Ana içeriğe atla

gün geçmiyor ki bir gün daha geçmesin ^^


işe girdiğimden beri ayları günler takip edemiyorum,
kasım bitmiş ben ne zaman girdiğini unuttum peh :)
kasımda aşk başkadır, happy autumn , hoş geldin kasım gibi postlar yazacaktım daha öhüü :)
kışın girmesiyle birlikte patlak veren doğum günlerine yetişmeye çalışıyorum bu sıralar :)
ve dün ki hediye alma maceramı anlatmak istedim nedense..
iş çıkışı koştur koştur mağazalara bakarken sonunda ne alacağıma karar verdim,
mağazada koştur koştur renk , desen seçtim kasaya gittim..
ellerimde poşetler vardı , bir elimde de telefonum.. parayı çıkaramayınca telefonu kasanın yanına bırakıp ödemeyi yaptım..
eve geç kaldım diye hızlı hızlı çıktım, koşarak yolumu yarıladım telefonumun hiç çalmadığını farkettim :)
poşetlere baktım, çantaya baktım kalbim duracaktı, evet telefonumu kasanın yanında unutmuşum :(
6 senedir kullandığım nokia'dan sonra eşim süpriz yapmış geçen ay yeni bir telefon almıştı bana..
o yüzden bu kadar üzüldüm unuttuğuma..
aman Allahım diyerek koşa koşa onca yolu geri gittim..
iş yeri sahipleri telefonu kurcalıyordu..
nasıl sevindim nasıl sevindim ^^
adam kimi arayayım diye düşünüyormuş meğer .
son arananlara bakmış adam, eşim yok, kocacım yok, aşkım yok hiç bir akraba ibaresi yok :D
en çok aranan isim "Aydın"  diye tam eşimi arayacakken ben içeri girmişim..
tanıştığımızdan beri eşimi ismiyle kaydetmiştim rehberime ve bunun tartışmasını ara sıra yapıyorduk kendisiyle.
neden hala ismimle kayıtlıyım , değiştir artık şunu diyip duruyordu :)
şimdi bu olaydan sonra değiştirme kararı aldım ama ne yazacağımı düşünüyorum hala :D
herkeslerde olmayan, yapmacık durmayın, samimi bir hitap arıyorum anlayacağınız :)
fikir vermek isteyenler yazabilir seve seve okumak isterim ;)
bugün cuma, yaşasın haftasonu tatili diyerek kaçıyorum..
iyi bakın kendinize ..




Yorumlar

  1. Sevdicek... Biricik... Sanırım bunlar benim kullanıcaklarım olurdu kuzum :)

    YanıtlaSil
  2. Valla benimkinde de eşim ismiyle yazıyor. Bir tek annem annem diye kayıtlı telefonda onu arasınlar artık:-)

    YanıtlaSil
  3. Benim telefonumda eşim AHİRİM diye kayıtlı :)

    YanıtlaSil
  4. Yeniler Kendini Hayat, :) biriciğim gibi birşey olabilir evet güzel fikirmiş canım :) inşallah bunları kullanacağın kişiyle evlenirsin sen de ^^

    Handan, haha :D bulan kişi vicdanlıysa kimi arayım diye düşünür artık , niyet kötüyse anneye felan da bakmaz :D


    Adsız, Ahirim! wow. ilk kez duyuyorum ve çok orjinalmiş hakketen :)



    YanıtlaSil
  5. Bizde sekiz yillik evliyiz.askim diye baslarda kayitliydi ama bayadir ismiyle kayitli.

    YanıtlaSil
  6. Benimkinde eşim oldum olası "aşk" diye kayıtlıdır :) onun benim hayatımda ki ismen karşılığının en yalın hali bu olduğu için :) belki fikir olur :D

    YanıtlaSil
  7. Mehtap, ben de değiştirmek istemiyorum aslında :)


    Famelika, ayy çok hoşuma gitti bu ;) hem farklı hem anlatılmak isteneni bir hayli anlatıyor. çok beğendim :)

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…