Ana içeriğe atla

Merve'den haberler :)


Sevgili günlük, nasılsın napıyorsun orda havalar nasıl ?
beni soracak olursan sıcak çok sıcak şarkısını dinliyorum..
kpss'ye sayılı günler kala atağa geçtim, bildiğin gibi değil tuğla gibi kitabı bir günde bitiriyorum.
eğitim bilimlerinden ölçme değerlendirmenin Allah cezasını versin, müfredattan kalksın !
üniversitede alıştım ben son gece sınava çalışmaya..
bugüne kadar en yüksek notlarımı da son gece çalıştığım sınavlardan aldım..
hal böyle olunca kpss'ye de son 10 gün kala çalışmak normal geliyor bana..
totem yaptım, eğer sınavı kazanırsam taktiğimi herkeslere açıklayıp tüm öğretmenleri atamayı planlıyorum.
tek sıkıntım şu canım istanbuldaki son günlerimi gezerek tozarak değil de evde pinekleyerek geçirmek.
günlerdir pek bi aktiviteye katılamıyordum dün Hangover 3'ü izlemeye gittim.
1 ve 2'sini internetten izlediğim filmin ikincisini pek beğenmemiştim..
midem bulanmış hatta hiç gülmemiştim..
üçüncüsüne hepsinden daha fazla güldüm :) 
filmi severler şimdiye kadar çoktan gitmiştir de ben yine de gidin izleyin diyim ..
yani yapacak pek bir şeyimin olmadığı günlerde bana değişiklik oldu,
hepinize eğlenceli haftalar , tatiller diliyorum ;)



Yorumlar

  1. Hahahah ölçme ve değerlendirme nasıl bir derstir öyle ya hadi formasyon alırken bir şekilde geçtik de valla sırf o yüzden kpss ye girmeye korkuyorum :) Allah kolaylık versin.

    YanıtlaSil
  2. teşekkür ederim Meryem :) çok gıcık bir ders aynen..

    YanıtlaSil
  3. ooo bende sendenim. Geçen sene 78 puan aldım. Türkçe 80 puanla kapattı. Yazıklar olsun bu sisteme. Neyse sızlanmayı geçersek 10 gün kala başladık bakalım. Sonumuz hayrolsun.

    YanıtlaSil
  4. son dakka yusuflaması tüm öğrenci milletinin-ben de dahil- en verimli çalışma taktiğidir:)

    YanıtlaSil
  5. Allah hepimizin gönlünden geçeni versin :) iyi çalışmalar arkadaşlar..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…