Ana içeriğe atla

salatam ve hosgeldin bahar :)



Ey, güzel günler için çırpınan insanlar!
Mutluluğu, altın kaşıklı sofralarda aramayın! ..
Mutluluk, salatanın yeşilliğinde çırpınmakta..
Mavi denizlerin derinliğinde...
***

güle güle mart, hoş geldin nisan..
güle güle kat kat giyinmek, hoş geldiniz tiril tiril etekler, bluzlar..
ve güle güle gizlenen kilolar, hoş geldiniz ordan burdan pörtleyen yağlar :)
uzun kış gecelerinde televizyon karşısında yedik de yedik..
bütün bunların acısı elbet bir yerlerden çıkacaktı ki öyle de oldu..
ev hanımları genelde kilo alınca, akşama kadar mutfaktayım tutamıyorum kendimi yiyorum diyorlar..
eee ben de çalışan kadınlar sınıfındayım ben de akşama kadar bilgisayar başında oturuyorum diyorum..
yani sizce de, siz evdesiniz, ben çalışıyorum diye diye bahaneler üretmiyor muyuz ?
tek yapmamız gereken birazcık iradeli olmak ve boğazımızı tutmak diye düşünüyorum :)
pek öyle diyet kurallarına uyan birisi değilim ama kendimce dikkat etmeye başlayacağım artık..
pazarlar renk renk sebzelerle doluyor artık, salata yemeyi de yaz kış çok seviyorum..
bazen sade bazen tavuklu bazen tonbalıklı yapıyorum..
biraz yemeklerin yağını azaltıcam, çorbamı mutlaka her akşam içicem...
özellikle yoğurt yiyeceğim, yoğurtlu semizotu, yoğurtlu havuç gibi salatalar da yapılabilir..
iş yerinde simit, poğaça yemeye son, kalorisi daha düşük şeyler alıcam, galeta gibi..
ve su!
bol bol su içmeye de çalışırsam sanırım bir kaç kilo gider yaza kadar ;)
bu arada sizin de deneyip memnun kaldığınız  tavsiyeleriniz olursa seve seve okurum ..
mutlu günler  ;)

*şiir alıntıdır: Ahmet Tevfik Ozan

Yorumlar

  1. Canım çekti ama... :) :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. haklısın ben de her baktığımda çekiyor :)

      Sil
  2. http://mavianne.blogspot.com.tr/2015/05/2-ayda-4-kilo-nasil-verdim.html

    tatlım sana kolay gelsin
    azm edersen kesinlikle verirsin
    sağlık olsun
    sevgiler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yazınızı okuyacağım şimdi :) teşekkür ediyorum ve katılıyorum.

      Sil
  3. Görüntü tam baharı simgeliyor:) ne güzel bir salata olmuş harika ellerine sağlık...
    Bloğunu yeni keşfettim ve takipteyim artık...
    Sevgiyle kal...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hoş geldin ümmü :) teşekkür ediyorum evet bahar gelince her yer rengarek olsun istiyor insan..

      Sil
  4. Ben canımın çektiğini çektiği anda yem3liyim yoksa mutsuz olurum ama bunun yanında haftada 3 gun 4-5km koşup üzerine 2 saat jimnastik pilates yapmazsam da mutsuz olurum. O yüzden tek tavsiyem spor spor spor:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok haklısın Bahar, eskiden salona yazılmıştım çok iyi oluyordu ama artık zaman yetmiyor, ama evde bildiğim minder hareketlerini yapıyorum ;)

      Sil
  5. Merhaba;
    Bahar gibi ; harika ellerine sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bahara hoşgeldin keki oldu zaten :) teşekkürler canım..

      Sil
  6. Ben de yaza hazırlık rehberimi paylaştım geçenlerde blogumda, doğa nasıl uyanıyorsa biz de uyanıyoruz işte :) mutlu günlerimiz olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynen şahika, merak ettim rehberini ;) hepimize mutlu günler ..

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…