Ana içeriğe atla

küçük hanım mutfakta :)


küçük hanımın mutfağından herkese merhaba ^-^
minnak evimde evcilik oynamaya devam ediyorum, tabiki en sevdiğim yer evimin mutfağı oluyor..
birilerini doyurmak fikri bile güzelken,akşama kadar sizin için çalışan eşinize yemek yapmak çok daha zevkli.
yıllardır özene özene aldığım çeyizlerimi kullanmak ayrı zevkli :)
düğünüme katılamayan arkadaşlarımdan akrabalarımdan ufak hediyeler almaya başladım bu sıralar..
fincan takımları, süs eşyaları geliyor tam da beğeneceğim türden ;)
şimdilik evimizde hiç kimseyi ağırlamadık diyebilirim, 
kız kardeşimin düğünü için bu hafta trabzona gideceğim geldikten sonra davetler başlar sanırım..
internetten tarifler araştırıyorum, merak ediyorum ne yapabilirim diye..
dün incirli muhallebili tatlı yatım, yukarda tabakta gördüğünüz şey  yani :)
ilk kez zeynep ablamın evinde yemiştim çokça beğenmiştim..
bir yemek blogu olmasamda güncemde ara sıra yaptığım değişik tarifleri yazacağım..
ne de olsa günümün büyük çoğunluğu artık mutfakta geçecek :)
tarifi internetten aldığım kadarıyla buraya yazacağım artık yapmak isteyenler olursa diye..

incirli muhallebili tatlı

Kek Malzemeleri:
3 yumurta
1 su bardağı şeker
1 su bardağı un
1 tatlı kaşığı tarçın
1 kabartma tozu
5 tane kuru incir
1 su bardağı çekilmiş ceviz

Kuru incirleri biraz ılık suda bekletin ve  küçük küçük doğrayın, ceviz ile birlikte kek karışımına en son ekleyin, orta boy borcamın içini yağlayın ve malzemeyi dökün, 170 derecelik fırında yarım saat pişirin. (kekin içinde sıvıyağ ve süt tarzı şeyler yok dikkatinizi çekerim^^)

Muhallebi Malzemeleri:
1 litre süt
2 yemek kaşığı mısır nişastası
2 yemek kaşığı un
5 kaşık şeker
1 kaşık tereyağı ya da margarin
1 paket kremşanti

Tereyağ ve kremşanti harici bütün malzemeyi karıştırın orta ateşte kaynayana kadar pişirin, kaynayınca tereyağını ekleyin kapatın ve biraz soğutun. soğuyan muhallebiye kremşantiyi dökün ve mikserle biraz çırpın. pişen keki fırından alın biraz dinlenince 1 su bardağı ılık suya azıcık şeker şeker ekleyip bütün keki ıslatın (isteyen ılık suya 1 kaşık granül kahve koyabiliyor) . son olarak soğuyan kekin üzerine muhallebiyi dökün ve hindistan ceviziyle süsleyin.

görüntüsü normal bir tatlı gibi olsa da lezzeti on numara bir tatlı oluyor :) şimdiden yapacak olanların eline sağlık^^ görüşmek üzere ;)


Yorumlar

  1. günlük yaşamım, canım yukarda sağüst köşede tabaktaki incirli tatlı :) aceleden pek foto çekemedim, altı kek üstü muhallebi zaten..

    YanıtlaSil
  2. kendi mutfağında şef sen oluyorsun ve bu benim çok hoşuma gidiyor, evliliğin ilk yıllarında fırsatı iyi değerlendirmek lazım, insan bir hevesle gaza gelip müthiş hamaratlık gösterilerinde bulunabiliyor :)

    YanıtlaSil
  3. Zerrin Ablaaaa :))) hoşgeldin, yorumların devamını bekliyorum artık öpüyorum :D


    cecilia, aynen dediğin gibi canım :) internette harıl harıl tarif bakıyorum , bakalım ne zaman sıkılırım :)

    YanıtlaSil
  4. yeni evinde güle güle otur. ne güzel bir anlatımın var :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…