Ana içeriğe atla

teyzeler teyzeler :)

daha önce de söylemiştim biz iki kız kardeşiz.. 
Melek'le aramızda 2 yaş var normalde ama kafa yapısı ve kişilik olarak aramızda dağlar kadar fark var..
şimdi neden bundan bahsettin diyeceksiniz, kardeşim nişanlanıyor bu hafta o yüzden :)
evet abla olarak beni geçti hem de hiç hesapta yokken bir anda işler bu noktaya geldi..
nisan ayında benim sözüm kesilecek diye hazırlık yaparken kardeşimin kısmeti açıldı diyelim..
***
türk gelenekleri biter mi, günlerdir telaş içindeyiz diyebilirim..
erkek tarafı bize geldi tanışmaya, sonra biz onlara gittik iadeyi ziyarete..
yüzük almaya hep birlikte gidiliyor..
"ağırlık" denen bir olay var zaten isminden belli çok ağır geçeceği :)
bana kalsa erkekle kız gitsinler istediklerini alsınlar gelsinler..
ama bohçalar, sandıklar derken gelenekler uzayıp gidiyor..
büyük konuşmuyorum ama ben böyle yapmayacağım ;)
eğer 2 kişi evleniyorsa, o eve ikisi girecekse kendi kendilerine zevklerine göre alışveriş yapmaları gerekir..
tabiki aileler en büyük destekçi ama kalabalıkla işler daha ağır ilerliyor..
***
valla işe giderken daha çok dersaneye gidiyordum, şimdi evdeyim hiç gidemiyorum bu olaylar yüzünden :(
4 ayım kaldı konular dağ gibi...
gelişmeleri yazmaya çalışıcam yine görüşmek üzere blogdaşlar ;)



*foto: weddingchicks

Yorumlar

  1. eğer 2 kişi evleniyorsa, o eve ikisi girecekse kendi kendilerine zevklerine göre alışveriş yapmaları gerekir..

    valla ben de böyle düşünüyorum,sıkılırım öyle cümbür cemaat kalabalık içinde her kafadan bir ses çıkan alışverişten,bişey alacaksan da heves bırakmazlar insanda...

    hayırlısı olsun şimdiden ikinize de

    sevgiler

    YanıtlaSil
  2. Mervecim kolaylıklar diliyorum dilerim herşey gönlünce olur.
    Ben de anlam verememişimdir bu ma aile alışveriş çılgınlığına. Bırakın gençler halletsin her şeyi değil mi ama :))
    Sevgiler canım

    YanıtlaSil
  3. hayırlı olsun kolay gelsin evde hazırlıklarda. :)

    YanıtlaSil
  4. Ortasını bulmak lazım bu işlerin.
    Biz düğün alışverişi yaparken hic kimse yoktu, hani bazı şeyleri aldiktan sonra pisman olup keske bir fikir veren olsaydı dedim bazı esyalarda.
    Biz zaten bohca falan hicbirsey yapmadigimiz icin hiç öyle topluca alışverişe cikmadik :)
    Yani mobilyada falan belki fikir verebilirler de diğerleri gerçekten gereksiz artık. O alınanlar kullanılmıyor bile..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…