Ala ♥ Blog Yazarları

16:14:00 Merve Sevim 1 Yorum


Son zamanlarda dikkatimi çeken ve takip etmeye çalıştığım bir dergi Ala ..
biz bloggerlar için bir şeyler yapmak istemişler sanırım ve her ay bir bloga dergilerinde yer ayırmışlar.
siz de kaydolun sizi de seçsinler ;)
ayrıntılı bilgi için tık tık

1 yorum:

sizi sevi_yorum :)

yayaya şaşaşa , başkanımız çok yaşa !

14:04:00 Merve Sevim 7 Yorum


müjdeler olsun sonunda güzel haberler almaya başladık :)
bilgisayar öğretmeni atamaları ihtiyaç mı yokmuş neymiş , ya da çok az sayıda yapılacakmış diye haberler almıştık yılın başında..
biz bu kadar okuyalım, az kaldı mezuniyete diyelim ama böyle bir haberle hevesimiz kursağımızda kalsın!
her şeye rağmen biz çalışmaya devam ediyoruz orası ayrı tabii..
Meb'in öğretmen açıkları listesinde Teknoloji-Tasarım 4600 diyor..
sanırım biz de bu gruba giriyoruz, biraz sevindirdi beni bu haber..

İşte MEB'in açıkladığı rakamlara göre en güncel haliyle Öğretmen açıkları;

  • Rehberlik 16 bin 900
  • Din Kültürü 15 bin 684
  • İngilizce 12 bin 857
  • İlköğretim Matematik 7 bin 601
  • Türkçe 7 bin 163
  • Fen ve Teknoloji  6 bin 820,
  • Okul öncesi öğretmenliği 6 bin 848 
  • Zihinsel engelliler sınıf öğretmenliği  6 bin 379,
  • Sınıf öğretmenliğinde 6 bin 411
  • Beden Eğitimi 6 bin 171
  • Edebiyat 5840
  • Teknoloji -Tasarım 4600
  • Sosyal Bilgiler 3 bin 600
  • Lise Matematik 3 bin 600

bugün de başbakanımız yılda bir kereye indirilen atamaları tekrar ikiye çıkardığını açıkladı..
Şubat eş durumu atamaları eskisi gibi tekrar uygulanacak..
bu uygulamanın tamamen 2013'deki seçimlere yönelik yapıldığını düşünüyorum..
öğretmenlerin gönlünü almak adına atılmış bir adım işte..
seviniyorum bir yandan üzülüyorum bir yandan..
zaten bizim hakkımız olan bir durumu , hediye gibi bize sunmalarına kızıyorum..
hakkımızda hayırlısı diyelim..


7 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Evlerinin Önü Mersin

20:06:00 Merve Sevim 3 Yorum

Evlerinin Önü Mersin



mersin çiçeğini yeni öğrendim desem yeridir :)
diğer bir ismi de Murt çiçeğiymiş..
Fatmagülün hayranı değildim ama Beren Saat'in hayranıyım..
bu sahneyi de defalarca izlemişimdir..
hakkı yenilmeyecek kadar güzel bi sahneydi..
Bihter'deki ateşli aşıktan sonra Fatmagül'deki saf, utangaç aşk biraz garip gelmişti..
ama nihayetinde aşkın şekli şemali olmaz dimi ;)


3 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Fındıkzade pazarından..

22:15:00 Merve Sevim 11 Yorum

işte karşınızda, odamın yeni üyesi , telefonumun en yakın koruması pamuk şeker :)
ne alaka telefon koruması diyebilirsiniz , ilk başta ben de aynı tepkiyi vermiştim..
meğer bu pamuğun üstünde telefonu yerleştirmek için, bir bölmesi varmış..
telefonu oraya buraya koyup çizmeyelim diye tasarlanmış zaar :)
ama bu kadar sevimli, pembe yanaklı bir koruma alınmaz mı siz söyleyin :)
şimdi odamda yalnız başına kalmış beni bekliyor, buralarda ziyan olmasın diye kıyamadım getirmeye..
şimdilik fotolarına bakarak nazlatıyorum yavrumu :)




fındıkzade pazarından aldım hem pamuk şekerimi hem bu minik cüzdanları..
asıl amaç 3 tanesi 10 lira olan bu cüzdanlardan almaktı ama son dakka pamuk da eklendi aralarına..
cüzdanların morunu kendime, kırmızısını kardeşime, pembesini de tuana'ya aldım :)
ben kaybetmekten korktuğum takılarımı doldurdum içine, tabi bozuk para kesesi olarak da kullanılabilir.



11 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Hayatı sondan başa doğru yaşamaya ne dersiniz ?

17:02:00 Merve Sevim 5 Yorum


Hayatı sondan başa doğru yaşamaya ne dersiniz… 
Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir. 
Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak daha güzel hatta mükemmel olurdu. 
Nasıl mı? 
Cami’de uyanıyorsunuz. 
Bir tahta sandık içerisinde, herkes karşınızda saf durmuş,
 iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette. 
Tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak. 
Herkes etrafınızda, büyük br itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazır. 
Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz. 
Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz. 
Ne güzel, hazır maaş, hazır ev… 
Altmışlı yaşlara kadar herşey garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz. 
Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz. 
Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve işe ilk başladığınız gün size hoşgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz.. 
Ve Genel Müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak işe başlıyorsunuz. 
Herkes karşınızda elpençe divan… 
Vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor. 
Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz ..
Diğer hormonal Aktiviteler artıyor, fevkalade…..
Aman ne güzel günler başlıyor… 
Derken birgün patron size artık üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor. 
Bu arada babanız ortaya çıkmış, “fazla çalıştın” diyor “artık eve dön,
işi bırak, okumaya başla, harçılığın benden olsun…”
Keyfe bakar mısınız ? 
Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor.. 
Ekmek elden su gölden bir dönem başlıyor. 
Partiler, Diskotekler, Kızların sayısı artıyor. 

Derken Anne ve Babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor, araba kullanma derdi de yok artık… 
Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, “evde otur, keyfine bak, oyuncaklarınla oyna” diyorlar… 
Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile temizliyorlar, hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz. 
Derken Anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli dönem başlıyor. 
Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır. 
Bir gün karanlık ılık ve sıcak bir ortama giriyorsunuz. 
Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor sıcacık yumuşacık gürültü ve patırtısız bir ortamda yaşıyorsunuz. 
Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz. 
Ve günün birinde müthiş keyifli bir duygu ile hayatınız bitiyor. :)


keyifle okuduğum bir yazıyı sizinle paylaşmak istedim :)
en çok imrendiğim şey de, aynı bu yazıdaki gibi  hayatımızı bebekler gibi temiz, günahsız tamamlayabilseydik keşke..

*Alıntı: www.mervesevim.com


5 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Tevfik Fikret'in Evi

22:46:00 Merve Sevim 4 Yorum

Geçen hafta sonu abim ve eşiyle emirgan taraflarına kahvaltıya gittik..
daha önce bir kere de zeynep ablam götürmüştü beni, çok sevmiştim , hem kahvaltısını hem manzarasını..
kahvaltıdan sonra buralarda ne yapılabilir diye düşünürken abim Tevfik Fikret'in evine gidelim,
hem yakın hem de çok güzel manzarası var dedi..
işte sonuç fotoğraflardaki gibi !
bayırın tepesinde, full deniz manzaralı, yeşilliklerin içinde bembeyaz bir ev..
Tevfik Fikret öğretmen, şair, ressam olmanın yanında bir de mimarmış meğer,
bu evi de kendisinin çizdiğini evi gezerken öğrendik..
evin iki girişi var..
biri önden biri arkadan değil aslında, biri önden biri arka üstten..
arka üstten kastım, evin en üst katından evin arka yoluna çekilen köprü yol..
Tevfik Fikret bunu da kendisi tasarlamış, fotoğrafta da gördüğünüz köprüden sabah okuluna gider,
akşam dönüşte yine bu köprüden direk çalışma odasına girermiş..
hayatında içki ve sigara tüketmemiş , inançlı bir insanmış kendisi..
evinin içindeki mal mumu heykeli o kadar gerçekçiydi ki,  bi ara hareket edecek diye korktum..
son olarak Tevfik Fikret'in mezarı da Aşiyan'daki bu müze evin bahçesinde yer alıyor..
yani evi şöyle bir turladıktan sonra da, mezarın başında Fatiha okumayı da unutmuyor insan..












4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Kimsin sen ?

00:07:00 Merve Sevim 7 Yorum


tikkat tikkat wireless sahibi aranıyor ! :)
şuan evimin yakınlarda bir wireless var, malum ara tatil için Trabzona geldim netim yok burda..
babam neden bağlanmıyorsun  diyor wirelesse..
baba şifresi var herhalde, nerden bileyim şifreyi diyorum, sen bilgisayarcı değil misin kırsana şifreyi diyor :)
şimdi şu 4 yılın hakkını vermek için şifreyi sahibinden isteyip , al işte kırdım şifreyi diyesim var yeminle..
kimsin sen TD854W_1 , insan adını soyadını yazar ki birileri gelir de şifremi ister diye..
haksız mıyım ama :)


7 yorum:

sizi sevi_yorum :)

zamane çocuklarıyız biz...

17:43:00 Merve Sevim 3 Yorum


büyüklerimiz haklı galiba, şimdiki çocuklar çok şanslı, böylesi güzel bir zamanda dünyaya gelmişler..
bizim 90 versiyonlarımız da kıl payı yakalamış bu çağı diyelim..
benim kendi çocukluğumda öğretmenlerle her dakka fotoğraf çekilmeyi bırakın, 
odalarına girerken utançtan kıpkırmızı olurduk..
şimdi ki her bebenin facebook sayfası var.. 
bi de öğretmenlerini eklediler mi ohh, fotoğraf paylaşmalar, yorum yapmalar, yazışmalar :)
şimdi bunu üniversiteye uyarlarsam, artık bölümlerin de facebook grupları var..
bizim en sıkı takip ettiğimiz yer orası..
bütün duyurular, haberler, sınavlar kısaca bilmemiz gereken herşey orada paylaşılıyor ve bizler de bunlara anında ulaşabiliyoruz..
kar tatili olduğu zaman sabah kalkardık, yola inerdik servis gelmezse tamam kar tatili derdik mesela :)
şimdi ise Yunus Söylet'i tweeterda takip ediyoruz, bir tivit atıyor ve bizler tamam tatil diyoruz.
hocamız sınav sonuçlarını paylaşıyor mesala, itirazı olan itirazını yazıyor yoruma ya da bu nasıl sınav diye açık açık söylüyor..
bir tıkla iki çift tıkla ordan oraya herşeyden haberimiz oluveriyor..
öğretmenler mesela öğrencilerini tanımak için sınıflarla sınırlı kalmıyor, onları adeta evinde kamera varmışçasına facebooktan takip edebiliyor..
bizler her ne kadar faceden de nolurmuş desekte, hepimizin profilini incelesek az çok bir izlenim olur kafamızda, bir profil çizeriz anında ..
teknoloji günümüzün en güzel nimetlerinden biri, kıymetini bilmek abuk sabuk işler için kullanmamak gerek ..
bakın mesela bir teweetle geçtiğimi öğrendim bir iki tıklamayla uçak biletimi aldım ve bir kaç saat sonra Trabzon'da olacağım :)
evdekilere süpriz yapmak niyetindeyim..
eğer bu yazıyı okuyan ve bizimkileri tanıyan birileri varsa aman he evi arayıp haber vermesin küserim :)
hadi şimdilik hoşça kalın..
hepinize iyi tatiller diliyorummm <3

3 yorum:

sizi sevi_yorum :)

kendi hakkımda bilmediklerim..

22:34:00 Merve Sevim 6 Yorum



kendimde yeni yeni huylar keşfediyorum.. bilmem size de oluyor mu arada ..
sevdiğim bir yemek keşfediyorum mesela..
her gün ondan yapıyorum taa ki ondan hevesimi alana kadar..
sonra yemek dahi istemiyorum..
ya da bir müzik mi sevmişim, günde 35 kere dinliyorum, bir hafta geçmeden o da eskiyor benim için..
dizi izlemek istiyorum aynı şekilde, günde 3 bölüm izliyorum bir sezon bitirince açasım gelmiyor..
***
bir başka huyum, aşırı hızlı iş yapıyorum bittiğinde yorgunluktan geberiyorum !
eskiden bu kadar hızlı değildim, rahattım yani biraz geniş mezhepliydim..
bazen aida uyarıyor beni, yine fırtına gibisin diye..
sanırım hızım arttıkça bazı şeyleri düşünmüyorum..
***
ve yeni keşiflerimden biri daha ben en çok stresli ve mutsuz olduğumda temizlik yapıyorum!
hiç şaşmıyor her sınav sonrası evi pırıl pırıl yapıyorum,
ve her mutsuz haber aldığımda!
yapılacak bişi bulamazsam da kendime iş çıkarıyorum..
ya dolabımı döküp yeniden düzenliyorum, ya kullanmadığım eşyalarımı eleyip atıyorum..
bi şekilde vücut kendini tedavi ediyor sanırım..
beyninizin sesini duymak istemiyorsanız vücudunuzu kullanın gibi bir şey oluyor..
kemiklerim ağırdığında bir nebze de olsa beynimin sesini duymuyorum,
düşünmüyorum !
plan yapmıyorum !
psikolojik sorunlarda birileri size yardım edebilir ama öyle zannediyorum ki o birilerinden çok insanın kendi kendinin doktoru olması gerekiyor..
ya da bu sadece bazılarımız için geçerli...

6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Happy Sundays

10:53:00 Merve Sevim 7 Yorum


asla bir cumartesi olamasa da pazar günlerini de seviyoruz :)
herkesin evde olup, kahvaltı masasına birlikte oturmasını da seviyor olabiliriz tam emin değilim..
günün ilk yarısı kahvaltıyla, magazin programlarıyla ve lak lakla geçer çoğu zaman..
ama o ikinci yarısı yok mu ! işte o zaman pazartesi sendromu zile basmaya başlar :)
ödev mi varmış, toplantı mı varmış, çocukların önlükleri mi ütülenmemiş ...
benim şu anlık sendromla aram çok iyi zira tatilim dün itibari ile başlamış ve tam bir ay sürecektir efenim :)
şimdilik tek bekleyiş, web tasarımdan büte kaldım mı kalmadım mı ?
sonra ver elini Trabzon :)
hayden güzel geçsin gününüz, mutlu pazarlar canlar :)

*görsel: www.fairydaily.com



7 yorum:

sizi sevi_yorum :)

içimde kalanlar

21:30:00 Merve Sevim 6 Yorum


insanı kendinden iyi tanıyan olmasın..
ancak gel gelelim sizin gördüğünüz "siz" ile , başkasının gördüğü "siz" aynı kişi mi sanıyorsunuz..
kendinizi ne kadar iyi ifade edebiliyorsunuz ?
kendinizi iyi ifade edebiliyorsanız, iletişiminiz ne kadar kuvvetliyse sorunlarda o kadar hızlı ortadan kalkıyor.

ilkokuldaki ben'in seveni çoktu..
öğretmeninin gözdesi, arkadaşlarının da sevdiğiydi..
bir sebepten dolayı okulumu değiştirmem gerektiğinde, günlerce ağlamış, anneme yalvarmıştım..
nasip diyelim, sonuç itibari ile okulum değişmişti..
yeni öğretmenime, yeni arkadaşlarıma alışmaya çalışırken, bir akşam eski öğretmenimden gelen mektupla hem şaşırmış hem çok kötü içerlemiş, ağlamıştım..
mektubu annem okumuş, zarftan da yine öğretmenimin bana yazdığı bir şiir çıkmıştı..
3. sınıf öğrencisi bir kız, öğretmeni üstünde bu kadar etkiyi nasıl bırakabilmiş diye hala düşünmekteyim.
sevdirmişim kendimi!
bir hafta sonra mektupların sayıları 3-5 artmaya başlamıştı, ama bu sefer ki mektupları beni özleyen, unutmayan minik arkadaşlarım gönderiyordu..
seni çok özledik merve,
yeni okulun nasıl merve,
öğretmenimiz her gün senden bahsediyor merve,
senin numaranı dersteki örneklerde kullanıyoruz merve,
bizi görmeye ne zaman geleceksin merve...
onlar sadece bir kişiye mektup yazardı ama ben hepsine birden cevap yazmak zorunda kalırdım :)
zorunda değildim aslında seve isteye yazardım heeepsini..
sanmayın ki bu öyle bir iki kere sürdü.. ben ortaokula geçene kadar mektuplaşmayı kesmedik arkadaşlarımla, tam 3 sene yazıştık..
demek istediğim o ki, yaşımız küçük olsa da verilen sevgiyi anlamışız, arkadaşlığın kıymetini bilmişiz, kendimizi doğru ifade etmişiz..
ve üniversiteye kadar ki hayatımda hangi sınıfta okuduysam, hangi öğretmenlerden ders aldıysam hepsinin sevgisini kazanmış, hepsi ile doğru iletişimi kurabilmişim..
gel gelelim üniversiteye hocalarla olan samimiyet ilk okuldaki gibi olamaz onu biliyorum da arkadaşlarla olan iletişimdeki kopukluktan dilim yandı en çok..
kendimi değerlendiriyorum da çoğu zaman en büyük hatamın,
bütün herkesle iyi olmaya çalışmamdan kaynaklandığını biliyorum..
okulun başında çok iyi arkadaşlar edindiğimi düşünüyorum, kendi adıma bütün samimiyetimle yaklaştığımı, hem hareketlerimle hem sözlerimle belli ettiğimi düşünüyorum..
ama asıl sorun grup içinde birbirinden hazetmeyenleri bir arada tutmaya çalışmaktı..
sen herkesle iyi olsan da diğerlerinin birbirinden hoşlanmamaları, ve benim de arada kalmamdı..
bu durum da olması gereken oldu tabi ki zamanla teker teker koparıldı bağlar..
üzüntüm sadece gerçekten olaylara zamanında müdehale edemeyişim, kendimi doğru ifade edemeyişimdir..
çünkü daha önce tecrübe etmediğim bir olaydı sevdiğim insanları kaybetmek, en çok koyan da bu olmuş olmalı ki aradan zaman geçse de bişileri düzeltmeye çalıştım..
belki diyorum memleketimdeki insanlar benim dilimden konuşuyordu, birbirimizle iletişim kurmamız o yüzden daha kolay oluyordu..
büyük şehirdeki arkadaşlarımla iletişim kuramamam belki bundandır..
velhasıl kelam, şimdi benim elimde eskiye dair ; ne açıp bakabildiğim ne de silmeye kıyabildiğim fotoğraflar ,
bir dolu kalp kırıklığı, bi dolu anı, bi dolu silinmemiş mesajlar var..
artık ben de seçiciyim, ayranımı üfleyip içiyorum ama keşke böyle olmasaydı diye de üzülüyorum..






6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Tasarım Parfüm Çalışmamız

17:13:00 Merve Sevim 6 Yorum

İsmek'te devam ettiğimiz grafik kursumuzun sonuna yaklaştık sayılır..
ilk projemde  afiş tasarlamıştım hatırlarsanız Brave ,
şimdi ki projemiz ise illustrator programında hazırladığımız parfüm logosu, kutusu ve afişi oldu..
avonun wish of love parfümü bitmek üzereydi zaten onu kullanayım dedim :)
kutuyu hocamızın yardımıyla illustrator'da çizdik ve tasarlamaya başladık..
logo nerden geldi aklıma bilmiyorum ama "mood" yani "ruh hali" kelimesi kulağıma çok cazip geldi.
mevsimin kış olduğunu ve benim kar tanesi desenini ne kadar sevdiğimi de düşünürsek,
logodaki o harflerini kar deseni şeklinde yapalım dedik ve başladık çizmeye..
sade şık bir şey olsun istiyorduk..
logomuzu sticker olarak çıktı alıp üstüne yapıştırdık, 
son hali afişindeki gibi oldu yani..


afiş için de biraz düşündüm, şansıma Blair'in harika mor elbiseli bir fotosu geçti elime
 ve hemen değerlendirdim.
reklam cümlesi olarak da "change your mood" yani "ruh halini değiştir" kullandım :)




özel günlerde, arkadaşlarınıza ya da sevgilinize el emeği bir şeyler yapmak isteyebilirsiniz.. 
bi afiş olmasa da kutunuzu tasarlayıp, fotoğraflarınızı süsleyip albüm yapabilirsiniz..
size de burdan fikir vermek  hem de nasıl olmuş göstermek istedim :)
buyrun bakalım beğenecek misiniz ?


6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Cem Yılmaz, ne olursa olsun işinde 1 numara.

15:08:00 Merve Sevim 5 Yorum


vizyona girmesini dört gözle bekliyordum ve girer girmez de koşa koşa gittim Cem Yılmaz'ın son gösterimine..
hani canlı gösterimleri kapalı gişe oynuyor ya, sinemanın da bundan farklı olduğunu sanmıyorum,
bir hayli kalabalık, yoğun talep vardı gösterime..
her zamanki gibi dersine çok iyi çalışmış belli, ardı ardına patlattı esprilerini :)
ingilizce konuşmaya çalışanlardan, turistlere..
pasaport kontrolünden, kendisiyle fotoğraf çektirmek isteyenlere..
telefonun icadından, yeni çıkan dokunmatik teknolojisine..
kadınların triplerinden, erkeklerin çilesine..
yeni sevgili olmuşlardan, sevgili mesajlaşmalarına..
ve daha aklıma gelmeyen gelse de yazamayacağım bel altı esprilerine kadar her şey vardı gösteride :)
***
önceki gösterimlerini bilgisayarda izlemiştim, aile ya da arkadaşla izlemek ayrı keyifli ,
ama o salondaki tanımadığın insanların gülerken çıkardıkları sesleri dinlemek de ayrı keyif :)
nerdeyse bayılacaktı bazıları..
***
en çok güldüğüm ve aklımda kalan olay , kadın ve erkekler üzerine yaptığı müthiş tespit oldu :)
kadınla erkeği teknolojiye benzetti..
erkekler analog makinelerdir diyor, takarsın, çıkarırsın, dayanıklıdırlar hemen bozulmazlar ..
Allah ilk önce erkeği yarattı bence , erkek aslında bir taslaktı diyor :)
sonra baktı bunlar olmadı, bazı eksikleri var,  kadını  da yarattı..
kadınları yaratırken de erkekte kullandığı parçaları kullanmadı :)
erkeklerin analog olmasına karşın kadınları da dijital yarattı..
narin, dokunmatik , hassas ..
ve sonunda espriyi de patlattı,
kadınların her ay kendini güncellemeri de o yüzden işte , diye :))
***
bir de kendisine sıkça yapılan bir eleştiriden bahsetti..
dışardakiler sanıyorki bu adam geliyor, 2 saat konuşuyor ve parayı kırıyor..
yok öyle bişe diyor, siz günde 6 saat çalışırsınız ama diyor benim her günüm, her anım çalışmakla geçer diyor.
bu 2 saati hazırlamak için her dakikam insanları, olayları gözlemlemekle geçiyor diyor..
haklı da..
herkesin bir işi var hayatta ve her işin de kendine göre zorlukları..
bu kadar insanın espri anlayışına hitap etmenin de kolay iş olduğunu düşünmüyorum doğrusu..

5 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Kalandar Gecesi

17:49:00 Merve Sevim 7 Yorum

kalandar gecesi

Kalandar diye yazılır Galandar diye okunur bizim oralarda..
Karadenizli olmayanlar pek bilmezler ne demekdir Kalandar Gecesi..
Kalandar Rumi takvimin ilk ayıdır.Kalandar'ın birinci günü Miladi Takvim'e göre Ocak ayının 14'üne tekabül eder. Karadeniz'de ama özellikle Trabzon'da hala unutulmayan bu gece çok eğlenceli geçer.

Bu gece çocuklar, köyün bütün evlerini tek tek dolaşır ve kapılarına torba bağlarlar..
torbayı emniyete almak içinse torbanın ucuna da bir ip bağlayarak saklanırlar.
zile basıp saklanan çocuklar, ev sahibinin torbanın içine meyve, fındık, çikolata artık ne varsa koymasını bekler..
tek kural ev sahibine görünmemektir :)
ama bazı ev sahipleri o kadar meraklı olur ki , torbaya bağlanan ipi takip ede ede çocukları bulur :)

çocukluğumda ben de kardeşimle çıkmıştım, genellikle akşam ezanından sonra karanlıkta çıkılır torba atmaya..
yolda köyün diğer çocuklarıyla karşılaşılır ve kim daha güzel meyveler toplamış bakılır :)
muz en iyi hasılat fındık ise en bilindik herkesin evinde olduğu için değeri olmayan meyvedir :)

şimdi bu akşam bizim köyde de torba atmaya başlanmış, annem açmış elma koymuş kapatmış kapıyı :)
geceye kadar bakalım kaç kişi daha gelir, hevesle bekliyorlar :)

eskiden ise kalandar geceleri manilerle yapılırmış. kapıyı açan ev sahipleri çocuklara mani söyletmeden vermezmiş meyvesini :)



gece geldik kapınıza
selâm verdik yapınıza
eğer fındık vermezseniz
daha gelmeyiz kapınıza...

***
garlanguş yuva yapar
ağacun doruğunda
vay ossun bekarlara
kalandar soğuğunda...


7 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Kitaplığım

00:28:00 Merve Sevim 7 Yorum



 






ablamdan bana devir teslimi yapılan odamdaki en sevdiğim eşyam kitaplığım..
her rafını çektim , birleştirince kitaplık oluyor :)
en üstteki kitaplar okunmalık olanlarından :)
pek kitap okuduğum söylenemez evet kabul ediyorum.
altındaki pembe peluş takı kutusu da ablamdan hatıra..
o fotoğraftaki mezun kıyafetli kız benim :) 
lise mezunuyum orda, inş bu sene de üniversite mezunu olucam..
bi alt rafta new yorktan aldığım hatıralar var..
ordaki fotoğraf da titanic gemisinin içinden serjiomla bir hatıra..
yanındaki kutuda kremler, parfümler felan var..
bi altta üniversitede kullandığım defterlerim ve kitaplarım ,
en altta ise bu sene aldığım murat yayınları kpss kitaplarım var :)
sadece birini çıkardım içinden, yarısına bile gelemedim çalışamıyorum yani :(
şimdi planım ara tatilde trabzonda internet yokken iyice konsantre olmak..
bütlere kalmadan eve gitmek ise şuanki tek duam..
hoşça kalın..


7 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Rachel Beckwith, ömrü yetmedi ama hayali gerçek oldu.

16:24:00 Merve Sevim 12 Yorum

Küçük kızın büyük hikayesi... hikaye değil aslında yaşanmış gerçek bir olayı anlatmak istiyorum size..

Afrika'daki insanların nasıl yaşam mücadelesi verdiğini , her gün haberlerden facebooktan iç burkan fotoğraflardan görüyor, sadece like edip  geçiyoruz .. başka elimizden ne gelebilir ki, tamam yardım etmek istiyorum ama benim gücüm oralara ulaşmaya yetmez ki diye düşünüyoruz çoğumuz.. işte ;


Rachel Amerikada Seatlle'da yaşayan, 9 yaşında küçücük bir kız çocuğu,  bir gün okuluna , yardımlaşma derneği üyelerinden biri gelir ve onlara afrikadaki insanların, bir yudum temiz suya nasıl muhtaç olduklarını, yaşam şartlarının nasıl zorluklarla dolu olduğunu anlatır ve izletir..

Rachel, çocuk aklıyla benim onlara nasıl faydam olabilir diye düşünür ve aklına güzel bir fikir gelir.
Derneğin sitesine üye olur, onu tanıyanların yaklaşan doğum günü için hediye getirmelerini istemez,
bunun yerine siteye para bağışı yapmalarını ister.. hedef 300 dolar gibi küçük bir miktardır !
* 300 dolar, afrikadaki 15 kişinin temiz suyunu karşılayan bir miktardı..

Doğum günü geldiğinde sitede, sadece 200 küsür dolar biriktiğini görür. Hedefine ulaşamadığı için üzülür ama bırakmaz bu işi, gelecek seneki doğum gününe daha çok uğraşmayı, daha çok para toplamayı hedefler..

Bu olaydan bir ay sonra, Rachel'in ailesinin arabası büyük bir zincirleme kazanın içine girer ve onca arabanın birbirine girdiği kazada sadece Rachel hayatını kaybeder !


Dernektekiler bu kadar iyi niyetli bir kızın ölüm haberiyle tabi ki çok üzülürler.. ve onun başlattığı kampanyayı devam ettirme kararı alırlar.. Rachel'in 300 dolar biriktirmek için başlattığı doğum günü kampanyasını duyan insanlar 3 dolar 5 dolar ne kadar verebilirse o kadar bağış yaparlar siteye..
kısa süre içinde 30 bin kişiden bağış alan kampanya bir yılın sonunda toplam 1.2 milyon dolar bağış elde eder..

Kızın doğum günü geldiğinde ise Rachel'in annesinin de içinde olduğu dernek üyeleri Ethiyopya'ya giderek 60 bin  kişinin su ihtiyacını karşılayacak 100 köye temiz su kaynağı açtırırlar..


Rachel'in hayalini kurduğu ancak ömrünün yetmediği bir hayali hep birlikte gerçekleştirmiş olurlar..

ilk duyduğumda hadi canım, gerçek değildir dediğim bu hikayeyi biraz araştırdığımda şaşkınlıkla karşıladım.. Rachel'in ölümü çok çok üzücü :( çocuk ve genç ölümlerine dayanamıyorum, sanki ölüm sadece yaşlılara verilmiş gibi geliyor ama öyle olmadığını tabi ki biliyorum :( Hayat çok kısa olsa da kendi dertlerimize o kadar gömülü yaşıyoruz ki, etrafımızda olup bitenleri çoğu zaman göremiyoruz bile..

işte burası daha ayrıntılı araştırmak isteyenler için  derneğin kendi sitesi:
http://www.charitywater.org/blog/rachels-gift/

hoşça kalın..





12 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Hayatında Kestane Yememiş :)

18:00:00 Merve Sevim 11 Yorum



İstanbul'a gelip de kestane yenilmez mi..
ama valla yememiş, hatta hayatında hiç kestane yememiş Aida :)
ben , aldığım kestaneleri kızartayım da sıcak sıcak yiyelim diye hevesle anlatırken bu da nedir demez mi?
şaka yapıyorsun kaç senedir istanbuldasın , heryerde kestane arabaları var , kokusunu da mı almadın dedim.
yok hiç yemedim, kırgızistanda çok var bunlardan ama yenildiğini bilmiyordum,
orda toplanıp hayvanlara verirler deyince şok oldum !
biz dünya para verip satın alıyoruz , onlar yem niyetine dağıtıyor :)
neyse bu güzelim tattan yoksun kalmasın diye hazırladım getirdim,
tam yerken deprem olmaz mı :S
ben de ayağıma Aida vuruyor sanıyorum, bi de etrafa bakınca şok oldum, valla sallandı koca ev :(
ben hiç büyük deprem yaşamadım, Allah yaşatmasın da..
yaban ellerde tek başıma ölmek istemiyorum annecimmm :)
neyse bu kadar acıtasyon yeter, aslında mutluydum,
ilk defa finalimiz kar tatili yüzünden iptal edildi..
dizi izleyip, abur cubur yemeyi planlıyoruz..
umarım davetsiz misafir deprem rahatsız etmez bizi :(
hoşça kalın..

11 yorum:

sizi sevi_yorum :)

mutlu pazarlar :)

13:20:00 Merve Sevim 15 Yorum


mutlu pazarlar arkadaşlar :)
istanbula bu hafta sonu da kar bekliyorduk ama henüz teşrif edemediler ,
ben de size güzel yavrucuk fıratımın karikatürüyle kar'ı getirdim :)
insanın onun önüne geçip, bana at kar topunu fıratımmm diye haykırası gelmiyor mu :)
hoşça kalın ;)


15 yorum:

sizi sevi_yorum :)

2012 Dünyanın En Güçlü Kadını

18:32:00 Merve Sevim 5 Yorum

Dünyanın En Güçlü 100 Kadını Listesi ( The World's 100 Most Powerful Women)


Forbes dergisi tarafından, 2004 yılından beri hazırlanmakta olan bu liste hazırlanırken medyada görünürlük, siyaset ve ekonomiyi yönlendirme gibi ölçütler göz önüne alınıyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, listede 1. sırayı alırken, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ise listede 2. sıraya oturdu. Medyadan iş dünyasına, eğlence sektöründen sivil toplum kuruluşlara pek çok farklı alanda görev yapan kadınlardan seçilen 100 kişiden biri de 93. sıradaki Güler Sabancı.

* Siyasetçi insanların belli yüz hatlarına sahip olduklarını okumuştum :) tabi hepsine genellememek lazım ama Merkel ile Sabancı birbirine benzemiyor mu sizce ?
ince dudaklar, geniş alın, dar kısa kaşlar.. ülkemizden birinin bu listede yer alması gurur verici keşke sayısı daha fazla olabilse tabi..
Güler Sabancı'yı tebrik ediyoruz :) kendi çapımızda yolundan gitmemiz gerektiğini de düşünüyorum.

 İşte listedeki ilk 15 isim: 

1-Angela Merkel
2-Hillary Clinton
3-Dilma Rousseff
4-Melinda Gates
5-Jill Abramson
6-Sonia Gandhi
7-Michelle Obama
8-Christine Lagarde
9-Janet Napolitano
10-Sheryl Sandberg
11-Oprah Winfrey
12-Indra Nooyi
13-Irene Rosenfeld
14-Lady Gaga
15-Virginia Rometty

 Listenin çoğu ABD'den isimlerden oluşurken, listeye giren ünlüler arasında;
 Oprah Winfrey, Lady Gaga, Beyonce Knowles, Jennifer Lopez, Shakira, ve Angelina Jolie yer aldı.  

5 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Cesaretin Var Mı Aşka ?

23:59:00 Merve Sevim 3 Yorum



Yine izlemeye geç kaldığım filmlerden birisini size yazmanın heyecanı ile doluyum..
2003 Belçika- Fransa yapımı bil film Cesaretin Var Mı Aşka ?
romantik, duygusal, iç burkan, ay ıhh yapma be kızım, gitme be oğlum dedirten sümüklü bir film..
yanlışlıkla bir şarkı ararken denk geldim ve hemen araştırıp izledim .

oyuncuların hikayesini çocukluk anılarıyla birleştiren filmler kalbimin en güzel köşesi sizin :)
geçen senelerde çıkan Aşk Tesadüfleri Sever de bunlara örnek, Amelie de bunlara örnek..

Yakışıklı oğlan, güzel kız !
aşk filmlerinde olmazsa olmaz, fikrimce..
asi , çılgın ruhlu kızımız yakışıklı erkeğimizi oyunlarına alet etmek için elinden geleni yapar..
annesini kaybeden erkeğimiz , zaten soğuk olan babasından iyice uzaklaşır ve çocukluk arkadaşıyla büyür..
her ne kadar aşk olmasa da , büyük bir aşkın da onlarla birlikte büyüdüğünü sonradan farkederler..
birbirlerini gerçekten sevip sevmediklerini anlayana kadar aradan yıllar geçer..
10 yıl sonra buluşmak üzere diye verilen sözle bir araya gelirler..
ikisi de başkalarıyla evlidir ve ikisi de mutsuzdur..
kavuşurlar ama eşleri onlara engel olmaya çalışır, kaçarlar ve o inanılmaz sahne gerçekleşir !
burasını yazmıyorum , izlemeyenler olabilir :) merak edin açın izleyin diye..

filmden bir kaç anlamlı mesajla bitireyim,
bu arada filmi izlemiş olanlardan filmin sonuna dair yorum bekliyorum,
anlayamadığım bir iki yer var da bakayım siz anlamış mısınız :)

* Küçükken büyümenin yavaş yavaş olduğuna inanırsın, halbuki aniden oluveren bir şeydir bu, baban "YETER !" der ve büyürsün..
* Yetişkin olmak, 210 basabilen bir arabaya sahip olup, 60 km'yi aşmamaktır.


3 yorum:

sizi sevi_yorum :)

2013 Burç Yorumları

16:21:00 Merve Sevim 6 Yorum



2013'e girdik dimi :)
o kadar yaygara kopardılar ne kıyamet koptu, ne bişi oldu..
bugünün dünden bir farkı yok, seçme şansı verselerdi 2012'de bir kaç ay daha kalmayı tercih ederdim.
13 rakamı hep korkutmuştur beni, uğursuz gelmez umarım diyodum ki aklıma finaller geldi !
daha ilk haftasında finaller olan bir seneden ne kadar hayır gelir orası muamma..
yılbaşı geldiğinde adettendir, her kanalda bir astrolog yeni yılda burçların yorumlarını yapar..
nedense çoğu güzel haberler verirler :) ben de saf saf mutlu olurum..
2013 kovalara uğurlu geliyor, hem aşkta hem parada :) bakalım ne kadar gerçek olacak..
sizin burcunuzda ne var ne yok ?


KOVA

Yaza kadar eve ait konularda, yazdan itibaren de aşkta şanslısınız. Ev satın almak, kiralamak, tamirat yapmak veya başka bir mülkle ilgili planlarınız varsa yaza kadar harekete geçmelisiniz zira son on yılın en büyük fırsatları ile karşılaşacaksınız. Bu dönemde daha geniş ve aydınlık bir evde oturabilir veya mülkten kazanç sağlayabilirsiniz. Yazın aşk ve çocuklarla ilgili güzel bir dönem başlıyor. Aşkta son on yılın en şanslı dönemine gireceksiniz ve bu, 2013 yazında dek sürecek. Hamilelik haberleri alabilir ve çocuklarla ilgili şanslı olaylar yaşayabilirsiniz. Sonbahardan itibaren kariyerinizde sorumluluklarınız artacak, bir çeşit çıraklık döneminden geçeceksiniz. Büyük bir iş değişikliği olabilir, başka bir sektör ya da alanda çalışmaya başlayabilirsiniz. İki senelik bu süreçte yeni şeyler öğrenirken epey zorlanacak ama tecrübe kazanacaksınız. Son yıllarda üniversite, yurt dışı, mahkeme, medya bağlantılı bir konuda zorlandıysanız sonbaharda rahatlayacaksınız. 15 Mayıs-27 Haziran arasında aşk hayatınız sönükleşebilir ve ilişkiniz durağanlaşabilir. Eski sevgili ya da ilişkinizdeki eski meseleler gündeme gelebilir.

OĞLAK

Oğlaklar baştan aşağı değişiyor. Aslında değişim dışarıdan değil kendi içinizden kaynaklanıyor ve yansıması olarak dış dünyada değişiklikler oluyor. Bazı Oğlaklar bu süreci geçirdiler, 2013’de ise aralık doğumlu olanlar dönüşüm geçirmeye devam edecek. Bu geçiş özellikle yazın bazı sancılı olaylarla kendini somut olarak gösterecek. Kendi istekleriniz, eve ait konular ve kariyer sorumlulukları çatışacak. Ev, mülk ve anne babanıza ait konularda sürpriz gelişmeler ve eski yaşam tarzınızdan çok farklı hayatlar yaşamaya başlayabilirsiniz ama hepsi aniden gerçekleşecek. Birden bire taşınabilir, başka bir şehir hatta ülkede yaşamaya başlayabilirsiniz. Kariyerinizdeki ağır sorumluluklar ve zorlayıcı koşullar ise sonbahara kadar sürecek ama sonrasında hem rahatlayacak hem de büyük bir başarı kazanacaksınız. Son zamanlarda yaşamış olduğunuz ‘çıraklık’ döneminden sonra kış aylarında ‘usta’ statüsüne ulaşacak ve çabalarınızın karşılığını somut biçimde alacaksınız. Tutulmalar iş ortamınızda ve şirketinizde değişikliklere neden olacak ya da sağlıkla ilgili konuları gündeme getirecek. Yaza kadar aşkta en şanslı burçlardan birisiniz. Özellikle 5 Mart-2 Nisan arası çok güzel geçebilir. 2013’deki en güçlü döneminiz ise 17 Kasım-26 Aralık

BALIK

YÖNETİCİNİZ Neptün yaklaşık 146 yıl sonra tekrar burcunuza geliyor. Bu sene sadece 19 ve 23 Şubat doğumlu Balıklar bu etkiyi hissetmeye başlayacak. Hayal gücünüz zenginleşecek ancak kafanız karışacak ve dünyayı görmek istediğiniz gibi göreceksiniz. Fedakarlık yaparken kendiniz kurban etme eğiliminde olacaksınız. 2013’nin tutulmaları ise iş ve ev yaşamınızda önemli gelişmelere neden olabilir. Taşınabilir, iş değiştirebilirsiniz veya anne ya da babanızın hayatında değişiklikler olabilir. Mülkle ilgili planlarınızı yaza erteleyin zira yazdan itibaren bir sene içinde büyük fırsatlar karşınıza çıkacak. Yaşam alanınız genişleyecek, daha aydınlık ve büyük bir eve taşınacak belki de ev sahibi olacaksınız. Mülkten para kazanabilirsiniz. 15 Mayıs-27 Haziran arasındaki dönemde eve ait konularda aceleci davranmayın, sonrasında daha iyi seçenekleriniz olacak. Geçtiğimiz yıllarda borç yükünüz ve aylık ödemeleriniz fazla idi, sonbahardan itibaren sırtınızdan ağır bir yük kalkacak ve çok rahatlayacaksınız. Kış aylarında elinize yüklü miktarda para geçebilir. Ancak aylık geliriniz yani maaşınız uzun bir süre dengesiz gidecek. Bolluk ve yokluk dönemleri arka arkaya gelebilir. Aşkta en güzel dönemleriniz ise 14 Ocak-7 Şubat ve 7 Ağustos-5 Eylül arası…

KOÇ

Uranüs 11 Mart 2012′ de bağımsız Koç’ a girdiğinden beri, hayatınızın hızlı ilerleyişine kapılıp gittiniz. Bu yıl daha da fazla değişiklik getirerek pencerelerinizi çatırdatıyor ve hayatınızın temellerini sarsacak. Her ne kadar önünüzde uzanan yolla ilgili endişeleriniz olsa da yeni deneyimlere duyduğunuz heves endişenize baskın gelecek. Neyse ki, siz Koçlar kendinizi size yabancı olan durumlar içinde bulduğunuzda meydan okuyorsunuz ve haritada olmayan ülkeleri keşfetmeye can atıyorsunuz. Yıl boyunca, sürprizlerle dolu Uranüs, hem fiziksel, hem duygusal hem de ruhsal gizli gerginlikleri açığa vurmaya devam ederek, değişen bakış açılarınızla uyumlu radikal değişiklikleri yapmak için size fırsatlar sunuyor. Farkındalığınızı genişletmek, özellikle 24 Haziran ve 19 Eylül tarihlerinde, Uranüs Plüton’la 2015′e kadar tekrarlanacak olan yedi sert kare açının ilk ikisini oluşturduğunda, elbette kolay olmayacaktır. Şiddetli Plüton 2008′de Kariyere ilişkin 10. Evinize girerek, hayatınızın akışında 2023′e kadar dünyayla ilişki kurma biçiminizi kademeli olarak dönüştürecek uzun süreli bir değişikliği başlattı. Öte yandan şu anda, mesleki hırslarınız aniden yüksek voltajlı Uranüs’ün kare açılarının elektrik akımına tutuldu. Beklenmedik gelişmeler, sizi geleceğe taşıyacağını düşündüğünüz gidişatı değiştirmenizi gerektiriyor.

BOĞA

2013’nin yaza kadar olan zaman diliminde son 10 senenin en şanslı dönemini yaşayacak ve parlak fırsatlarla karşılaşacaksınız. Önemsiz gibi görünen ayrıntılar bile büyük gelişmelere neden olabilir. Aktif olmalı ve fırsatları yakalamalısınız. Hayatınızın aşkı bu dönemde karşınıza çıkabilir, evlenebilir, çocuk sahibi olabilir, terfi edebilir, kendi işinizi kurabilir, ev satın alabilir ve eğer bir sağlık sorununuz varsa şifa bulabilirsiniz. Ancak sonbaharda başlayan ve iki sene sürecek olan yeni dönemde evlilik, iş ortaklığı gibi resmi ilişkilerinizde zorlanacaksınız. Bu eğilim sağlığınızı da zorlayacak. İlişkiniz sınavdan geçecek ve yeterince sağlam değilse kopabileceksiniz. Evlenme ya da ortaklık kurma planlarınız varsa sonbahardan önce imza atmayı düşünmeli, yöneticiniz Venüs’ün zayıf olduğu mayıs ve haziran aylarını atlamalısınız. Geçen yıl başlayan ve 2013 sonuna kadar sürecek olan tutulmalar aylık geliriniz ve borç, nafaka, miras, vergi, tazminat gibi kaynaklarda değişime neden olacak. Kasım ayında başlayan ve iki sene sürecek olan yeni tutulma serisi ise kendiniz ve partneriniz hakkında kararlar vermenize neden olacak ve hayatınız aynı kalmayacak. Sonbahardan itibaren iş yükünüz rahatlayacak ya da kendinize iyi yardımcılar bulabileceksiniz.

İKİZLER

İkizler burcunda geçen sene başlayan ve bir sene daha sürecek olan tutulmalar önemli değişimler getirebilir. Bir sene sonraki son tutulmadan sonra hayatınız rayına oturacak. Evlenebilir, iş ortaklığı kurabilir ya da tam tersi partnerinizden ayrılabilirsiniz. Ayrılırsanız bir sene içinde yeni ve daha iyi bir beraberliğe başlayabilir ya da o kişiyle tanışabilirsiniz. Ne yaşarsanız yaşayın sonucunda sizin için çok hayırlı olacak zira haziran ayında şans gezegeni Jüpiter burcunuz gelecek. Jüpiter pek çok alanda fırsatlar getirecek ve son on yılın en parlak dönemini yaşayacaksınız. Hayatınızın aşkını bulabilir, kendi işinizi kurabilir, terfi edebilir, ev ya da çocuk sahibi olabilirsiniz. Sağlıkla ilgili bir sorununuz varsa iyileşeceksiniz. Yaza kadar evinizde hareket ve yoğunluk -24 Ocak-14 Nisan arasında yavaşlasa bile devam edecek. Aşk gezegeni Venüs nisan-ağustos arasında burcunuzda ancak 15 Mayıs-27 Haziran arasında gerilerken ilişkinizden şüphe duyabilir ve ağırdan almak isteyebilirsiniz. Venüs gerilerken eski aşklar veya ilişkinizdeki eski sorunlar gündeme gelebilir. Bu dönem dış görünüşünüzle ilgili yenilikler yapmamalısınız.

YENGEÇ

11 Haziran’ a kadar Gruplara ilişkin 11. Evinizde şanslı Jüpiter’le yılın ilk yarısında dostlarınız ve iş arkadaşlarınız size bir sürü bağlantı kazandırıyor. Başkalarının desteğine sahip olmak ve inandığınız bir davaya kendinizi adamak 2013 boyunca size gelişim için sağlam bir temel kazandırıyor. Birey ya da kurum ne kadar idealist olursa olsun en önemlisi sizin pratik düşüncelere öncelik vermenizdir. Hedefler ve prosedürler konusunda emin olmadığınız durumlarda zorunlu işler üstlenmek zahmetli ve yorucu olabilir. Sağlam bir yapı içinde sabit ilerleme, sadece umutlar ve dilekler üstüne inşa edilmiş parlak fikirlerden sizi daha ileri götürecektir. 11 Haziran’da Jüpiter esnek İkizler’e ve spiritüel 12. Evinize geçerek burada 25 Haziran 2014′ e kadar hayatın derin gizemlerine ışık tutacak. Eğer zihninizi açmak ve alternatif inanç sistemlerini keşfetmek isterseniz, bu oldukça fazla ruhu besleyen bilgi demektir. Size en anlamlı gelen gerçekler size bütünleşmiş bir paket olarak değil, çeşitli kaynaklardan ufak parçalar olarak gelebilir. Dünyayı ve kendi düşüncelerinizi yargılamadan incelemek, öğrendiklerinizi arttırmak ve zihninizi genişletmek için etkin bir yoldur.

ASLAN

Hayat yolculuğunuzun sonraki aşamasına girmeden önce bu yıl tamamlamanız gereken önemli işleriniz var. Her ne kadar öndeki potansiyel büyük sıçrayışlar, atlayışlarla büyüyor olsa da, dengeleyici Satürn ‘ün İletişime ilişkin 3. Evinize 2013′ ta başlayan ziyareti, 5 Ekim’de sonlanarak, hayatınızın eğilimlerinde büyük bir değişime neden olacak. Satürn 2005-2007 yıllan arasında burcunuzdayken muhtemelen gelişiminizi sınırlayan ve bir noktaya toplayan ciddi kararlar almak zorunda kaldınız. Şimdi seçtiğiniz yol önünüzde kollara ayrılıyor; başarılarınız ve başarısızlıklarınızı değerlendirirken, önemli sonuçlar doğuracak kararlarla yüzleşmeniz lazım. Hayatınızın beklentilerinizi karşılamayan tarafları yeniden düzeltilmeli ya da ortadan kaldırılmalı, çünkü önümüzdeki yıllar boyunca hırslarınızı en fazla verimi sağlayacak alanlara yöneltmeniz gerekecek. Kaybedecek zaman yok, çünkü Satürn’ün 5 Ekim’de şiddetli Akrep’e ve Temellere ilişkin 4. Evinize girişi, geçmişe bakmaktansa, temelinizi gelecek için inşa etmenizi gerektirecektir.

BAŞAK

Sizin problemleri çözme beceriniz ve programınızı gerçekleştirmeniz ortalamanın üzerindedir fakat 2013 yılı umduğunuzdan daha fazla zorluklarla karşı karşıya kalacağınız bir yıl olacaktır. Yılın başlangıcında aktif Mars hareket etmektedir ve 23 Ocak tarihinde sizin burcunuz bozulma bölgesine doğru hareket etmeye başlar. İleri doğru itilen gezegen daha sonra 13 Nisan’ a kadar Kişiliğe ilişkin 1. Evinize doğru geriye hareket edecektir, yeni mücadelelere girişmeden önce gevşemiş uçları bağlamanın zamanıdır. Her zaman olduğundan daha ürkek bir yapıda olabilirsiniz ve belki de gecikmeler nedeniyle sinirlenirsiniz ve herhangi bîr şeyi gerçekleştirmek için gerekli zamanın ötesinde ekstra çabalar nedeniyle kendinizi bitkin hissedersiniz. Bu dönemi geri adım atmak için kullanın, artık faydalı olmayan eski alışkanlıklarınızı yeniden gözden geçirin, sağlık ve yaşam tarzınızı düzene sokmanın yeni yollarını benimseyin.

TERAZİ

Geçtiğimiz yıllarda en çok zorlanan burçlardan biri oldunuz ama eğer kestirme yollara sapmadıysanız kış aylarında alacağınız ödül de o kadar büyük olacak. Vazgeçemeyeceğinizi düşündüğünüz bazı şeyleri geride bıraktınız, kayıplar yaşadınız ya da yaşamak üzeresiniz. Sıfırlanacak, çok yavaş ilerleyecek ama geleceğiniz için sağlam bir temel kuracaksınız. Sonbahara kadar zorluklar devam edecek ama sonrasında üzerinizden büyük bir yük kalkacak. Yaza kadar hisse, komisyon, nafaka, kredi, tazminat gibi bir kaynaktan elinize para geçebilir ama sonbaharda başlayan ve iki sene sürecek olan dönemde aylık gelirinizi ne yapsanız artıramayacaksınız. Kasım ayında başlayacak olan yeni tutulma serisi gelir kaynağınızın değişmesine neden olabilir. Ocak ayında 21-23 Ekim arasında doğanlar karamsar bakış açılarından kurtulup aşık olabilir. Aşkta en güzel dönemler 20 Aralık-13 Ocak ve 28 Ekim-21 Kasım arası. 15 Mayıs-27 Haziran arasındaki dönem ise tüm Terazilerin yavaşlayacağı ve bir süre tıkanacakları bir dönem. 3 Temmuz-22 Ağustos arası senenin en güçlü dönemi ancak partner, anne baba ve evle alakalı kişilerle çatışmalar çıkabilir. Özellikle 23 Eylül-3 Ekim arasında doğanlar hem partnerleri hem de evdeki sorunlarla başa çıkmak zorunda kalacak.

AKREP

YAZA kadar evlenebilir, nişanlanabilir, iş ortaklığı kurabilir ya da eşiniz olacak kişiyle tanışabilirsiniz. Hayatınızdaki en büyük fırsatlar partneriniz ya da başka biri aracılığıyla gelecek, her türlü işbirliğinden büyük kazanç sağlayacaksınız. Ancak sonbaharda yaklaşık iki sene sürecek çok farklı bir dönem başlıyor. Bu süreçte bazı şeylerden vazgeçecek ve daha sağlam bir temel kurmak için geçerliği kalmamış unsurları geride bırakacaksınız. Hayat sizi zorlayacak ama aynı zamanda ne kadar güçlü olduğunuzu görmenizi sağlayacak. İş ya da özel hayatınızda yeni başlangıçlar yaparken her zamankinden yavaş ilerleyecek ve karamsar olacaksınız ama kuracağınız temel bir ömür boyu sürebilecek. Bu eğilim iki yıl boyunca tüm Akrepleri etkileyecek ama şimdi 24 Ekim-3 Kasım doğumlulara odaklanacak. Sonbahardan itibaren kredi, miras, nafaka, komisyon, tazminat gibi kaynaklarda avantajlısınız ve elinize tek seferde yüklü miktarda para geçebilir. 2013’nin tutulmaları gelir kaynaklarınızı ve maddi durumunuzu etkileyecek, kasım ayında başlayacak olan yeni tutulma serisi ise sizi ve yakın ilişkilerinizi sınavdan geçirecek. En romantik dönemler 14 Ocak-7 Şubat, 3-27 Ekim arası. En güçlü döneminiz 23 Ağustos-7 Ekim arası.

YAY

2013’de hayatınızdaki zayıf halkalar tutulmalarla birlikte ortaya çıkacak, kopuşlar ve yeni başlangıçlar yaşayacaksınız. İlişkinizin gerçek durumunu öğreneceksiniz. Evlenebilir, boşanabilir, iş ortaklığı kurabilir ya da olan ortaklığınızı bitirebilirsiniz. Jüpiter ciddi ilişkiler, evlilik ve ortaklıklarda şans getirecek. Sizin işleriniz iyi gitmezse, partnerinizin iyi gidecek ve onun şansından siz de yararlanacaksınız. Ancak 15 Mayıs-27 Haziran arasında ilişkinizden emin olamayabilir hatta ara vermek isteyebilirsiniz. Mümkünse söz, nişan ya da evlenme tarihinizi bu döneme denk getirmeyin. Bu dönemde eski eşiniz, sevgiliniz veya iş ortağınız gündeme gelebilir. Son birkaç senedir arkadaş çevrenizden çeşitli nedenlerle uzaklaşmış olabilirsiniz. Sonbahardan itibaren sosyal hayatınız eskisi gibi olacak ve dernek, kulüp gibi topluluklarda aktif olmaya başlayacaksınız. Aylık geliriniz ise değişim sürecinde, özellikle temmuzda zorlanabilirsiniz. Maddi konuların güç savaşlarına dönme eğilimi var. Kariyerinizde başarı potansiyeliniz yaza kadar son iki yılın en yüksek seviyesinde. Çaba gösterdiğinizde büyük başarılar kazanabilirsiniz.

 *YORUMLAR, REZZAN KİRAZ'DAN.


6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Hobbit

19:45:00 Merve Sevim 10 Yorum


*Hatırlatma* 

Yüzüklerin Efendisi J. R. R. Tolkien'ın yazdığı bir fantastik edebiyat üçlemesidir. 
 Üçleme sırasıyla Yüzük Kardeşliği, İki Kule, Kralın Dönüşü kitaplarından oluşmaktadır.
Bu üçleme, yazarın 1937'de yayımlanan Hobbit isimli eserin devamı niteliğindedir. 
Bir grup insan, Hobbit, Elf ve Cücenin Tek Yüzük'ü yok etme maceraları anlatılmaktadır. 
Edebiyat tarihinin gelmiş geçmiş en etkileyici hikâyelerinden biridir. 
Yazar bu üçlemedeki karekterleri üniversite yıllarında oluşturmuş, daha sonra hikâyeyi yazmıştır.
Karekterlerin bazılarını oluştururken (Elfler Troller gibi)
Orta Avrupa mitolojisinde geçen peri masallarından etkilenmiştir. 
Oluşturduğu tüm bu karakterleri aynı hikâye altında eşsiz bir hayalgücü ile birleştirerek,
ortaya eşsiz bir yapıt çıkartmıştır. 
Daha sonra yazılan birçok fantastik hikâye bu eserden esinlenilerek yazılmıştır. 

Alıntı: wikipedia 

Fantastik, bilimkurgu tarzdan hoşlanmayan biri olarak Hobbit izlemeyi çok istiyordum,
Yüzüklerin Efendisi'ni bile ileri sarmalarla izlemiştim , sinema belki bana sevdirir diyerek gittim Hobbit'e..
film uzun ya kesin senaryo çok iyidir diye de düşünmüştüm..
herneyse filmin ilk yarısı salonun yarısı uyudu!
öyle böyle değil, çocuklar sıkıntıdan koltuklarında oturamadı, bi dışarı çıktılar bi içeri girdiler :S
sinemada mıyım evde miyim anlayamadım..
ikinci sorunsal filmin 3d olması ve gözlükle izlemeye çalışmamız .
çalışmamız dedim çünkü gözlükle film daha da karanlık oluyordu ve
o uzun sahnelerde insanın uykusu geliyordu..
filmde yok artık dediğim bissürü sahne vardı.. tamam fantastik ama o da bir yere kadar yani !
14 cüce bir milyon orkların, elflerin ortasında küçücük kılıçlarıyla sağ çıkabiliyordu..
ı ıh sevemedim , olmadı anlayacağınız bu da gol değildi :)
macera, aksiyon, romantizm benim tarzım bu sanırım..
sevenleri tabiki vardır Hobbit'in saygıyla karşılıyorum bana laf düşmez ..


10 yorum:

sizi sevi_yorum :)