Kırlent yaptım, oldu :)

16:26:00 Merve Sevim 16 Yorum

İstanbul'da en sevdiğim şeylerden birisi "pazar kültürü"..
neredeyse her semtte, haftanın belli günlerinde kurulan pazarlara bayılıyorum..
bazıları kıyafet ağırlıklı bazıları yiyecek..
evlenmeden önce sadece kıyafetlere bakıyordum, mango, koton, bershka ne istersen buluyorsun :)
şimdi işler biraz değişti tabi, her hafta mutfak alışverişini pazardan yapmak büyük keyif benim için..
artık mağazalarda satılan çoğu şeyin muadili hemencek pazarlarda satılıyor..
mesela bu kırlentler, normal mağazada 30, 40 liraya satılıyor hatta daha da pahalı..
mor çiçekli fon perdeme uygun kırlent aldım ben de bu hafta..
içi boş kırlentlerin tanesi 5 lira..
evlenirken aceleyle aldığım bazı yastıklarımı hiç beğenmiyordum..
pamukları bir garip olmuştu zamanla..
aklıma bu şekilde değerlendirmek geldi ve yastıklarımı kesip kırlent yaptım..
içlerindeki pamuğu direk kırlente doldurmadım, pazardan tanesi 2 liraya beyaz mitil aldım..
sonuç toplam 14 liraya iki tane yepyeni cicili bicili kırlentlerim oldu ;)




16 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Farzet ki yazdıklarımı anlayabildin. Ya anlayamadıkların?

16:49:00 Merve Sevim 6 Yorum


Farzet ki yazdıklarımı anlayabildin.
Ya anlayamadıkların?
Ya yazıp da sildiklerim?
Ya yazamadıklarım?
***

Ben blogumun bendeki etkisini unutmuşum..
bir rahatlama aracıydın sen benim için..
yazdıklarımı milyonlar okuyormuşçasına hevesle yazardım..
bir iki yorum gelirse havalara uçardım "beğenmişler" diye..
içimi dökerdim, sayardım, kızardım, sinirimi boşaltırdım..
şimdi hadi birşeyler yazayım dediğimde birşeyler engel oluyor yazmama..
insanın hayatında sürekli iyi şeyler olmuyor, sürekli mutlu mesut yazılar yazmak istemiyorum,
ama o alınır, bu kırılır diye yaşadıklarımı yazamıyorum artık bunu farkettim..
kendimi gizli sınırlar çizmişim meğersem..
eski usul deftere mi yazmaya başlasam diyorum,
ya da yeni bir blog mu açmalı, adımı sanımı vermediğim gizli bir blog?

***
bir dizi sevdim : Hatırla Gönül..
uzun zamandır böylesine severek merakla takip ettiğim bir dizi olmamıştı..
Sezen Aksu "Yaralı" şarkısını Gökçe Bahadır için yazmış olabilir mi?
Yoksa dizinin etkisinde çok mu fazla kaldım..
Sen ne büyük oyuncuymuşsun Gökçe Bahadır!
Hüzün bir insana bu kadar mı yakışır..
O,  Ali Sunal  kafasını taşlara vursun seni kaybetti diye, bu film sayesinde artık yeni hayranınım..
İnşallah reyting kurbanı olmazsın "Hatırla Gönül"...




6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

mısır ekmeği yaptım :)

13:39:00 Merve Sevim 13 Yorum


karadenizde ne yenir diye sorsanız üç beş yemeği geçmez bizim mutfağımızın yemekleri..
lahana, hamsi, mısır olmasaydı bizim milletimiz aç kalırdı :)
genel olarak bakıldığında çoğu yemek uydurma tarifler olarak ortaya çıkmıştır..
hamsiyi pilava koyarız, hamsi kuşu yaparız, kızartırız ya da salamura yaparız..
lahanayı sarma yaparız, çorba yaparız, lahana yemeği yaparız..
mısırdan un yaparız, mısır ekmeği yaparız, mısır ekmeğini yoğurdun içine doğrayıp yeriz..
ünlü et yemeğimiz yoktur, doğulular gibi kebaplarımız yoktur, yağlı bulgurlu ağır yemeklerimiz yoktur..
neden mi?
benim fikrim şöyle, karadenizde erkeklerin çoğu kahvede otururken kadınlar çalışır,
bundan dolayı kadın hem dışarda bağda bahçede çalışır hem de akşam eve gelip acele yemek yapar,
aman akşama yemek yetiştireyim gayretiyle böyle pratik yemekler ortaya çıkmıştır.
tabi şimdiki biz gençler internet sayesinde canımızın istediği yemekleri bakıp yapabiliyoruz.
ben de evimi özlemiş olmalıyım ki bu aralar canım sürekli bizim yemeklerden yapmak istiyor.
mısır ekmeğini annem daha iri kırılmış mısır unundan yapardı, sobada yapardı ve sıcak mısır ekmeğinin arasına terayağ sürüp yerdik :)
mısır ekmeği kolay kolay bayatlamadığı için uzun zaman mutfakta tüketilebilir.
mısır ekmeğini bir kase yoğurdun içinde ufalayıp yemek de bizim en sevdiğimiz yemeklerdendir.
hem sağlıklı hem doyurucu :)
ben orjinal mısır ekmeği yapmasam da mısır ekmeği pastası yaptım diyebilirim, malzemelere bakınca ne demek istediğimi anlayacakınız. bu arada tarif hunerli bayanlar  blogundan alınmıştır.

Mısır Ekmeği Tarifi

Malzemeler:
1 yumurta
1 su bardağı süt
1 su bardağı sıvıyağ
1 yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
yarım su bardağı un
4 su bardağı mısır unu
1,5 su bardağı kaynar su
1 paket kabartma tozu

Yapılışı: öncelikle yumurta , şeker, tuz , süt ve sıvıyağ bir yerde çırpılır. un , mısır unu ve kabartma tozu başka bir kapta harmanlandıktan sonra yavaşça çırptığımız sulu harcın içine eklenir. bu aşamada kalın bir tahta kaşıkla çalıştım ben çünkü karışımın hamuru bu andan itibaren çok sertleşecek. son olarak kaynar haldeki bir buçuk bardak suyu yavaşça hamura ekliyoruz ve topaklar kaybolana kadar çırpıyoruz. tereyağ ile iyice her yerini yağladığımız orta büyüklükte kalıba ya da borcama döküp 180 derece önceden ısıtılmış fırınca 40 dk pişiriyoruz. siz yarım saat geçtikten sonra ara sıra kontrol edin üstü kızarana kadar pişirin. ben fırından aldıktan sonra sıcak sıcak 3 dilimi çayla  kek gibi yedim , sıcak hali çok  daha lezzetli yeniyor diyebilirim. soğuduktan sonra dilimleyip, serin yerde saklayıp uzun süre tüketebilirsiniz :)
afiyet olsun..




13 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Tahinli Susamlı Kek

16:42:00 Merve Sevim 11 Yorum

susamlı

Madem kış geldi, madem yağmurlar bizi eve kapattı bize de mutfağa geçmek için gün doğdu ;)
tahinli keki görüp ilk denediğimde evdekiler benle biraz dalga geçmişti :)
kardeşim özellikle susamlı kek mi olur, yine buldun değişik bişey diye bana çok gülmüştü..
sonra bu canıım kekin kokusu bütün evi sarınca bir gecede hepsini yiyip bitirmişlerdi ;)
tahinli kekin en güzel yendiği mevsim kış mevsimi bence ..
yanına da çay veya sütlü kahve en yakışan içeçekler ..
denemek isteyenler için nacizane tarifim aşağıdadır,
nacizane diyorum çünkü ben yemek yada pasta blogu değilim,
deniyorum, sevdiğim ve yapabildiğim şeyleri ara sıra burada paylaşıyorum..

Malzemeler:
3 yumurta
1 su bardağı şeker
1 su bardağı süt
yarım su bardağı sıvıyağ
yarım su bardağı tahin
2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
Kek kalıbını yağlamak için, 1 kaşık tereyağ ve yarım çay bardağı susam

Yapılışı klasik yumurta ve şekeri çırptıktan sonra diğer malzemeleri ekleyin, orta büyüklükte kek kalıbını tereyağla yağlayıp susamla kaplayın ve hamuru kalıba dökün. 180 derecelik fırında 15 dakika pişirdikten sonra fırını 160 dereceye indirin ve yarım saat daha pişirin. Bu kekin püf noktası pişirme şekli, ağır ağır pişmeli yani ;)

afiyet olsun...


11 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Merhaba :)

16:58:00 Merve Sevim 9 Yorum


*Günün lafı,
-Buzdolabındaki dondurma kutusundan, sarma çıktığı günden beri dış görünüşe önem vermiyorum :) 

Biz kadınlar bazen çok acayip olabiliyoruz..
geçen gün evde domates yoktu, eşimin canı da melemen çekti..
o kadar kışlık melemen yaptın aç birini yap diyor..
bense civcivlerini koruyan tavuklar gibi sinirleniyorum, ya deli misin onlar kışın yenecek!
ben onları zor günler için yaptım..
akşam işten yorgun çıktığımda yapıp yiyeceğim ben onları..
daha ekim ayından kışlıklar yenmeye başlanır mı hiç :)
halbuki ondan değerli mi , aç birini pişir nolcak ki :)
yukarıdaki günün lafına çok güldüm, benim dolabımda aynen bu halde şuan :)
herşey kara kış günleri için..
bunun dışında ufak ufak evi düzenlemeye başladım..
yazlıklar yukarı, kışlıklar aşağı..
sandaletler kutuya, butiler ayakkabı dolabına..
pikeler baza altına , yorgan ve battaniyeler yatağın üstüne..
tv battaniyesi pufun üstüne...
mutfakta ise yazlık kışlık durumu yok ancak kap kacak sevdası yüzünden koca mutfağa sığamaz oldum..
haddinden fazla su bardağı, kupalar, kek tabakları, kaseler almışım..
artık iç içe doldura doldura kendime yer açmaya çalışıyorum..
bu sepeti english home'dan almıştım, misafir geldiğinde ekmek sepeti olarak kullanıyorum..
onun dışında içine fincanlarımı doldurdum rafta dekoratif olarak duruyor..
bir taraftan evdeki fazlalıklara yer açmaya çalışırken bir yanda da eksiklerimizi tamamlamaya çalışıyoruz..
 siz de durumlar nasıl?
bu kışı sadece ben mi bu kadar kafaya takıyorum :)


9 yorum:

sizi sevi_yorum :)

giyecek hiçbir şeyim yok :)

08:58:00 Merve Sevim 4 Yorum




geldi yine "giyecek hiç bir şeyim yok" mevsimi ..
eşimin dolabını açıyorum tak tak, bir tişört bir pantolon ütüleyip yarın bunları giyersin diyorum..
gel gelelim sıra bana gelince aynı bu resimdeki gibi dakikalarca bakıyorum bakıyorum bakıyorum..
bu çok ince, bu çok kalın, bunun boyu kısa, bunun boynu açık, bunun rengi olmaz...
aslına bakarsan dolap dolu, ama gerçekten giyecek hiç bir şeyim yok :)
yağmurdu, rüzgardı derken hızlı bir giriş yaptık soğuk mevsimlere..
en acilinden dolabı baştan düzenlemem gerekiyor..
nereye elimi atsam yazlık etek ve tişörtlere çarpıyor..
kışlık hazırlık yaptım o kadar sadece boğazımı düşünmüşüm :)
buzlukta, dolapta yer kalmadı ama giyecekleri unutmuşum..
Sizde durumlar nasıl?



4 yorum:

sizi sevi_yorum :)

20 karede bozcaada tatili :)

16:53:00 Merve Sevim 15 Yorum

hayaller bozcaada gerçekler trabzon :)
karadenizli insanın yaz tatillerini başka yerde geçirmesi zordur,
bilenler bilir malum fındık ayı yaza denk geldiği için çoluk çocuk herkes bahçede olur..
o yüzden alışık değilimdir tatilde nereye gideceksin sorusuna..
tabi artık çalışma hayatına atıldık ve yıllık izin denilen,her dakikası değerli o tatille bu sene tanıştık :)
bloglarda sıkça tavsiye edilen Bozcaada'yı biz de gidip görelim dedik..


7 saatlik yolculuk sonrası adaya ulaştık..


ada eski rum evleriyle ve onların şip şirin pencereleriyle süslü..
tabi rum evlerinin çoğunu butik pansiyona çevirmişler..


diğer tatil bölgelerine göre biraz pahalı bir yer olduğunu söyleyebilirim..
biz Kalais Otelde kaldık..
Kalais rumca "sert esen rüzgar" anlamına geliyormuş  ve merkezden biraz yukarıda bulunuyor..



merkezdeki sokaklarda dolaşırken ay burayı da çekmeliyim, burası da çok güzel,
bu evin penceresine bayıldım diye diye geziyorsunuz :)



üzüm bağlarıyla dolu olan adada adım başı şarap satan dükkanlar var..
yemek yerlerinin de çoğu hatta hepsi içkili ..


adada  gezebileceğiniz kitap fuarı ve küçük müzeler mevcut, fuara giriş ücretsiz müzeler paralı..


yaz sezonu mayıs ayında açılıp, eylül sonuna doğru kapanıyormuş ve ada nüfusu 500 oluyormuş..


adım başı karşınıza çıkan küçük tezgahlardan yazlık süs eşyaları satın alabiliyorsunuz..


kafe ve yemek yerleri ise sıcacık renklerle süslenmiş :)


adanın minik bir pazar alanı bile var, ister takı toka alın ister reçel ..


reçel demişken adada bin bir çeşit reçel yapıyorlar,
meşhur domates reçeli, kızılcık reçeli, üzüm reçeli, süt reçeli, portakal reçeli ve dahası..
domatesi sevsem de portakal hala favorim :)


adanın meşhur çiçek pastahanesi ise damla sakızlı bademli kurabiyesiyle ünlü..
kilosu 40 lira olan damla sakızlı kurabiyeyi çok çok beğendim :) 



limanda restoranların önünde kısa bir yürüyüş yolu var..


burası da adanın meşhur kalesi..




giriş ücreti 5 lira olan kalenin içinde kalıntılar var , surlardan adayı seyredebiliyorsunuz..


  

burası da adanın halk plajı Ayazma.. fazlasıyla kalabalık ve dip dibe bir ortamı var..
2 dk ilerisindeki Habbele plajı ise tam aksine çok sakindi..
malum tesettürlü olduğum için daha rahat etmek için Habbeleye gittik biz, 
yüzme bilmesem de kafamıza göre eğlendik diyebilirim :)


son gün ada turuna katıldık ve adanın diğer ucundaki rüzgar güllerini görmeye gittik..
ada turu dediğime bakmayın biz araçsız olduğumuz için mecburen katıldık,
kişi başı 20 lira olan tur sizi alıp rüzgar güllerine götürüyor :)



araç burada yaklaşık bir saat güneşin batmasını bekliyor..
insanlar da şaraplarını açıp filmlerdeki gibi güneşin batışını seyrediyor :) 


bu pozu vermezsek olmazdı diyerek biz de fotoğraf çekme gayretine düşüyoruz o sıralar :)


ve son..
güneşi batırıp adaya geri dönüyoruz..
son gecemizde televizyonda "bir küçük eylül meselesi" filmini görünce biraz şaşırıp,
adayı tekrar filmi izleyerek seyrediyoruz..
biz adayı beğendik şimdiden gideceklere iyi tatiller diliyorum :)

15 yorum:

sizi sevi_yorum :)

kış hazırlığı part2 :)

12:35:00 Merve Sevim 24 Yorum




beklenen ikinci kış hazırlığımı da nihayet tamamladım :)
meğer ne eğlenceliymiş kış hazırlığı yapmak..
her ne kadar eşim, -savaş mı çıkacak, kıtlık mı çıkacak yorulma ,uğraşma,  dese de :)
-sen anlamazsın kadın işinden :) deyip geçtim mutfağa..
6 kilo çanakkale domatesi, 1 kilo  çarliston biber, bir kaç tane acı çarliston ve sarımsak..
10 tane de yarım kiloluk kavanoz aldım tanesi 1 liradan..
bir çay bardağı sıvıyağında biberleri küçük küçük doğrayıp kavurdum..
domatesleri kabuklarını soymadan rondodan geçirdim ve tencereye ekledim..
sarımsak ve tuzunu da koyup kısık ateşte 15 dakika kadar pişirdim..
sıcak menemeni kepçeyle kavanozlara bölüştürüp hemen kapaklarını sıkıca kapattım..
kapağı kapatırken önce geri doğru çevirdim, iyice oturunca ileri doğru döndürdüm..
zaten çok sıcak olan kavanozları bir havlunun üzerine ters çevirdim..
onlar soğurken aldığım kurdeleyle fiyonklar yapıp silikon tabancasıyla kavanozlara yapıştırdım..
işte sonuç bu :)
sonuçta yaz kış her meyve sebze marketlerde olsa da, herşeyi mevsiminde tüketmek gerekmez mi..
kışın karpuz yemiyorsak domates de yemeyelim o zaman ;)
tabi konservesini yapanlar afiyetle yiyebilirler :))


24 yorum:

sizi sevi_yorum :)

1. geleneksel yaz temizliği :)

17:09:00 Merve Sevim 14 Yorum

bizim evde birinci yıldönümü kutlamaları tüm hızıyla sürüyor :)
eşyalarımızda bizimle birlikte birinci yıllarını kutlamak istediler ,
biz de onları kırmadık hepsiyle tek tek ilgilendik :)
halılar halıcıya, perdeler makineye, koltuklar, dolaplar havuza yüzmeye gönderildi :)
bir kaç gün süren bu kutlamalara "geleneksel yaz temizliği" adını verdik..
her yer mis koktu, pırıl pırıl parladı..
evin hanımı biraz yorulsa da seneye görüşmek üzere deyip kutlamaları sonlandırdı :)







14 yorum:

sizi sevi_yorum :)

yıldönümü hikayesi

14:36:00 Merve Sevim 22 Yorum


1. evlilik yıldönümü, bunu yazarken bile şoklar geçiriyorum zamanın bu kadar çabuk geçtiğine inanamıyorum..
2 ağustosta bir yılımızı doldurduk..
bana evli misin diye soranlara -evet yeni evliyim diyordum , bir yıl dolmuş artık neyine yeni diyorsam..
ilk yılın heyecanından mı, mutluluktan mı, birbirine alışma çilesinden mi neden bu kadar çabuk geçti anlamadım..
bir senede tecrübe ettim ki ne kadar uzun sevgililik yaşarsan yaşa, aynı eve girmedikçe ben onu çok iyi tanıyorum deme ^^
bazı huyları seni sinir ederken bazı çok güzel huylarına şaşa kalıp bayılabiliyorsun..
sevgiliyken aman kavga anında ağzımı tutayım dediklerini evlendikten sonra daha rahat söyleyebiliyorsun :)
bunun sebebi ne olursa olsun zaten karı-kocayız beni terk edemez duygusu olabilir :D
her kavga sonrası barışma çabaları ise tadından yenmez güzel bir olay..
evlilikteki kadın erkek iş dağılımının adaletsizliğine takıyorsun bazen kafayı..
yemek, çamaşır, ütü, temizlik, alışveriş kadının asli görevi iken erkeklerin sadece ara sıra tabağını masadan kaldırması ve bak sana yardım ediyorum demesi bunun en büyük göstergesi :)
çalışan kadınların işi on kat daha zormuş onu anladım mesela..
hiç öyle çamaşırı makine yıkıyor, bulaşığı makine yıkıyor demeyin bir kere makineyi doldurup boşaltın göreyim sizi ;)
bütün bu iş yükümüzün ağırlığı ara sıra dilimize vursa da (tamam sık sık dilimize vursa da) bu bizim deşarj yöntemimiz yapacak bişi yok dırdırımızı dinleyeceksiniz :)
ilk yıl cicim ayı derler ona da zerre inanmıyorum, bence ilk yıl alışma yılı olmalı.. 
evliliğin kurallarına, görevlerine, eşine alışma yılıdır ilk yıl..
sonraki yılların daha kolay ve rahat geçeceğine inanıyorum şahsım adına..
tabi bu post çocuksuz bir yeni evlinin yorumlarını içeriyordu,
çocuk gelince herşeylerin ters düz olacağını ve bu ilk günlerimizi mumla arayacağımı biliyorum :))
sevgiler..




22 yorum:

sizi sevi_yorum :)

kış hazırlığı part1 :)

17:17:00 Merve Sevim 15 Yorum


Geçen sene tembellik yapıp, kışlık fasülyemi, bezelyemi trabzondan annemden istemiştim..
zavallı annem bir valiz doldurmuş gelmişti :)
bu sene fasülyenin kilosu 2 liraya düşünce kendim yapabilirim dedim ve doldurdum pazar çantasına..
pazar fiyatları, kilo olarak fasülye 2, köy patlıcanı 3, barbunya 3 liraydı..
fasülyeleri iki üç dakika haşlayıp soğuk suya attım ve bekletmeden poşetlere bölüştürüp dolaba attım..
barbunyayı haşlamadan çiğden poşetlere doldurdum..
patlıcanları ise ince çubuklar halinde doğrayıp haşladım ve poşetledim..
trabzonda mısır unlu patlıcan tava yaparız biz..
patlıcan aşığı biri olarak her çeşidini severek yiyorum ben, bir gün unlu kızartmasını da çekip koyarım buraya..
araya kaynamış pırasa ise tamamen özlediğim için dünkü akşam yemeğimdi :)
klasik zeytinyağlı havuçlu pirinçli yaptım..
ama biz üzerine limon sıkarak değil yoğurt koyarak yeriz pırasayı..
arkadaşıma söylediğimde çok şaşırmıştı, nasıl yani yoğurtla hiç yemedim demişti..
güzel oluyor valla deneyebilirsiniz :)
sağlıklı günler dilerim...












15 yorum:

sizi sevi_yorum :)

yaprak sarması :)

15:50:00 Merve Sevim 11 Yorum

bunların hepsi bazı zor işleri kolaylaştırmak için ,
yoksa işten eve gidip sarma sarmayı kimse iple çekmez :)
hadi merve fotoğraf da çekersin, bloga da koyarsın diye diye oturdum masanın başına..
Trabzonda üzüm yaprağı değil karalahana sarması yaparız biz..
üzümü istanbula gelince yapıp yemeye başladım ve çok sevdim..
hatta fazla fazla yapıp buzdolabı poşetine koyup dondurucuya bile attım..
acil misafir olduğunda hemen elimin altında olsun diye..
ama siz yine de bana gelecekseniz önceden haber vermeyi unutmayın :))
sarmanın iç malzemesinde, pirinç, soğan, limon, nane, kuş üzümü, pulbiber, maydonoz ve tuz var...
tabi hem içine hem de pişerken üzerine döktüğüm sıvıyağ..
sizin deneyip beğendiğiniz farklı içler varsa yazın onu da denerim ;)
sağlıcakla kalın..






11 yorum:

sizi sevi_yorum :)

iç güveysinden hallice..

17:08:00 Merve Sevim 9 Yorum


Ramazan bayramınız mübarek olsun , Allah tuttuğumuz oruçlarımızı kabul eylesin ..
bu bayramı daha doğrusu tatili iple çektim ben..
yoğun tempomuz bitti çok şükür işlerimiz normale döndü..
bu zamana kadar köyümde bayram geçirmeye alışmış biri olarak, istanbuldaki bayramdan pek bişi anlamadım..
telefonla araşmak da gidip görmenin yerini tutmuyor bence..
siz bayramlarda ne yapıyorsunuz bilmiyorum ama ben bu seneyi biraz düşünceli geçirdim..
bu zaman kadar sevdiklerimi hep arayıp sordum,
bayram olsun ya da olmasın, aklıma gelince aradım , mesaj attım ..
ama isterim ki onlar da bana aynı şekilde davransın..
akrabalık ilişkilerini evlendikten sonra daha önemsemeye başladım mesela..
dayıdır, haladır, teyzedir arada bir arayıp sormak, haber almak gerekiyor diye düşünmeye başladım..
ama kardeşim küçüğüz diye hep biz mi arayacağız!
neden benim dayım ara sıra arayıp,
-nasılsın kızım bir ihtiyacın var mı?
-evlendin , herşey yolunda mı?
-iyi misin?  demiyor...
neden hep bizden küçüklüğümüzü yapmamızı bekliyorlar da kendileri büyüklüklerini göstermiyor..
neden bu kadar maddiyatçı olduk..
para hırsı yüzünden kardeşimizi, torunumuzu defterden sildik..
evlendikten sonra noluyor biliyor musunuz,
eşimin tarafına karşı mahcup olmayayım, akrabalarım gelsin gitsin, beni sorsun isiyorsun..
bu kız burda yanlız değil imajı versin, biz onun hep yanındayız desin..
yok ama kimsenin kimseye minneti yok..
ferhat göçerin son şarkısını dinlediniz mi?
gençliğimi geri verseler, bu kez en çok kendimi severim diyor?
böyle mi yapmak lazım, kimseyi kafaya takmamak, sadece kendimiz için mi yaşamamız gerekiyor..
yaşlanmadan bu işin sırrını çözmem lazım,
zaman geçiyor ve gerçekten ömrümü boş insanlara üzülerek geçirmek istemiyorum..






9 yorum:

sizi sevi_yorum :)

mutlu haftasonları

11:57:00 Merve Sevim 2 Yorum


- Baba, sen gece karanlıktan korkuyor musun?
- Hayır, korkmuyorum
- Her gece ortasında açlıktan uyanıyor musun?
- Hayır, uyanmıyorum
- Uyurken battaniyeni atıp üşüyor musun?
- Hayır, üşümüyorum
- Peki, o zaman annemin yanında sence kim uyumalı?


okuduğum en güzel baba oğul diyaloğu :)



2 yorum:

sizi sevi_yorum :)

ramazan halleri

12:40:00 Merve Sevim 6 Yorum



Siz de gün içinde;
iftara ne yapsam diye düşünüyor musunuz?
değişik ve lezzetli tarifler ararken kendinizden geçiyor musunuz?
en önemlisi instagramda gördüğünüz o güzelim yemek fotoğraflarına uzun uzun bakıp dalıyor musunuz?
ya da "sabahın köründe patlıcan musakka tarifi mi paylaşılır be kardeşim!" diye söyleniyor musunuz?
siz, sahurda bir gözünüz kapalı tostunuzu yerken, sahur masalarını özene bezene süsleyip, çekip paylaşan kadınlara hayret ediyor musunuz?
iftarda bunları bunları yiyeceğim diye hayal edip bir çorba içip doyuyor musunuz?

***
sıcak havaların istanbulda tavan yaptığı, pekmezimizi akıttığı bu son ramazan günlerinde,
işte benim de rutinim böyle geçiyor ^^
paylaşım yapmaya bile üşeniyorum :)
fazla konuşursam acıkırım, susarım gibi küçük hesaplamalar bile yapıyorum..
ama ne kadar acıkırsam acıkayım orucun ne kadar kıymetli bir ibadet olduğu bildiğim için,
sabırla , gönül rahatlığıyla tutuyorum orucumu..
Hayat Nur Artıran hanımın sohbetlerini dinliyorum, çok naif yumuşak bir anlatım tarzı var..
orucla ilgili şu hikayesini dinledim geçen gün:

Allah (c.c) akıl ve nefsi karşısına çağırıyor ve onlara "Ben kimim?" diye soruyor..
akıl, sen benim rabbimsin, ben de senin aciz kulunum, diyor..
nefis ise , sen sensin, ben de benim diye cevap veriyor..
bu cevaba karşılık Allah nefsi terbiye etmek için ateşe atıyor ve tekrar karşısına çağırıyor..
nefis yine aynı cevabı veriyor, sen sensin, ben de benim?
bunun üzerine Allah nefsi aç bırakıyor..
açlıkla karşılaşan nefis o zaman anlıyor, onları yediren içiren, açlığını gideren bir yaratıcı var..
ve O istemezse rahmetinden bir lokma bile faydalanamayacağını..
açlıkla sınanan nefis tekrar Allahın huzuruna çıkarılıyor ve aynı soru soruluyor..
nefis bu defa, sen benim rabbimsin ve ben de senin aciz kulunum diyor...

***

hiç bir insan başkası için aç kalmaz...
oruç bize kendimizi tanımamız için verilen bir fırsat..
kıymetini bilerek tutabilmeyi nasip etsin Allahım..
hayırlı ramazanlar..




photo by: weddingchicks.com

6 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Yeni evlilere bıkmadan usanmadan sorulan sorular :)

11:22:00 Merve Sevim 18 Yorum



yaşlı, genç, modern, alaturka kültürleri ne olursa olsun herkesin etrafındaki yeni evlilere sorduğu, çiftlerin de sabırla cevap verdiği kalıplaşmış sorular var..
biz bıktık cevaplamaktan onlar sormaktan bıkmadı :)


*Nasıl yavrum alışabildin mi buralara, memleketini özlüyor musun?
-Eh biraz özlüyorum, zaten üniversiteyi istanbulda okudum biliyorum buraların huyunu suyunu..
-hee iyi iyi..

*Kaç ay oldu siz evleneli, eee çocuk ne zaman yapacaksınız?
-3 ay oldu teyze dur bi nefes alalım!
-olmaz yavrum beklemeyin, nerden bileceksin ya çocuğun olmazsa!
-dur bismillah dan diye böyle söylenir mi teyze, Allah bilir orasını..
-olmaz sen yap at kenara garanti olsun..

*Hem ev hem iş zor olmuyor mu, yemekleri kim yapıyor?
-yetişiyorum çok şükür, zaten iki kişiyiz orduyu doyurmuyorum..

*E şimdi çocuk olunca çalışmaya devam edecek misin?
-Bilmiyorum şuanda çocuk düşünmüyoruz teyze..

*Kim bakacak çocuğuna?
-Yok teyze , çocuğum yok şuanda..

*Evlilik yaramış kilo mu aldın sen?
-Yok almadım yea onu da nerden çıkardın! =)

*Nasıl anlaşabiliyor musunuz eşinle?
-Yok her gün beynini yiyorum o da eve gelmiyor :D tabi anlaşıyoruz yahu mutluyuz şükür..

*Çocuk düşünmüyorsunuz yani?
-eror, eror, eror dıııtt, dıttt, dııtt........aradığınız aboneye şuanda ulaşılamıyor :D



şimdi bunları yazarak, evlenmeyi düşünenleri korkutmak istemedim aman yanlış anlaşılmasın :D
sadece evlendikten sonra çıkacak soruları bilsinler, ona göre çalışsınlar bu sorulara istedim :)
ama yine de bu teyzelerin hangi konudan soru soracakları belli olmaz aman dikkat , hehheh :)



18 yorum:

sizi sevi_yorum :)

Trabzon seyahatimiz..

10:24:00 Merve Sevim 15 Yorum

Dikkat! bu post aşırı memleket havası kokmaktadır :)
kardeşimin ani doğumu üzerine biraz rötarlı da olsa Trabzon'a gittik geçen hafta..
tatlı mı talı, bal lokması bir kızımız oldu adını "Sena İpek" koydular..
ipek böceğimiz herkese ilklerini yaşattı..
ailemizin ilk torunu oldu, bizimkiler genç yaşta anneanne-dede oldu, ben teyze oldum :)
Allahım isteyen herkese evlat sevgisini tattırsın inşallah..
sırf ipeğin doğum fotoğraflarını çekmek için aceleyle aldığımız fotoğraf makinemizi de bolca kullandık..
işte bizim köyümüzden bir kaç fotoğraf karesi..

ipeğimin minnak donu :)

köyümüz merkeze bağlı bu yüzden tam da köy havasında değil, durağımız bile var :)

Maçka yolu üzerinde köyümüz, kasaplar  kendin pişir kendin ye mekanları meşhurdur,
dayımın kasabı da bu yol üstünde "Karakaş Kasabı"..

bizim balkondan köyün manzarası, balkondan uzanıp incir yiyebiliyoruz :)

evimizin etrafı böyle fındık bahçeleriyle süslü :)

köyümün eriği :)

fındık
meşhur Trabzon fındığı, ramazandan sonra toplanmaya hazır hale gelir..

komşunun gülleri :)

bu erikten çok güzel komposto oluyor :)

köyün ortasından akan "Değirmendere" karadenize dökülüyor..

son gün annemin bize topladığı fındıklar :)

nane
evin bahçesinden annemin topladığı nane demeti, ımm mis mis :)



15 yorum:

sizi sevi_yorum :)