Ana içeriğe atla

yanlış selaymış!

2014'ün ilk yazısını traji komik bir olayla yapmak nasip oldu..
konu , ananeme ölmediği halde camiden sela okuyan uykulu hoca!
olay dün gerçekleşti, sabah namazından sonra telefonuna bir mesaj gelmiş hoca efendinin..
'annem vefat etti , selasını oku'
hoca da uykulu uykulu mesaj atanın ismini dayımın ismi sanmış ve zaten hasta olan ananemi öldü sanmış..
saat 7 gibi selası okunmuş, biz yılbaşı gecesi geç yattık tabi duymadık selayı..
selayı duyan diğer komşular ananemin evine hücum etmişler , herkes şokta çünkü ölümcül değildi durumu..
eve giren bakıyormuş ki ananem ve dedem uyuyor , kapıyı açan kapatıp çıkıyormuş.
orda durumlar böyleyken benim panik atak annemin durumdan haberi yok tabiki..
evde iş yaparken komşuları görmüş, hazırlanmış cenazeye gidiyorlar güya!

annemi gören şok geçiriyormuş, annem nereye gidiyorsunuz diyormuş kimsede ses yok..
birine birşey mi oldu diyormuş ses yok..
anneme bu durumu nasıl söyleyeceklerini düşünüyorlar herhalde, biliyorlar annem öğrenince kıyameti koparacak.
annen... demiş birisi ve annem o anda anlamış yere yığılmış!
sesli sesli bağırıp ağlıyormuş, yürüyebilse gidecekmiş ama ayaklarından canı çıkmış yığılmış yere..
sonra bir kuvvetle ayağa kalmış çıplak ayak annanemin yanına koşa koşa gitmiş odaya girmiş yere yığılmış..
yaşayan annesine mi sevinsin, geçirdiği şoka mı üzülsün..
sonra hocaya söylemişler de yanlış anons yaptım diye haber vermiş..
biz olaydan bu kadar geç haber alırken istanbuldaki akrabalara bile haber verenler olmuş..
hemen atla gel cenazeye diyerek..
neyseki kimse yollara dökülmeden durum anlaşılmış..
bunca yıldır köyde böyle bir olay olmamıştı..
akşam annem hem bana anlatıyo olayı hem de,
-ey gidi napıcam ben resmen ölüm anını yaşadım, kendimi alıştırıyordum ama hepsi boşmuş, diyor..
öyle işte güler misin ağlar mısın halimiz aynen böyle :(



Yorumlar

  1. Hay allah bir hata nelere mal olmus. Kötü birsey olmamis en azindan diye kendinizi teselli edeceksiniz..

    YanıtlaSil
  2. çok ürkütücü bir hata yapılmış allah gecinden versin

    YanıtlaSil
  3. Benim de dedeme yapmışlardı arkadaşları şaka olarak! Gerçekten öldüğünde selasını şaka zannetmişti çoğu kişi....

    YanıtlaSil
  4. Böyle şeyin şakası mi olur ya hu, okurken ben bile şoka girdim... Allah gecinden versin canım...

    YanıtlaSil
  5. Allah'ım tam trajikomik.. Allah anneanneciğine uzun ömürler versin.

    YanıtlaSil
  6. Aman Allahim, okurken aglicaktim resmen. Ne kotu bir durum olmus, ozellikle annecigin icin. Anneleri hayatimizdan eksik etmsin Allahim.

    YanıtlaSil
  7. kötü bir durum olmuş cidden,neyse kimseye birşey olmasın da..

    YanıtlaSil
  8. Gerçekten böylesi görülmedi.
    Allah uzun ömürler versin.

    YanıtlaSil
  9. ay çok kötü oldum ya!
    ne zor bişidir.
    ya annene bişi olsaydı Allah korusun!!

    YanıtlaSil
  10. allam ya sahiden de güler misin ağlar mısın.
    tam filmlik bi sahneymiş.
    iyi ki annee bişi olmamış ya.

    :)

    YanıtlaSil
  11. Hay Allahım şimdi okuyunca hem şaşırıyor insan, hem de gülesi geliyor yahu :) Neyse ki annanen iyi Merve. Bu arada köy neresiydi ? Bilelim de, hocanın hata yapabileceği aklımızda bulunsun :)

    Öperim...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…