Ana içeriğe atla

Kız kardeş..


Size kardeşimden hiç bahsetmedim, annemden bahsettim de kardeşimi es geçmişim :)
ismi Melek ama çocukluktan beri alışmış herkes ona Melük der..
eskiden aldırmazdı da genç kız oldukça "bak bi daha bana Melük dersenn !"  diye tehdit etmeye başladı beni..
aramızda 2 yaş var ama sanki ben değil de o benim ablam :)
fiziki olarak da büyüktür benden , kendisiyle kavga etmekten çekinirim yani :)
çok atarlıdır, asabidir , çakmak gibi parlar sönmesi bazen bir kaç günü bulur..
"açken sen, sen değilsin" lafı tam da onun için söylenmiştir..
işten geldiğinde önce mutfağa uğrar, yemek yoksa sinirle kapıları vura vura odasına gider!
kıskançtır da kendisi, ayıptır söylemesi sürekli benim ona örnek gösterilmem kardeşimi bazen çileden çıkarır :)
okumayı pek sevmeyen bir öğrenciydi, liseye de endüstri mesleğe vermiştik onu..
bölüm olarak da kimya bölümünü seçti sonradan, staj yapması gerekiyordu maçkada bi eczaneye girdi..
evde her ne kadar nazlı, asabi olsa da çok çalışkandır melek..
başkalarına karşı da çok saygılı, utangaçtır..
girdiği eczanede öyle öyle bir çalıştı ki, staj döneminin sonunda meleği işe aldılar oraya..
ufak ufak her şeyi öğrendi ve şimdi eczaneyi tek başına çekip çevirebiliyor..
evde oturmayı hiç sevmediği ve okumayı da hiç sevmediği için hepimiz napacak liseden sonra die merak ediyorduk..
gün doğmadan neler doğar diye boşuna demiyorlar işte..
ben üniversite bitirdim ama işsizim, kendisi 3 senedir eczanede çalışıyor :)
bayramlık kıyafetlerimi de bu sene o aldı sağolsun :)
ramazanın sonlarına doğru gitmiş 1000'lik puzzle almıştı..
oturdu kuruldu parçaları birleştirmeye yok yapamıyor :) bir iki denemenin sonunda "öff neyse" diye kalktı masanın başından :) kalktı ama beni oraya oturtarak..
mecbur oturduk bir sıra ancak dizdik !
bu kadar büyük puzzle daha önce hiç yapmamıştım o yüzden çok zorlanıyorum ..
bakalım bittiğinde fotoğraflayıp buraya da koyarım ;)
bayramda yeni haberlerle görüşmek üzere :)
kolay gelsin efendim...


Yorumlar

  1. senden bahseyyy nerelerdesin hayattamisinn inmisin cinmisin :)

    YanıtlaSil
  2. Fehat, mezun oldum Trabzona döndüm :) şimdilik beklemedeyim tatildeyim yani..

    YanıtlaSil
  3. kızkardeşler güzeldir, arkadaştır, sırdaştır, dosttur, can yoldaşıdır. sevginiz daim kalsın hep. sevgiler...

    YanıtlaSil
  4. Ben de kız kardeşi olan o şanslılardanım, hem de çifte şans :)
    Kız kardeş güzeldir hoştur, tüm dalaşmalara rağmen..
    1000lik puzzle da güzeldir :)

    YanıtlaSil
  5. Juliette; çok güzel özetledin :) Aynen dediğin gibi..

    Müstakbel Eşim; şanslıyız dimi :) bence de öyle..

    YanıtlaSil
  6. Ben bu yazını görmemişim :(
    Kardeşini merak ediyordum iyi ki yazmışsın :)
    Bir kardeş için ablanın ona örnek gösterilmesinden daha sinir bozucu bir şey olamaz hayatta, kardeşini çok iyi anlayabiliyorum ben :))
    Eczanede çalışıyor olması ne güzel, en temiz ve en keyifli iş bence o.
    Bir kere bende denemiştim, onay çıksaydı evden devam edecektim bayıla-bayıla.
    O puzzle bitti miiii? Twittera yazdığında da merak etmiştim nasıl bitecek diye, kurtuldun mu yoksa attın mı çöpe :))
    Hep mutlu olun, hep beraber olun iki kardeş :)

    YanıtlaSil
  7. Zeynep, puzzle çok az ilerledi valla :) araya fındık ve bayram girince kaldı öyle :) bitince ona özel bir yazı yazarım mutlaka :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…