıları okur ve şöyle derler:  "Eh,hiç yoktan iyidir ama bir de üst kata bakalım."
2.KAT:kapıda yazanlar:
"Buradaki erkeklerin iyi bir işleri var,çocukları severler ve son derece yakışıklıdırlar."
Kızlar:  "Hımm hiç fena değil ama acaba bir üst katta ne var?"
3.KAT:kapıda yazanlar:
"Buradaki erkeklerin çok iyi birer işleri var,çocukları severler , son derece yakışıklıdırlar ve ev işlerine de yardım ederler."
Kızlar: "Aman Tanrım,çok etkileyici ama yukarıda başka katlar da var."
4.KAT: "Buradaki erkeklerin işleri çok iyi, çocukları çok severler,gayet yakışıklı olup,ev işlerine yardım ederler ve ayrıca son derece romantiktirler."
Kızlar çığlık atmaya başlarlar:"İnanılmaz,bir üst katta bizi neyin beklediğini bi düşünün!"Ve bir kat daha çıkarlar...
5.KAT:şunlar yazmaktadır:"Bu kat boştur ve sadece kadınları memnun etmenin mümkün olmadığını kanıtlamak için konmuştur. Çıkış soldadır; umarız inerken merdivenlerden yuvarlanırsınız..."

*Alıntıdır.

Şimdi buna -hee doğrudur desem olmayacak , -cık yanlıştır desem olmayacak :)
tamam çoğu kadın en iyisini, daha fazlasını, hep bi ilerisini isteyebilir kendimi onların içlerinde görmüyorum!
Yani eş seçme konusunda görmüyorum :)
Kimi alsan illa zaman zaman sorun yaşarsın, kavga edersin, kimi alsan hayallerinin hepsi gerçekleşmez..
zavallılar bizim beynimizde 40 tilkiyle  yaşadığımızı ve o tilkilerin kuyruklarının dahi birbirine değmediğini nereden bilsinler,
biz bile bazı hallerimize çoğu zaman anlam veremezken bizim heran ne istediğimizi nasıl anlasınlar...
o yüzden tok gözlü olun, ne istediğinizden emin olun ..
daha iyisi çıkar karşıma diye armudun sapı üzümün çöpüne takılmayın..
mutlu haftasonları :)



Yorumlar

  1. Bir de bunun erkek versiyonu vardı ki, 9 yaşlarındayken müthiş güzel anlatan bir amcanın ağzından dinlemiştim ve hiç unutmadım. Mimikler hala aklımda. :)

    Adam gül bahçesine giriyordu ve her gördüğü gülden sonra daha ileride daha güzelini bulacağından emin ilerliyor fakat solmuş bir gülle hikayenin sonu geliyordu. Kafamda bir kadın figürü de var ama onu hikayeye oturtamadım şimdi. Muhtemelen benim aklımda kalmayan bir kısım. Tabi eski bir hikaye olduğundan kadın yerine simge olarak gül kullanılmış ki çok ince bir düşünce. :)

    YanıtlaSil
  2. mükemmel diye birşey yok..insanlar bunu öğrendiğinde geç oluyor.. mutlu olmayı daha fazlası için reddetmemeliyiz..çok güzel bir yazı..

    YanıtlaSil
  3. kesinlikle katılıyorum kimi alsan illaki sorun çıkar, önemli olan elindekiyle anlaşabilmek,kıymetini bilmek ,hemen nikah masasına oturtuvermek bence =D

    YanıtlaSil
  4. bu ilk duydugumda kesinlikle katılmıştım :)
    senin yorumunsa çok yerinde olmuş ;)

    YanıtlaSil
  5. Kesinlikle haklısın canım =)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…