Ana içeriğe atla

Memleketimden bahar manzaralari :)

Yer: İstanbul Üniversitesi Beyazıt Kampüsü
öğle arası hızlıca çektiğim bahçe fotoğrafları bunlar..
öğrenciyken bu kadar sefasını süremedim bu bahçenin..
ama şimdi her karışını gezip tozuyorum :)
bizim laleler çok hızlı büyüdü bu sene fotoğraflamak için geç bile kaldım..



  
  





Yorumlar

  1. Çok güzel resim bunlar. Yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  2. İçim açıldı valla çok güzeller:)

    YanıtlaSil
  3. Bu yıl çiçekler güneş görür görme açmaya başladı. :)) Çok güzel resimler, teşekkürler. :)

    YanıtlaSil
  4. Subhanallah ..Rabbim ne güzel süslemiş.

    YanıtlaSil
  5. Allah'ım ne güzel. Benim kampüsümde böyle olsa keşke. :)

    YanıtlaSil
  6. Çok güzel ya. İlkbahari seviyorum

    YanıtlaSil
  7. Off off süper. Devamını bekliyorum eline sağlık :)

    YanıtlaSil
  8. Misssler gibi koktu sanki, harika çekimler olmuş kuzucum

    YanıtlaSil
  9. Maaşallah içim açıldı harika görseller.
    Manzara muhteşem :)

    YanıtlaSil
  10. oh oh mis gibi bahar doldu ekranıma mervecim ;)

    YanıtlaSil
  11. Fotoğraflar şahane, bahar ayları ayrı bir güzel oluyor sanki :)

    YanıtlaSil
  12. Ne hoş manzaralar böyle, içimiz açıldı :)

    YanıtlaSil
  13. beautiful photos :)
    would you follow for follow?

    MyBlog


    Facebook |Bloglovin |♥Instagram | Lookbook |Google✚


    Stay Gold

    YanıtlaSil
  14. Ya ama çok güzeller :)) insanın baktıkça içi açılıyor baharı ayrı seviyorum hava olarak bunaltıcı değil tadını çıkarmalık tam şimdi :)

    YanıtlaSil
  15. Bu güzel fotoğrafların devamını bekleriz

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…