Ana içeriğe atla

Yeni evlilere bıkmadan usanmadan sorulan sorular :)



yaşlı, genç, modern, alaturka kültürleri ne olursa olsun herkesin etrafındaki yeni evlilere sorduğu, çiftlerin de sabırla cevap verdiği kalıplaşmış sorular var..
biz bıktık cevaplamaktan onlar sormaktan bıkmadı :)


*Nasıl yavrum alışabildin mi buralara, memleketini özlüyor musun?
-Eh biraz özlüyorum, zaten üniversiteyi istanbulda okudum biliyorum buraların huyunu suyunu..
-hee iyi iyi..

*Kaç ay oldu siz evleneli, eee çocuk ne zaman yapacaksınız?
-3 ay oldu teyze dur bi nefes alalım!
-olmaz yavrum beklemeyin, nerden bileceksin ya çocuğun olmazsa!
-dur bismillah dan diye böyle söylenir mi teyze, Allah bilir orasını..
-olmaz sen yap at kenara garanti olsun..

*Hem ev hem iş zor olmuyor mu, yemekleri kim yapıyor?
-yetişiyorum çok şükür, zaten iki kişiyiz orduyu doyurmuyorum..

*E şimdi çocuk olunca çalışmaya devam edecek misin?
-Bilmiyorum şuanda çocuk düşünmüyoruz teyze..

*Kim bakacak çocuğuna?
-Yok teyze , çocuğum yok şuanda..

*Evlilik yaramış kilo mu aldın sen?
-Yok almadım yea onu da nerden çıkardın! =)

*Nasıl anlaşabiliyor musunuz eşinle?
-Yok her gün beynini yiyorum o da eve gelmiyor :D tabi anlaşıyoruz yahu mutluyuz şükür..

*Çocuk düşünmüyorsunuz yani?
-eror, eror, eror dıııtt, dıttt, dııtt........aradığınız aboneye şuanda ulaşılamıyor :D



şimdi bunları yazarak, evlenmeyi düşünenleri korkutmak istemedim aman yanlış anlaşılmasın :D
sadece evlendikten sonra çıkacak soruları bilsinler, ona göre çalışsınlar bu sorulara istedim :)
ama yine de bu teyzelerin hangi konudan soru soracakları belli olmaz aman dikkat , hehheh :)



Yorumlar

  1. Çocuk levelini atlayınca sırada kardeş yapmayacak mısın konu başlıklı olanları gelecek, şimdiden onlara da çalış, at kenara garanti olsun:)

    YanıtlaSil
  2. kitana, ahh evet onu nasıl unuttum :) birinciyi yaparsın sonra ikinci ne zaman diye bastırırlar :)

    YanıtlaSil
  3. Sorular... sorular... sorular...
    O çocuk doğunca gene rahat yok. Bunun dişi var, çişi var, sünneti var, sınavları var, iş bulması ve evlenmesi var...
    Piuuuu:))

    YanıtlaSil
  4. ahh ahh aynı sorular aynı sorunlar sırf soru sorarlar insanın içini sıkarlar bağırıp kaçasın gelir :)
    sevgiler :)

    YanıtlaSil
  5. hah haaaaa çok tatlııııı :)))

    YanıtlaSil
  6. Çok güldüm :) Bizim millet böyle, evlenirsin bir dert, evlenmezsin ayrı dert, bana da gelen geçen "Niye evlenmiyorsun?" "Evlenmeyi düşünmüyor musun?" "Neyi bekliyorsun?" "Üzümün sapı armudun çöpü dersin yaş geçince, buldun mu düzgün birini evlen" ohooo daha neler neler :) Bazen kendimi uzaya fırlatasım geliyor bu yüzden :))

    YanıtlaSil
  7. Ay daha şimdiden bezdirdiler desene :)
    Tüm bu diyalogları toplasan kitap olur kesin :)
    Sana dayanma gücü ve sabır diliyorum :))

    Son olarak; "çocuk yok mu, çocuk?" hehehe

    YanıtlaSil
  8. ayyy okadar doğru kiii yarayan kanamız bu konular:) Milletce cok meraklıyız :) Ben cocuk konusunda bunaldıgımda bazen daha tatil yapıyoruz diyordum ki teyzenın teki gözlerini devirerek " Allah aratmasın daaa" dedi bi olmasın görürüm sizi zil takıp oynarım alt mesajlı :) Artık akıllandım demiyorum :)

    YanıtlaSil
  9. Bize, ''evlilik ne zaman?'' diye soranlarla, size, ''çocuk ne zaman?'' diye soranlar aynı örgüte üye.

    YanıtlaSil
  10. Beyza Aydın Baser, tabi insanlar nasıl bakacaksın çocuğa diye düşünmez, sadece yap der :)

    Vildan, henüz kimseye bağırmadım ama yakındır :)

    deeptone , evlen seni de görücez :)

    Yeniler kendini hayat, özlem hiç sorma evlenmeden öne yaşın geçti diye baskı yaparlar, evlenince çocuk ne zaman diye :)

    Zeynep, :) çocuk yapıp kurtulmayı düşünüyorum o derece :))

    Melike, evli ve çocuksuz isen insanlar çok rahat ve mutlu bunlar diye düşünüp, çocuk yapsınlar işleri çoğalsın diye düşünüyor bence :)

    Handan, ah evet, birinciyi yaparsın kardeş ne zaman diye tuttururlar :)

    pabucumun leydisi, ben o dönemi atlattım kurtuldum derken bu dönemdeki sorularla karşılaştım :) kurtuluş yok.



    YanıtlaSil
  11. Biz bazı soruları rutine bağlamayı severiz:)

    YanıtlaSil
  12. Biri hayatına girdiği zaman baktılar ki uzun yıllar devam ediyorsun " ne zaman isteyecekler " derler. Ardından istenir " Nişanlılık " ne zaman denir oda olur ardından "Evlilik " ardından " Çocuk " he bitti dersin bu sefer de "2.çocuğu " sorarlar :) Etrafımda çok var böyle arkadaşlarıma soranlar :) Bana da sürekli evlilik ne zaman diyorlar seneye diyorum :) Ama inatla sormaya devam ediyorlar..
    Sizi takibe aldım, bende bloguma beklerim ..
    http://yagmur-serhats.blogspot.com.tr/

    YanıtlaSil
  13. Müge , :))))


    reyhane, o yüzden bizim gibi başka bir millet yoktur sanırım :)


    Yağmur, insanların bir süre sonra hayatları çok monotonlaşıyor, ve çareyi etrafındakiler ne yapmış diye araştırmakta buluyorlar :) hoşgeldin ;)

    YanıtlaSil
  14. Kitanaaa, burada da bulduk birbirimizi...tam da aynı şeyi yazacaktım :)
    sevgili merve bu teyzeler ve sorular bitmiyor, zamanla "error" seviyen de azalıyor :)
    ya ama "çocuk ne zaman çocuk?" :))) mutluluklar dilerim..

    YanıtlaSil
  15. iki balık bir kedi, teşekkür ederim :)))

    YanıtlaSil
  16. Selamlar,
    İyi olmuş bu yaaa:))) aynen böyle... Sorular bitmez, Millet SORU BANKASI sanki:)))
    Ben de beklerim sayfama...
    fulyapimlezzetler.blogspot.com
    Sevgiler...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…