Ana içeriğe atla

!Mim Blogger Buluşması



bir iki mim yazısı dışında pek mim yazısı yazmadım ama gizemin mim'ini yapmak istedim.. şimdiden kendisine teşekkür ediyorum :) mim konusu "blogger buluşması" o yüzden yazmak istedim ben de.. istanbulda elini sallasan bir bloggera restlarsınız ama trabzonda benim bildiğim pek fazla yok.. o yüzden belki burdan yakalarlar da tanışırız, hatta ilerde buluşuruz bile..
sorulara geçecek olursam:

-Blogunuzun adı ne?


-Hangi ilde yaşıyorsunuz ve semtinizi söyler misiniz?

Trabzonda yaşıyorum, Trabzon/Merkeze bağlı köyümüz..

-Blogger buluşmalarına katıldınız mı ?

Evet bir kere katıldım, İstanbul'da yaşarken sanırım 2. blogger buluşmasına katılmıştım..

-Bulunduğunuz ilde blogger buluşması olsa katılmak ister misiniz?

İstemek ne kelime koşa koşa giderim :) Benim Trabzonda tanıdığım tek blogger Leylanın Kahve Dükkanı,  bir kaç kişi daha çıksa da bir buluşma ayarlasak keşke..

-Sizce bir blogger buluşma etkinliği nasıl olmalı?

Bulunulan ilin özel bir mekanında kahvaltıyla başlamalı bence buluşma.. yemek ortamı hem ısıtır hem muhabbeti artırır :) sonrasında ister mekan değiştirilir, ister fotoğraf çekimine çıkılır, istenirse şehrin bilinmedik yerleri birlikte keşfedilir.. yani maksat buluşmak olduğu için çok fazla dolaşmaya gerek yok.. küçük hediyelerle gidilirse buluşmaya daha da keyifli olur..



Yorumlar

  1. Aaa bende aynı dertten yakınıyordum sürekli yalnız olmadığıma çok sevindim :) Bende Trabzonda yaşıyorum blogger buluşması olursa ne çok sevinirim :) http://www.alikemalalpseviim.blogspot.com/ bu da bizim bloğumuz bekleriz ;)
    Kocaman Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Elif soyadın mı Sevim ? şansa bak, hemen buldum bile bir blogger :) hoşgeldin..

    YanıtlaSil
  3. Hoşbulduk :) İyiki yazmışsın bu güzel yazıyı bak sebep oldu... Evet bende seninkini görünce çok şaşırdım,akraba mıyız yoksa

    YanıtlaSil
  4. bilmem ki :) neresindensin trabzonun ?

    YanıtlaSil
  5. hah haaaaa yoruma güldüm. sevindim bak.
    :)

    YanıtlaSil
  6. ben de Maçka yolu üzerindeyim :))

    YanıtlaSil
  7. konuşmaktan gezmeye fırsat olmuyor çogunlukla.
    demek istanbuldayken katılmıştın he?!
    bensizz!!
    :))
    öperim seni :*

    YanıtlaSil
  8. blogger buluşmaları güzel olsa gerek:)
    hiç katılmadım
    sevgiler

    YanıtlaSil
  9. Seyhan abla, valla çok uzun zaman oldu Zeynep ablam götürmüştü beni de :) inş bir gün de seninle buluşuruz..


    Maviye iz süren, çok acaip duygu :) yıllardır takip ettiğin insanın kim olduğunu inceleyip anlamaya çalışıyon felan :) mutlaka katılmalısın..

    YanıtlaSil
  10. Erzurumda yaşayan bloggere hiç rastlamadım, bana coğrafi olarak en yakın Tatesal var, şimdi sen de yakına geldin, gönlünde İstanbul var biliyorum, hayırlısı olsun, her şey gönlünce olsun,
    Geçmiş kurban bayramını tebrik ederim Mervecim, daha nice mutlu bayramlar..:)

    YanıtlaSil
  11. Sema çok teşekkür ederim canımm :) Hiç gelmedim Erzurum'a.. ama çok yakın sayılır iki şehir, belki bir gün buluşuruz bir yerlerde..

    YanıtlaSil
  12. Ben İstanbul'da yaşıyorum ama buna rağmen denk düşürüp adam gibi bir buluşmaya katılamadım.
    Neyse inşaALLAH olur Tarbzonda :)

    YanıtlaSil
  13. Trabzon güzel bi şehir her yaz gelirim :)

    YanıtlaSil
  14. Nursalkımı, bloggerdan samimi olduğun bir arkadaşın varsa birlikte plan yapıp gidebilirsin, ilk seferde insan biraz çekiniyor çünkü :)

    Pembe Kereste, o zaman geldiğinde haber ver buluşalım canım :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…