Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ala ♥ Blog Yazarları

Son zamanlarda dikkatimi çeken ve takip etmeye çalıştığım bir dergi Ala .. biz bloggerlar için bir şeyler yapmak istemişler sanırım ve her ay bir bloga dergilerinde yer ayırmışlar.
siz de kaydolun sizi de seçsinler ;)
ayrıntılı bilgi için tık tık

yayaya şaşaşa , başkanımız çok yaşa !

müjdeler olsun sonunda güzel haberler almaya başladık :)
bilgisayar öğretmeni atamaları ihtiyaç mı yokmuş neymiş , ya da çok az sayıda yapılacakmış diye haberler almıştık yılın başında..
biz bu kadar okuyalım, az kaldı mezuniyete diyelim ama böyle bir haberle hevesimiz kursağımızda kalsın!
her şeye rağmen biz çalışmaya devam ediyoruz orası ayrı tabii..
Meb'in öğretmen açıkları listesinde Teknoloji-Tasarım 4600 diyor..
sanırım biz de bu gruba giriyoruz, biraz sevindirdi beni bu haber..

İşte MEB'in açıkladığı rakamlara göre en güncel haliyle Öğretmen açıkları;
Rehberlik 16 bin 900Din Kültürü 15 bin 684İngilizce 12 bin 857İlköğretim Matematik 7 bin 601Türkçe 7 bin 163Fen ve Teknoloji  6 bin 820,Okul öncesi öğretmenliği 6 bin 848 Zihinsel engelliler sınıf öğretmenliği  6 bin 379,Sınıf öğretmenliğinde 6 bin 411Beden Eğitimi 6 bin 171Edebiyat 5840Teknoloji -Tasarım 4600Sosyal Bilgiler 3 bin 600Lise Matematik 3 bin 600
bugün de başbakanımız yılda bir kereye indirilen atamaları tekrar …

Evlerinin Önü Mersin

mersin çiçeğini yeni öğrendim desem yeridir :)
diğer bir ismi de Murt çiçeğiymiş..
Fatmagülün hayranı değildim ama Beren Saat'in hayranıyım..
bu sahneyi de defalarca izlemişimdir..
hakkı yenilmeyecek kadar güzel bi sahneydi..
Bihter'deki ateşli aşıktan sonra Fatmagül'deki saf, utangaç aşk biraz garip gelmişti..
ama nihayetinde aşkın şekli şemali olmaz dimi ;)


Fındıkzade pazarından..

işte karşınızda, odamın yeni üyesi , telefonumun en yakın koruması pamuk şeker :) ne alaka telefon koruması diyebilirsiniz , ilk başta ben de aynı tepkiyi vermiştim.. meğer bu pamuğun üstünde telefonu yerleştirmek için, bir bölmesi varmış.. telefonu oraya buraya koyup çizmeyelim diye tasarlanmış zaar :) ama bu kadar sevimli, pembe yanaklı bir koruma alınmaz mı siz söyleyin :) şimdi odamda yalnız başına kalmış beni bekliyor, buralarda ziyan olmasın diye kıyamadım getirmeye.. şimdilik fotolarına bakarak nazlatıyorum yavrumu :)



fındıkzade pazarından aldım hem pamuk şekerimi hem bu minik cüzdanları.. asıl amaç 3 tanesi 10 lira olan bu cüzdanlardan almaktı ama son dakka pamuk da eklendi aralarına.. cüzdanların morunu kendime, kırmızısını kardeşime, pembesini de tuana'ya aldım :) ben kaybetmekten korktuğum takılarımı doldurdum içine, tabi bozuk para kesesi olarak da kullanılabilir.


Hayatı sondan başa doğru yaşamaya ne dersiniz ?

Hayatı sondan başa doğru yaşamaya ne dersiniz…  Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir.  Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel hatta mükemmel olurdu.  Nasıl mı?  Cami’de uyanıyorsunuz.  Bir tahta sandık içerisinde, herkes karşınızda saf durmuş,
 iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette.  Tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak.  Herkes etrafınızda, büyük br itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazır.  Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz.  Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz.  Ne güzel, hazır maaş, hazır ev…  Altmışlı yaşlara kadar herşey garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz.  Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz.  Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve işe ilk başladığınız gün size hoşgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz..  Ve Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak işe başlıyor…

Tevfik Fikret'in Evi

Geçen hafta sonu abim ve eşiyle emirgan taraflarına kahvaltıya gittik.. daha önce bir kere de zeynep ablam götürmüştü beni, çok sevmiştim , hem kahvaltısını hem manzarasını.. kahvaltıdan sonra buralarda ne yapılabilir diye düşünürken abim Tevfik Fikret'in evine gidelim, hem yakın hem de çok güzel manzarası var dedi.. işte sonuç fotoğraflardaki gibi ! bayırın tepesinde, full deniz manzaralı, yeşilliklerin içinde bembeyaz bir ev.. Tevfik Fikret öğretmen, şair, ressam olmanın yanında bir de mimarmış meğer, bu evi de kendisinin çizdiğini evi gezerken öğrendik.. evin iki girişi var.. biri önden biri arkadan değil aslında, biri önden biri arka üstten.. arka üstten kastım, evin en üst katından evin arka yoluna çekilen köprü yol.. Tevfik Fikret bunu da kendisi tasarlamış, fotoğrafta da gördüğünüz köprüden sabah okuluna gider,
akşam dönüşte yine bu köprüden direk çalışma odasına girermiş.. hayatında içki ve sigara tüketmemiş , inançlı bir insanmış kendisi.. evinin içindeki mal mumu heykel…

Kimsin sen ?

tikkat tikkat wireless sahibi aranıyor ! :)
şuan evimin yakınlarda bir wireless var, malum ara tatil için Trabzona geldim netim yok burda..
babam neden bağlanmıyorsun  diyor wirelesse..
baba şifresi var herhalde, nerden bileyim şifreyi diyorum, sen bilgisayarcı değil misin kırsana şifreyi diyor :)
şimdi şu 4 yılın hakkını vermek için şifreyi sahibinden isteyip , al işte kırdım şifreyi diyesim var yeminle..
kimsin sen TD854W_1 , insan adını soyadını yazar ki birileri gelir de şifremi ister diye..
haksız mıyım ama :)


zamane çocuklarıyız biz...

büyüklerimiz haklı galiba, şimdiki çocuklar çok şanslı, böylesi güzel bir zamanda dünyaya gelmişler..
bizim 90 versiyonlarımız da kıl payı yakalamış bu çağı diyelim.. benim kendi çocukluğumda öğretmenlerle her dakka fotoğraf çekilmeyi bırakın,  odalarına girerken utançtan kıpkırmızı olurduk.. şimdi ki her bebenin facebook sayfası var..  bi de öğretmenlerini eklediler mi ohh, fotoğraf paylaşmalar, yorum yapmalar, yazışmalar :) şimdi bunu üniversiteye uyarlarsam, artık bölümlerin de facebook grupları var.. bizim en sıkı takip ettiğimiz yer orası.. bütün duyurular, haberler, sınavlar kısaca bilmemiz gereken herşey orada paylaşılıyor ve bizler de bunlara anında ulaşabiliyoruz.. kar tatili olduğu zaman sabah kalkardık, yola inerdik servis gelmezse tamam kar tatili derdik mesela :) şimdi ise Yunus Söylet'i tweeterda takip ediyoruz, bir tivit atıyor ve bizler tamam tatil diyoruz. hocamız sınav sonuçlarını paylaşıyor mesala, itirazı olan itirazını yazıyor yoruma ya da bu nasıl sınav diye…

kendi hakkımda bilmediklerim..

kendimde yeni yeni huylar keşfediyorum.. bilmem size de oluyor mu arada ..
sevdiğim bir yemek keşfediyorum mesela..
her gün ondan yapıyorum taa ki ondan hevesimi alana kadar..
sonra yemek dahi istemiyorum..
ya da bir müzik mi sevmişim, günde 35 kere dinliyorum, bir hafta geçmeden o da eskiyor benim için..
dizi izlemek istiyorum aynı şekilde, günde 3 bölüm izliyorum bir sezon bitirince açasım gelmiyor..
***
bir başka huyum, aşırı hızlı iş yapıyorum bittiğinde yorgunluktan geberiyorum !
eskiden bu kadar hızlı değildim, rahattım yani biraz geniş mezhepliydim..
bazen aida uyarıyor beni, yine fırtına gibisin diye..
sanırım hızım arttıkça bazı şeyleri düşünmüyorum..
***
ve yeni keşiflerimden biri daha ben en çok stresli ve mutsuz olduğumda temizlik yapıyorum!
hiç şaşmıyor her sınav sonrası evi pırıl pırıl yapıyorum,
ve her mutsuz haber aldığımda!
yapılacak bişi bulamazsam da kendime iş çıkarıyorum..
ya dolabımı döküp yeniden düzenliyorum, ya kullanmadığım eşyalarımı eleyip atıyorum..
bi şe…

Happy Sundays

asla bir cumartesi olamasa da pazar günlerini de seviyoruz :)
herkesin evde olup, kahvaltı masasına birlikte oturmasını da seviyor olabiliriz tam emin değilim..
günün ilk yarısı kahvaltıyla, magazin programlarıyla ve lak lakla geçer çoğu zaman..
ama o ikinci yarısı yok mu ! işte o zaman pazartesi sendromu zile basmaya başlar :)
ödev mi varmış, toplantı mı varmış, çocukların önlükleri mi ütülenmemiş ...
benim şu anlık sendromla aram çok iyi zira tatilim dün itibari ile başlamış ve tam bir ay sürecektir efenim :)
şimdilik tek bekleyiş, web tasarımdan büte kaldım mı kalmadım mı ?
sonra ver elini Trabzon :)
hayden güzel geçsin gününüz, mutlu pazarlar canlar :)

*görsel: www.fairydaily.com



içimde kalanlar

insanı kendinden iyi tanıyan olmasın..
ancak gel gelelim sizin gördüğünüz "siz" ile , başkasının gördüğü "siz" aynı kişi mi sanıyorsunuz..
kendinizi ne kadar iyi ifade edebiliyorsunuz ?
kendinizi iyi ifade edebiliyorsanız, iletişiminiz ne kadar kuvvetliyse sorunlarda o kadar hızlı ortadan kalkıyor.

ilkokuldaki ben'in seveni çoktu..
öğretmeninin gözdesi, arkadaşlarının da sevdiğiydi..
bir sebepten dolayı okulumu değiştirmem gerektiğinde, günlerce ağlamış, anneme yalvarmıştım..
nasip diyelim, sonuç itibari ile okulum değişmişti..
yeni öğretmenime, yeni arkadaşlarıma alışmaya çalışırken, bir akşam eski öğretmenimden gelen mektupla hem şaşırmış hem çok kötü içerlemiş, ağlamıştım..
mektubu annem okumuş, zarftan da yine öğretmenimin bana yazdığı bir şiir çıkmıştı..
3. sınıf öğrencisi bir kız, öğretmeni üstünde bu kadar etkiyi nasıl bırakabilmiş diye hala düşünmekteyim.
sevdirmişim kendimi!
bir hafta sonra mektupların sayıları 3-5 artmaya başlamıştı, ama bu sefer ki …

Tasarım Parfüm Çalışmamız

İsmek'te devam ettiğimiz grafik kursumuzun sonuna yaklaştık sayılır.. ilk projemde  afiş tasarlamıştım hatırlarsanız Brave , şimdi ki projemiz ise illustrator programında hazırladığımız parfüm logosu, kutusu ve afişi oldu.. avonun wish of love parfümü bitmek üzereydi zaten onu kullanayım dedim :) kutuyu hocamızın yardımıyla illustrator'da çizdik ve tasarlamaya başladık.. logo nerden geldi aklıma bilmiyorum ama "mood" yani "ruh hali" kelimesi kulağıma çok cazip geldi. mevsimin kış olduğunu ve benim kar tanesi desenini ne kadar sevdiğimi de düşünürsek, logodaki o harflerini kar deseni şeklinde yapalım dedik ve başladık çizmeye.. sade şık bir şey olsun istiyorduk.. logomuzu sticker olarak çıktı alıp üstüne yapıştırdık,  son hali afişindeki gibi oldu yani..

afiş için de biraz düşündüm, şansıma Blair'in harika mor elbiseli bir fotosu geçti elime
 ve hemen değerlendirdim. reklam cümlesi olarak da "change your mood" yani "ruh halini değiştir&quo…

Cem Yılmaz, ne olursa olsun işinde 1 numara.

vizyona girmesini dört gözle bekliyordum ve girer girmez de koşa koşa gittim Cem Yılmaz'ın son gösterimine.. hani canlı gösterimleri kapalı gişe oynuyor ya, sinemanın da bundan farklı olduğunu sanmıyorum, bir hayli kalabalık, yoğun talep vardı gösterime.. her zamanki gibi dersine çok iyi çalışmış belli, ardı ardına patlattı esprilerini :) ingilizce konuşmaya çalışanlardan, turistlere.. pasaport kontrolünden, kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyenlere.. telefonun icadından, yeni çıkan dokunmatik teknolojisine.. kadınların triplerinden, erkeklerin çilesine.. yeni sevgili olmuşlardan, sevgili mesajlaşmalarına.. ve daha aklıma gelmeyen gelse de yazamayacağım bel altı esprilerine kadar her şey vardı gösteride :) *** önceki gösterimlerini bilgisayarda izlemiştim, aile ya da arkadaşla izlemek ayrı keyifli , ama o salondaki tanımadığın insanların gülerken çıkardıkları sesleri dinlemek de ayrı keyif :) nerdeyse bayılacaktı bazıları.. *** en çok güldüğüm ve aklımda kalan olay , kadın ve erk…

Kalandar Gecesi

Kalandar diye yazılır Galandar diye okunur bizim oralarda.. Karadenizli olmayanlar pek bilmezler ne demekdir Kalandar Gecesi..
Kalandar Rumi takvimin ilk ayıdır.Kalandar'ın birinci günü Miladi Takvim'e göre Ocak ayının 14'üne tekabül eder. Karadeniz'de ama özellikle Trabzon'da hala unutulmayan bu gece çok eğlenceli geçer.

Bu gece çocuklar, köyün bütün evlerini tek tek dolaşır ve kapılarına torba bağlarlar..
torbayı emniyete almak içinse torbanın ucuna da bir ip bağlayarak saklanırlar.
zile basıp saklanan çocuklar, ev sahibinin torbanın içine meyve, fındık, çikolata artık ne varsa koymasını bekler..
tek kural ev sahibine görünmemektir :)
ama bazı ev sahipleri o kadar meraklı olur ki , torbaya bağlanan ipi takip ede ede çocukları bulur :)

çocukluğumda ben de kardeşimle çıkmıştım, genellikle akşam ezanından sonra karanlıkta çıkılır torba atmaya..
yolda köyün diğer çocuklarıyla karşılaşılır ve kim daha güzel meyveler toplamış bakılır :)
muz en iyi hasılat fındık ise e…

Kitaplığım

ablamdan bana devir teslimi yapılan odamdaki en sevdiğim eşyam kitaplığım.. her rafını çektim , birleştirince kitaplık oluyor :) en üstteki kitaplar okunmalık olanlarından :) pek kitap okuduğum söylenemez evet kabul ediyorum. altındaki pembe peluş takı kutusu da ablamdan hatıra.. o fotoğraftaki mezun kıyafetli kız benim :)  lise mezunuyum orda, inş bu sene de üniversite mezunu olucam.. bi alt rafta new yorktan aldığım hatıralar var.. ordaki fotoğraf da titanic gemisinin içinden serjiomla bir hatıra.. yanındaki kutuda kremler, parfümler felan var.. bi altta üniversitede kullandığım defterlerim ve kitaplarım , en altta ise bu sene aldığım murat yayınları kpss kitaplarım var :) sadece birini çıkardım içinden, yarısına bile gelemedim çalışamıyorum yani :( şimdi planım ara tatilde trabzonda internet yokken iyice konsantre olmak.. bütlere kalmadan eve gitmek ise şuanki tek duam.. hoşça kalın..

Rachel Beckwith, ömrü yetmedi ama hayali gerçek oldu.

Küçük kızın büyük hikayesi... hikaye değil aslında yaşanmış gerçek bir olayı anlatmak istiyorum size..

Afrika'daki insanların nasıl yaşam mücadelesi verdiğini , her gün haberlerden facebooktan iç burkan fotoğraflardan görüyor, sadece like edip  geçiyoruz .. başka elimizden ne gelebilir ki, tamam yardım etmek istiyorum ama benim gücüm oralara ulaşmaya yetmez ki diye düşünüyoruz çoğumuz.. işte ;


Rachel Amerikada Seatlle'da yaşayan, 9 yaşında küçücük bir kız çocuğu,  bir gün okuluna , yardımlaşma derneği üyelerinden biri gelir ve onlara afrikadaki insanların, bir yudum temiz suya nasıl muhtaç olduklarını, yaşam şartlarının nasıl zorluklarla dolu olduğunu anlatır ve izletir..

Rachel, çocuk aklıyla benim onlara nasıl faydam olabilir diye düşünür ve aklına güzel bir fikir gelir.
Derneğin sitesine üye olur, onu tanıyanların yaklaşan doğum günü için hediye getirmelerini istemez,
bunun yerine siteye para bağışı yapmalarını ister.. hedef 300 dolar gibi küçük bir miktardır !
* 300 dolar,…

Hayatında Kestane Yememiş :)

İstanbul'a gelip de kestane yenilmez mi.. ama valla yememiş, hatta hayatında hiç kestane yememiş Aida :) ben , aldığım kestaneleri kızartayım da sıcak sıcak yiyelim diye hevesle anlatırken bu da nedir demez mi? şaka yapıyorsun kaç senedir istanbuldasın , heryerde kestane arabaları var , kokusunu da mı almadın dedim. yok hiç yemedim, kırgızistanda çok var bunlardan ama yenildiğini bilmiyordum, orda toplanıp hayvanlara verirler deyince şok oldum ! biz dünya para verip satın alıyoruz , onlar yem niyetine dağıtıyor :) neyse bu güzelim tattan yoksun kalmasın diye hazırladım getirdim, tam yerken deprem olmaz mı :S ben de ayağıma Aida vuruyor sanıyorum, bi de etrafa bakınca şok oldum, valla sallandı koca ev :( ben hiç büyük deprem yaşamadım, Allah yaşatmasın da.. yaban ellerde tek başıma ölmek istemiyorum annecimmm :) neyse bu kadar acıtasyon yeter, aslında mutluydum, ilk defa finalimiz kar tatili yüzünden iptal edildi.. dizi izleyip, abur cubur yemeyi planlıyoruz.. umarım davetsiz misa…

mutlu pazarlar :)

mutlu pazarlar arkadaşlar :) istanbula bu hafta sonu da kar bekliyorduk ama henüz teşrif edemediler , ben de size güzel yavrucuk fıratımın karikatürüyle kar'ı getirdim :) insanın onun önüne geçip, bana at kar topunu fıratımmm diye haykırası gelmiyor mu :) hoşça kalın ;)


2012 Dünyanın En Güçlü Kadını

Dünyanın En Güçlü 100 Kadını Listesi ( The World's 100 Most Powerful Women)

Forbes dergisi tarafından, 2004 yılından beri hazırlanmakta olan bu liste hazırlanırken medyada görünürlük, siyaset ve ekonomiyi yönlendirme gibi ölçütler göz önüne alınıyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, listede 1. sırayı alırken, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ise listede 2. sıraya oturdu. Medyadan iş dünyasına, eğlence sektöründen sivil toplum kuruluşlara pek çok farklı alanda görev yapan kadınlardan seçilen 100 kişiden biri de 93. sıradaki Güler Sabancı.

* Siyasetçi insanların belli yüz hatlarına sahip olduklarını okumuştum :) tabi hepsine genellememek lazım ama Merkel ile Sabancı birbirine benzemiyor mu sizce ?
ince dudaklar, geniş alın, dar kısa kaşlar.. ülkemizden birinin bu listede yer alması gurur verici keşke sayısı daha fazla olabilse tabi..
Güler Sabancı'yı tebrik ediyoruz :) kendi çapımızda yolundan gitmemiz gerektiğini de düşünüyorum.

 İşte listedeki ilk 15 isim: 

1-Angela Merk…

Cesaretin Var Mı Aşka ?

Yine izlemeye geç kaldığım filmlerden birisini size yazmanın heyecanı ile doluyum..
2003 Belçika- Fransa yapımı bil film Cesaretin Var Mı Aşka ?
romantik, duygusal, iç burkan, ay ıhh yapma be kızım, gitme be oğlum dedirten sümüklü bir film..
yanlışlıkla bir şarkı ararken denk geldim ve hemen araştırıp izledim .

oyuncuların hikayesini çocukluk anılarıyla birleştiren filmler kalbimin en güzel köşesi sizin :)
geçen senelerde çıkan Aşk Tesadüfleri Sever de bunlara örnek, Amelie de bunlara örnek..

Yakışıklı oğlan, güzel kız !
aşk filmlerinde olmazsa olmaz, fikrimce..
asi , çılgın ruhlu kızımız yakışıklı erkeğimizi oyunlarına alet etmek için elinden geleni yapar..
annesini kaybeden erkeğimiz , zaten soğuk olan babasından iyice uzaklaşır ve çocukluk arkadaşıyla büyür..
her ne kadar aşk olmasa da , büyük bir aşkın da onlarla birlikte büyüdüğünü sonradan farkederler..
birbirlerini gerçekten sevip sevmediklerini anlayana kadar aradan yıllar geçer..
10 yıl sonra buluşmak üzere diye verilen sözl…

2013 Burç Yorumları

2013'e girdik dimi :)
o kadar yaygara kopardılar ne kıyamet koptu, ne bişi oldu..
bugünün dünden bir farkı yok, seçme şansı verselerdi 2012'de bir kaç ay daha kalmayı tercih ederdim.
13 rakamı hep korkutmuştur beni, uğursuz gelmez umarım diyodum ki aklıma finaller geldi !
daha ilk haftasında finaller olan bir seneden ne kadar hayır gelir orası muamma..
yılbaşı geldiğinde adettendir, her kanalda bir astrolog yeni yılda burçların yorumlarını yapar..
nedense çoğu güzel haberler verirler :) ben de saf saf mutlu olurum..
2013 kovalara uğurlu geliyor, hem aşkta hem parada :) bakalım ne kadar gerçek olacak..
sizin burcunuzda ne var ne yok ?


KOVA

Yaza kadar eve ait konularda, yazdan itibaren de aşkta şanslısınız. Ev satın almak, kiralamak, tamirat yapmak veya başka bir mülkle ilgili planlarınız varsa yaza kadar harekete geçmelisiniz zira son on yılın en büyük fırsatları ile karşılaşacaksınız. Bu dönemde daha geniş ve aydınlık bir evde oturabilir veya mülkten kazanç sağlayabilirsiniz.…

Hobbit

*Hatırlatma* 
Yüzüklerin Efendisi J. R. R. Tolkien'ın yazdığı bir fantastik edebiyat üçlemesidir.   Üçleme sırasıyla Yüzük Kardeşliği, İki Kule, Kralın Dönüşü kitaplarından oluşmaktadır. Bu üçleme, yazarın 1937'de yayımlanan Hobbit isimli eserin devamı niteliğindedir.  Bir grup insan, Hobbit, Elf ve Cücenin Tek Yüzük'ü yok etme maceraları anlatılmaktadır.  Edebiyat tarihinin gelmiş geçmiş en etkileyici hikâyelerinden biridir.  Yazar bu üçlemedeki karekterleri üniversite yıllarında oluşturmuş, daha sonra hikâyeyi yazmıştır. Karekterlerin bazılarını oluştururken (Elfler Troller gibi)
Orta Avrupa mitolojisinde geçen peri masallarından etkilenmiştir.  Oluşturduğu tüm bu karakterleri aynı hikâye altında eşsiz bir hayalgücü ile birleştirerek,
ortaya eşsiz bir yapıt çıkartmıştır.  Daha sonra yazılan birçok fantastik hikâye bu eserden esinlenilerek yazılmıştır. 
Alıntı: wikipedia 
Fantastik, bilimkurgu tarzdan hoşlanmayan biri olarak Hobbit izlemeyi çok istiyordum,
Yüzüklerin E…