Ana içeriğe atla

iyi sağlıklaar :)

herkes mis gibi bahar fotoğrafları paylaşıyor benim ne eksiğim var diyerek,
açtım bilgisayarı başladım içinden sağlık ve bahar fışkıran fotoğraflar bulmaya :)
benim de şöyle kaliteli bir fotoğraf makinem olsaydı 
elime koca bir tabak alır,
içini havuç, ceviz, kuru incir, kuruyemişle doldurup şöyle bir poz verirdim size :)
bu sıralar Dr. Mehmet Öz izlemeye taktım kafayı..
bakıyorum daha iyi hafıza ve sağlık için neler yemeliyim..
dün şunu öğrendim ki beynimizin %60'ı omega3 yağından oluşuyormuş..
dolayısıyla beyni besleyen en önemli madde omega3..
ceviz bunun için en ideal besinmiş ;)
tabiki ben bir avuçla doymuyorum, dolu dolu yiyorum bıkana kadar orası ayrı :)
şimdi yaz da geldi meyve çeşitleri de artar yavaş yavaş..
kütür kütür erikler, karpuzlar, kirazlar :)
Allah ne verdiyse yemek lazım..
sevgiler efendim <3

turningpoint


arosynoteblogspotcom


cannellevanille


cannellevanille


disorganized72tumblrcom


limileetumblr



*fotolar alıntı olup, nerelerden alındığı altında yazmaktadır.

Yorumlar

  1. sana da günaydın Nihal ;)

    YanıtlaSil
  2. ooff erik en sevdiiğim meyve !! yaz meyvelerine bayılıyorumm : ))

    YanıtlaSil
  3. Fotoğraflar harika. Canelle et vanille'in fotoğraflarına bayılıyorum özellikle. Çok iç açıcı bir post olmuş.

    YanıtlaSil
  4. Senem, az kaldı ekşi ekşi eriklere kavuşmaya sabret :))

    Deniz, haklısın gerçekten.. böyle kaliteli fotolar gördükçe insan telefonla foto çekmek istemiyo :)

    Nihal, :)))

    YanıtlaSil
  5. ay ben de çilek kiraz istiyom artık :)

    YanıtlaSil
  6. deeptone, az kaldı dayan tatlımm :))

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…