Ana içeriğe atla

Portakalli Limonata Tarifi ;)

klasik limonata tariflerin bir kenara atın :)
rengiyle göze , tadıyla damağa hitap eden bir tarif buldum çünkü..
genelde limonata yaparken ne yaparız, elimizde sıkacakla tek tek limonların suyunu sıkıp, kabuklarını çöpe atarız..
çünkü limon kabuğu acıdır..
ama sarı renginin yoğun olduğu kısım da limonun kabuğudur..
bu tarifte 2 limon ve 1 portakal kullandım..
limon ve portakalı yıkayıp bir gece önceden buzluğa attım..
bir gece buzlukta bekleyen limon ve portakalı çıkarıp 15 dakika kadar dışarda beklettim..
sonra küçük dilimler halinde doğrayıp hepsini robota koydum..
robottaki dilimlerin üzerine 2 su bardağı şeker koyup yavaşça robotu çalıştırdım..
içindeki malzemeler biraz sert olduğu için robot ilk başta zor hareket etti..
dinlene dinlene bütün malzemeyi robotto püre haline getirdim..
sonrada ince delikli bir süzgeç ya da tülbent yardımı ile karışımı süzdüm..
süzdüğüm limonatamı 3 litre suyun içine koyup tadını ve kıvamını kontrol ettim..
bu noktada isteğe göre şeker ilavesi yapılabilir..
daha önce denediklerim bu kadar sarı olmamıştı o yüzden bu tarifi sizinle de paylaşmak istedim..
malum yaz geliyor ve yaza en yakışan içeçeklerden biri limonata :)
sevgiler..











Yorumlar

  1. ellerine sağlık canım çok güzel gözüküyor.

    YanıtlaSil
  2. Ellerinize saglik yazin deniycem mutlaka:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. şimdiden afiyet olsun o zaman :)

      Sil
  3. Nasıl canım çekti ellerine sağlık :)

    YanıtlaSil
  4. Güzel görünüyor.
    Bir tarifte ben vereyim:)
    Limonlar güzelce yıkanır ve küçük küçük doğranır üstüne şeker koyulur ve dolapta bekletilir.
    Daha sonra şeker ve limonlar güzelce ovulur/sıkılır.
    En son bir süzgeç yardımıyla posa iyice süzülür.
    Dilenirse şeker ilave edilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim canım tarif için :) şekerle bekletmek de limonun acılığını alır dimi iyi fikirmiş ;)

      Sil
  5. Merhaba Merve hanım :) Rahmetli babam usta aşçıydı :) Biz limonatayı çok seviyoruz diye arada yapardı. O zamanları robotumuz yoktu ama babacım limonların kabuklarını önce bir güzel rendeler sonrada şekerle çiğ köfte yoğurur gibi yoğururdu :)) ama nasıl lezzetli olurdu o limonata :) tadına doyamazdık :)
    Çok duygulandım limonatayı görünce :(
    Ellerinize sağlık <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Açelyacım..
      Allah rahmet eylesin babacığına..
      ne güzel bir baban varmış ki size bir çok güzel anı bırakmış, ellerine sağlık şekerle ovmayı deneyeceğim bir sonraki tarifte ;)

      Sil
  6. Ellerinize sağlık, çok lezzetli görünüyor. Yaz aylarının vazgeçilmez içececeği. Ben de en yakında deneyeceğim ;) Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim :) eline sağlık şimdiden afiyet olsun :)

      Sil
  7. Ama ellerine sağlık ki :) ben greyfurt ve portakalı beraber çok sıktığım için portakal ve limonu da denerim :)) bardakları süsler miyim bilmiyorum ama :)

    YanıtlaSil
  8. Önümüz yaz tam limonata zamanları geliyor artık sıcak günlerde serin serin ne güzel içilir eline emeğine sağlık afiyetler olsun canım,sevgilerimle..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Günah var mı karıncayı kırınca?

İstanbul'da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa'yı titreten, koca Akdeniz'i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi. O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını.
Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içind…

Aşka Yükseliş ve Seni İstiyorum

AŞKA YÜKSELİŞ 

Ben izlediğim filmin yorumunu hemen bloga ekleyemezsem bir daha kafamdakileri toparlayıp yazamıyorum buraya sevgili okuyucularım.. o yüzdendir ki bu iki filmi hemen sizlerle paylaşmak istedim.. birbirinin peşi sıra çekilmiş iki film bunlar.. ilkinden başlıyorum önce "Aşka Yükseliş" filminden yani.. ünlü Melisa P. filminin oyuncusu Maria Valverde ile yakışıklı bir uşak başrolde.. zengin kız Babi ile sorunlu, agrasif , motorcu genç Hugo'nun aşkını konu alıyor tamamen.. yani tahmin ediyorum hangi kız izlese erir biter Hugo'nun yaptığı romantiklikler karşısında.. tamam sorunlu olabilir ama aşkın hakkını da çok iyi vermiş.. yani severek izlediğim filmin sonuna ne kadar üzüldüm anlatamam ! güzel işlenmiş bir konu ama sonu saçma bitmişti.. mutlu sonla bitmeyen filmleri sevmiyorum ben.. neyse film hakkında birşeyler araştırırken bir de ne göreyim, filmin devamı çekilmiş meğersem..

SENİ İSTİYORUM

İşte filmin devamı seni istiyorumu da aradım buldum hemen izlemeye…

Trabzon adı nerden gelmektedir ?

Evliya Çelebi Trabzon için şöyle demiş:
- Bu şehre küçük İstanbul denilse yeridir. İrem bağları gibi süslü bir şehirdir burası. Hamsi balığı pek meşhurdur. Onun için şu beyitleri söylerler:

Trabzondur yerümüz ,
Ahça tutmaz elümüz ,
Hamsi paluk olmasa ,
Nic'olurdu halumuz.

***

Bir zamanlar Trabzon'un bulunduğu yerde küçük, şirin bir kasaba varmış. Bir gün, kasabaya, tozu dumana katarak dört nala, bir atlı girmiş. Doğruca nalbant dükkanına giderek haykırmış:
- Atım terini soğutmadan tiz nallayın! Yoksa hepinizi kılıçtan geçirim.
Herkes, süvarinin heybetinden titremeye başlamış. Nalbant hemen dört nal hazırlayıp süvariye uzatmış:
- Yiğidim, gör nalları! Beğenirsen çivileyelim, demiş.
Süvari nalları şöyle bir yoklamış, avucunda sıkarak iki büklüm edivermiş:
- Ben teneke değil, nal isterim! diye gürlemiş.
Nalbant bu defa, halis çelikten dört nal hazırlamış, atını nallamış. Atlı yabancı memnun. Cebinden bir altın çıkararak nalbanta uzatmış. Nalbant, altını parmakları arasında şöyle…