Ana içeriğe atla

çerçeve ile duvar dekorasyonu

son bir yıldır moda olan çerçevelerle duvarları süslemek benim de aklımın bir köşesindeydi..
düğün telaşından böyle ince ayrıntılara zaman kalmıyor malum,
hem de içine girdiğimiz evimizin neresine ne koysak diye düşünmek daha kolay oluyor..
salonumuz küçük olduğu için vitrin, konsol tarzı mobilyalar almadık biz..
yemek masamızı gösterişli seçelim dedik..
duvarlara tablo mu çerçeve mi asalım derken,
the company mağazasında bu çerçeveleri gördük aldık..
inanın bunları tek tek hizalı şekilde duvara asmak resmen eziyet oldu eşime..
kağıt bantlarla metreyle ölçe biçe üç saatte astık hepsini..
tamam ev bizim olsa da duvara çivi çakmak çok acı verici oldu eşim için :)
gözleri doldu nerdeyse vazgeçelim asmayalım dedim..
evimizle çok uğraştı, çok ilgilendi o yüzden benden çok kolluyor dikkat ediyor herşeye..
velhasılkelam sonuç böyle oldu..
düğün fotoğraflarımızı alınca içlerine siyah beyaz fotoğraflar koymayı düşünüyorum..
ama bu haliyle bile çok şık duruyor bence ;)
sevgiler efenim..





Yorumlar

  1. Sandalyeler benim dikkatimi çekti en çok:)
    Çerçeveleri asimetrik asınca da güzel oluyor.
    Ama öyle sanıyorum ki bi 1538 yıl değişiklik istemeyecektir eşin duvarlarda:))

    YanıtlaSil
  2. tablolar çok hoş,ama sandalyeler cıvıl cıvıl,şahane olmuş
    güzel günlerde kullanmanız dileğimle :)
    sevgiler

    YanıtlaSil
  3. Duvar müsait, yanlara doğru dolabilir çok keyifli bir biçimde:-) (Kıyabilirseniz:-)

    Masaya bayıldım:-)

    Ben artık çerçeve boyutunda kâğıt kesip onları duvara yapıştırarak ayarlıyorum, ölçüp biçmek çok yorucu oluyor zira, aklında bulunsun, daha pratik:-)

    YanıtlaSil
  4. çok güzel olmuşlar :) ben de yenilenen yatak odama bir şeyler yapmak istiyorum ama kıyamıyorum temiz duvarlara :) şu an aşırı özendim ama :) bu arada blogun çok güzelmiş, takip edemeden duramadım :D

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…