Ana içeriğe atla

Bayram Gezmeceleri..


Bayram sabahı namaza giden babanın ardından anne kahvaltıyı hazırlamaya başlar..
gece geç yatan çocuklar sabahın köründe tık diye uyanır ve bayramlıklarını giyerler..
hep birlikte yapılan kahvaltının ardından aile üyeleri birbiriyle bayramlaşır..
evlerinde anane babanne gibi büyükle yaşamıyorlarsa diğer akrabaları ziyarete giderler..
biz de hiç bir bayram bunlar olmaz..
ramazan boyunca sahurda yatmaya alışan ben hiç bir bayram öğleden önce uyanamam..
babam namazdan sonra eve gelir ya da mezarlıkları dolaşır değişir bu..
annem eskiden bizi uyandırmaya çalışır, kahvaltı hazırlardı ama artık onu da yapamıyor..
ananem hasta olduğu için sabahın erken vakti onun yanına gidiyor..
biz de Melek'le öğleden sonra ananemden başlayarak büyükleri ziyarete gidiyoruz..
köyde olmak böyle zamanlarda çok avantajlı oluyor..
2 dakika mesafede bütün akrabaları ziyaret edebiliyoruz..
bayramın birinci günü gelenekleri yerine getirip ikinci gün sabahın erken vaktinde fındıklığa gittik bu bayram..
oruç oruç fındığımızın yarısını toplayabilmiştik, o yüzden sabahtan akşama kadar fındık topladık..
neyse ki bitti kurtulduk fındıktan..
şimdi üçüncü gün anne kızlar olarak biraz gezmece yapacağız..
böylelikle bir bayramı daha bitirmiş olacağız..
sizin bayram gezmeleriniz nasıl geçti ?


Yorumlar

  1. Fındık toplamak, doğaya karışmak, köyde olabilmek... Ne güzel şeyler bunlar :)
    İyi bayramlar dilekleri mi iletiyorum ben de...
    Çokça sevgiler :)

    YanıtlaSil
  2. Burcu; kıymetini bilmeye çalışıyoruz işte :) teşekkür ediyorum çokçaa ..

    YanıtlaSil
  3. Bizde de fındık bu hafta başlayacak.Eskiden bizde de akraba gezmeleri yapılırdı,artık sadece annemler gider oldu.Biz sadece teyze,dayı arama faslını yapıyoruz.Yeni bayramlar böyle oldu.Eskiden herşeyin ayrı bir tadı vardı sanki..

    İyi bayramlar diliyorum sana.Blogunu çok sevdim ayrıca.çok samimi geldi :)

    YanıtlaSil
  4. Pamuk Şeker, çok teşekkür ederim, hoşgeldin :)
    fındık için Allah kolaylık versin valla çok zor iş :)

    YanıtlaSil
  5. bayramın ilk 2 günü aile ziyareti yapamadık bu sene yazlıkta kaçamak yaptık bu son 2 gün ise kuzenimin kına ve düğünü oldugu için yorgun geçecek gibi =)

    YanıtlaSil
  6. Mehmet; erkek olmanın avantavıdır bu ! kızları böle bırakmazlar işte :) kıymetini bil..

    YanıtlaSil
  7. bu konuda haklısın işte, bizim toplumumuzda erkek yapıyorsa iyidir yapabilir ama kız ise asla yapamaz gibi bi fikir var =)

    YanıtlaSil
  8. ama gezme fındık ziyaret güzel geçmiş ki.
    köyde olmak ne tatlı olsa gerek yaa.
    :)

    YanıtlaSil
  9. Ne çabuk geldi geçti bayramımız değil mi? Hiç anlayamadan..
    Bu sene fındık zamanı sizin için hiç iyi olmamış :(
    Oruçlu iken çok yoruldunuz, birde üstüne bayram gününüzden çaldınız :(
    Ama zahmetsiz rahmet olmuyor ya, sizde zahmetinizin karşılığını alırsınız inşallah :)
    Bu sene olmadı ama bir sene geleceğim yardıma ben :))

    YanıtlaSil
  10. deeptone, öyle gerçekten karadeniz işiyle de güzel , beklerim seni de :)


    Zeynep, seneye gel de senin bu fındık arzunu dindirelim :) bize de biraz yardımın dokunur belki :)

    YanıtlaSil
  11. biz sabah erken kalkmak istemezdik, annem çok kızardı, babaanneme kahvaltıya giderdik, geç kalıcaz diye annem dolanıp dururdu başımızda:) güzel bir bayram oldu, sevdiklerimizle..

    YanıtlaSil
  12. Yeşim, sizin de bizim evden farkınız yokmuş :) bakalım biz de çocuklarımıza böyle yapacak mıyız..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…