Ana içeriğe atla

angry girl!


bazı insanların ağzına kürekle vurmak serbest olsa mesela..
dengesiz müşteriye, sorumsuz aile üyelerine,nankör arkadaşlara,açgözlü hep banacı insanlara mesela..
bakmayın yumuşak göründüğüme karadeniz suyu içmiş herkesten ufak tırsmak lazım nerde parlayacağı belli olmaz onların..
çakmak gibi yanar söneriz bazen..
bir kaç sinirimi bozan durum var, susma hakkımı kullandığım durumlar..
bir konuşursam acı konuşucam diye susuyorum..
ki anlasın hatasını..

***
unutmadan, iki gündür bloglarda izleyicilerimiz kaybolmuştu bilmem farkettiniz mi..
ne kadar üzüldüm anlatamam, bu işe bir çare olmalı derken kitap evinin bu yazısıyla  çözülüyor problem dedi Seyhan ablam .. nasıl mutlu oldum anlatamam..
izleyicisiz blog olur mu hiç :(
sizsiz buralar çekilmez blogdaşlarım ^^


Yorumlar

  1. Angry girl kızmak yakışmış :))) ama yine de sakin mutlu huzurlu ol sen. değmezzzz...

    YanıtlaSil
  2. Kürekle vurma işine katılıyorum :))) acaba bizde birilerini rahatsız ediyor muyuz? Her an bize de bir kürek darbesi gelmesin? Yok ben eminim kendimden :))

    YanıtlaSil
  3. Sen sustukça onlar da hatalarını anlamamaya devam ediyorlar maalesef :(
    Kürekle vurmak konusuna tamamen katılıyorum.

    Ve teşekkürler bütün gündür izleyicileri nasıl geri getireceğimi düşünüyordum :-)

    YanıtlaSil
  4. Juliette, evet kızınca da çok güzel oluyorum zaten :) şaka bir yana hep huzurlu olunmuyor bırakmıyor çevredekiler :(


    özii, o kadar emin konuşma :) bence herkesi birileri rahatsız ediyordur eminim..


    Tuxedo, haklısın nerde bizimkilerde o anlayış :) işe yaramasına sevindim bu arada ;)

    YanıtlaSil
  5. Arada ben de sinirlendiğimde yapabileceklerimden korkuyorum:-) Hele o ölür müsün öldürür müsın tarzı insanlar yok mu, Allah uzak tutsun :-)

    YanıtlaSil
  6. Ağzına kürekle vurmak çok hoşuma gitti :DD

    YanıtlaSil
  7. Haklısın tabiiki ama genelde sonuna kadar direnirim sakin sakin :))

    YanıtlaSil
  8. fotoğraftaki bakışta tam ağzına kürekle vurmak istiyorum bakışı yanlız :D

    YanıtlaSil
  9. Handan, herkim bende sinir yok derse yalan söyler zaten :) içine atana kadar söyle rahat et dimi ama^^


    dondurma delisi, daha önce duymamış olmana şaşırdım ben de :)


    özii, demek ki sabırlı birisin, ama senin de dayanamadığın bir sınırı vardır bunun :)


    Nabrut, aaa rica ederim :) ben her fotoğrafımı yazımla alakalı seçerim. hatta bazen yazıyı 5 dakkada yazarım fotoğrafı bir saatte bulurum :))

    YanıtlaSil
  10. Bazen öyle çileden çıkartabiliyor insanlar:)

    YanıtlaSil
  11. noldu şu davan yaaa.
    fırat.

    YanıtlaSil
  12. Maviye iz süren, hem de nasıl çileden çıkartıyorlar :) sustukça tepene çıkanlardan korunmak lazım..


    deeptone, o dava öyle kaldı, geri mail yazmıştım ama dönüş olmadı.. zaten söyledikleri karikatürü kaldırdım ;)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…