Ana içeriğe atla

Manola Valdes Sergisi

Pop sanatın İspanya'daki öncülerinden sayılan Monolo Valdes'in, 1980'lerden günümüze uzanan çalışmalarından, çoğunluğu "kadın" konulu 46 resim ve 13 heykelden oluşan 59 yapıtlık "Manolo Valdes, Resimler ve Heykeller" sergisi, Pera Müzesi'nde sanatseverlerin ziyaretine açıldı. Pera Müzesi'nden yapılan açıklamada, Marlborough Gallery New York işbirliğiyle hazırlanan sergide, çoğunlukla çuval bezi ve katmanlı boya kullanarak yaptığı resimlerle ve metal, ahşap ve su mermerinden yaptığı, heykelleri sergilenecek , son gün 21 Temmuz.
*Alıntı.


iki hafta önce Taksim Pera Müzesi'ndeki sergiye Aida ile gitmiştik..
uzun zaman olmuş müze gezmeyeli, 5 katı da değişik sergilerle dolu Pera'da hoşça vakit geçirdik diyelim.
Manola Valdes eserleriyle doluydu 3 kat..
tablolarında kadın figürleri oldukça çoktu benim de gözümde sanatçı kadın olarak canlanmıştı :)
Manola ismi de erkekten çok kadın ismini çağrıştırmıştı bana..
sonradan öğrendim sanatçının erkek olduğunu :)
biz Aida ile çuvallar üzerine yapılan boyama çalışmalarına derin derin bakarken,
Aida'nın aşağıda görseli olan dondurma figürlü tabloyu ,
babet sanmasıyla kahkahayı bastık :)
zaten bizden başka 2 kişi daha vardır müzede fazla rezil olmadık :)
en sevdiğim parça, aşağıda yapım aşamasını gördüğünüz tahta kitaplık..
sadece kitaplık değil, içindeki kitaplar da tahtadan yapılmış ..
çok hoşuma gitti önünde fotoğraf bile çektirdim ..
hazır konusu açılmışken birşey sormak istiyorum ..
sergide bir eserin önünde fotoğraf çektirmek ayıp birşey midir ? :))
orda da aklıma geldi, çekilmesek mi acaba diye..
müze kültürü fazla gelişmemiş bir ülkede bu soru çok da abes algılanmaz umarım :)


















Yorumlar

  1. Gezilesi bir sergiye benziyor :D 21 Temmuz'a kadar gidilmeli ve bence çok abes değil sanırım ya hele ki bir iki kişi varmış ki :P

    YanıtlaSil
  2. ay süpersin!
    ben sanattan hiç anlamıyorum ya merve naapıyım :)

    aklıma geldi sana bi mail atayım :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…