Ana içeriğe atla

Yemek deyince akan sular durur!



"Bir Dünya Fikir" blogunun sahibi Beyza beni mimlemiş.. uzun zamandır mim yapmıyordum , konu yemek olunca canım çekti ben de yazayım dedim o:O

En sevdiğiniz yemek?

hemen hemen her yemeği severim ama su böreği, sarma, musakka ilk üçe girer..

En sevdiğiniz tatlı?

şerbetli tatlılardan baklava, sütlü tatlılardan sütlaç severim ımmm mis mis :)

Siz çocukken anneniz?

küçükken daha çok annem değilde ananem yöresel yemekler yapar yedirirdi bana.. mısır unundan yapılan lapa, un ve sütten yapılan oğmaç yani tırmık çorbası, un helvası çocukluğumdan hatırladığım güzel yemekler ;)

Çocukken de şimdi de?

çocukken de şimdi de karpuz peynir ikilisini çok seviyorum.. kışın da kuru fasülye pilava bayılıyorum ...

Yemeği sevdiğiniz ilginç şeyler?

mesela ben pırasa yemeğini limonla değil üzerine yoğurt koyarak yerim, arkadaşlarım bunu duyunca baya şaşırmışlardı.. bizim oralarda salamura yapılmış tuzlu hamsi, patates haşlaması ve toz peynir üçlüsü her mevsimin gözde yemeğidir mesela ben de çok severim.. patatesleri minci dediğimiz peynire batırıp yeriz..

Türk Mutfağı dışında?

ben yeni tatlar denemeyi çok severim.. sevdiğim yemek olursa evimde de yaparım.. kırgız arkadaşımdan öğrendiğim kırmızı kırgız pilavını hala severek yapıyorum ve yine onların mutfağından "lağman " yemeğini çok seviyorum..

Yemeyi sevdiğini sağlıksız şeyler?

ne kadar sağlıksız bilmiyorum ama nutella kavanozunun dibini görene kadar yiyorum.. bunun dışında sağlıklı beslenmeye çalışırım..

En sevdiğiniz meyve?

meyveleri çok severim, karpuz, çilek, kiraz , muz .. hepsi benimm bebeklerim :)

Açken ben?

huysuuuzz, aksiii, naleettt :) kısaca mutsuz olurum..


"Yeniler Kendini Hayat"  başta olmak üzere okuyan , dileyen herkes bu sorulara cevap verebilir.. bizler de keyifle okuruz valla ;) sevgiler saygılar efendim..




Yorumlar

  1. Gece gece yemek yazısı okumak insanın karnını acıktırıyor:) En iyisi mi ben gidip bir şeyler atıştırayım:) İyi geceler:)

    YanıtlaSil
  2. Ve teşekkürler yanıtladığın için;)

    YanıtlaSil
  3. Aa beni de davet edin bak ben de istedim şimdi bu postu cevaplamayı :) Emri vaki oldu biraz ama :))

    Pırasayı ben de yoğurtlu yerim bu arada, bence nefis oluyor :)

    YanıtlaSil
  4. Hamiyet Akan, :) ara sıra gece kaçamakları yapmak lazım, afiyet olsunn :)


    Beyza Aydın Baser, ne demek canım zevkle yanıtladım :)


    Yeniler Kendini hayat, ne demek canım tabiki yapabilirsin, dur hemen senin adını da yazıyorum .. yap bakalım okuyalım bizde ;)

    YanıtlaSil
  5. aynen meyveleri çok severim ^^

    YanıtlaSil
  6. Çok aç görünmüş gibi mi oldum Mervecim :)) Ama nezaketin için çok teşekkür ederim, benim ismimi posta eklemen beni ziyadesiyle mutlu etti :) En kısa zamanda cevaplayacağım inşallah..

    YanıtlaSil
  7. Mutlu bir pazar günü diliyorum:)

    YanıtlaSil
  8. Syhn, :)))

    Yeniler Kendini Hayat, ne demek canımm :))


    Hamiyet Akan, teşekkürler Hamiyet Hanım, size de mutlu pazarlar..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…